500+ madde
- tutmakkelimef.Tutmak; elinde bulundurmak; eliyle kavramak; kavrayarak eline almak; almak.
- çıkmakkelimef.Bir yerden, bir yerin içinden dışarı varmak. : Evden çıktılar.
- çekmekkelimef.Bir cismi, başka bir cisim kendisinde var olan kuvvetin etkisi ile harekete geçirmek, yürütmek; asılmak.
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- geçmekkelimef.eT.Bir yerden gelip başka bir yere gitmek; geçip gitmek.
- vermekkelimef.eT.(Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şey için) birisine eriştirmek; iletmek; alması için ona doğru uzatmak; yararlanmasını sağlamak.
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- vurmakkelimef.eT.Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere, birine, bir şeye hızla indirmek.
- yapmakkelimef.eT.İnşa etmek; kurmak; yaratmak.
- atmakkelimef.Bir nesneyi elden bırakıp boşluğa, ileriye doğru fırlatmak. [Yüknekî]
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- açıkkelimesf.eT.Açılmış olan; katlı, sarılı, örtülü, kapalı durumda olmayan.
- başkelimeis.eT.Beyin ve dört duyu organının, dokunma duyusunun bir kısmının, sindirim ve solunum organlarının başlangıcının bulunduğu, insan vücudunun en üst kısmı;…
- kulakkelimeis.eT.Başın iki yanında bulunan işitme ve denge duyusu organı. [Yüknekî]
- gelmekkelimef.eT.Bulunulan yere başka bir yerden ulaşmak; varmak.
- yatakkelimeis.eT.Uyumak, dinlenmek gibi amaçlarla üzerine ya da içine yatılan şey.
- baskıkelimeis.Bir maddeyi bastırmak suretiyle sıkma ve sıkıştırma işi; tazyik.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- kötükelimesf.eT.(Mal, malzeme, eşya vb. nesneler için) iyi nitelikte olmayan; bozuk; kalitesiz; kullanıma elverişli olmayan.
- üstkelimeis.eT.Gök yüzüne bakan yüz; üst yüzey. .
- yolkelimeis.Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmeyi sağlayan hat; tarik.
- kurmakkelimef.(Yay vb. için) germek. [Yüknekî]
- ortakelimesf.Ara; beyn.
- tutulmakkelimef.Hakkında tutmak eylemi gerçekleştirilmek; tutulmak; alıkonulmak.
- yerkelimeis.Toprak.
- yanmakkelimef.Tutuşmak.
- çekmekelimeis.Bir kuvvetin, bir cismi kuvvetin kaynağına doğru asılması eylemi.
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- bırakmakkelimef.Alt.Elde tutulan veya taşınan şeyi tutmaz olmak.
- askıkelimeis.Bir nesneyi asmağa mahsus yapılmış araç; askılık.
- kolkelimeis.İnsan vücudunun omuzdan başlayarak parmak uçlarına kadar olan kısmı. [Yüknekî]
- tabankelimeis.Ayağın yere basan alt yüzü.
- yankelimeis.Taraf.
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- dikmekelimeis.eT.Bir şeyi dik olarak yerleştirme eylemi.
- durmakkelimef.eT.Hareketsiz olmak; kımıldamamak.
- düzenkelimeis.Bir bütünü meydana getiren birçok öge arasında zaman, yer, mantık, güzellik, ahlâk vb. açılardan kurulmuş uyumlu bağlantı; düzgünlük.
- parçakelimeis.Far.Bir bütünden alınan, bölünen, ayrı sayılan veya arta kalan kısım; bölüntü.
- yemekkelimef.eT.Bir yiyeceği ağızda çiğneyerek yutup mideye indirmek.
- kesmekelimeis.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak işi; kesmek eylemi.
- yüzkelimeis.eT.Bir şeyin üst kısmı; yüzey; satıh.
- kaçmakkelimef.Bulunması gereken bir yerden zor kullanarak veya hileyle ayrılmak; firar etmek.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- basmakkelimef.Ayakların tabanı ile vücudunun ağırlığını verecek şekilde yere veya bir şey üzerine çıkmak, durmak.
- dilkelimeis.eT.Ağız boşluğunda yer alan, arka kısmıyla ağız tabanına bağlanan, tat almağa, yutkunmaya ve konuşmaya yarar, çizgili kaslardan meydana gelmiş, uzun,…
- yakmakkelimef.eT.Ateş oluşturmak.
- başlıkkelimeis.Korumak amacıyla başa giyilen nesne; takke; külah; serpuş; miğfer; agel; arakiye; bere; börk; kabalak; kalpak; kep; kavuk; taç.
- aynakelimeis.Far.Işığı yansıtarak cisimlerin görüntüsünü veren arkası sırlı cam; gözgü.
- çaprazkelimesf.Far.Çarpı işareti şeklinde birbiri üstünden geçen veya birbirini kesen.