orta
kelimesf.Köken
or (ana meydan) > or-t-ū / orta / otrā
Anlamlar
- 1
{eAT}Ara; beyn.
- 2
{eAT}{eT}Her iki yanında kendi cinsinden eşit miktarda şeyler bulunan.
[DK][EUTS][Gabain]
- 3
{eAT}{eT}İki şeyin arasında ve her birine eşit uzaklıkta bulunan.
[DK][EUTS][Gabain]
- 4
{eAT}{eT}Ne çok fazla ne de çok az olan; orta seviyede olan; orta büyüklükte olan; orta ağırlıkta olan.
[DK][EUTS][Gabain]
- 5
İki karşıt nitelik veya durum arasında yer alan; tutarlı; ılımlı; vasat.
- 6
dbl.(Ses için) boğumlanma noktası, ağız boşluğunun orta kesiminde olan.
- 7
dbl.(Ses için) tınısı açık bir ünlü ile kapalı bir ünlü arasında bulunan.
- 8
{eAT}{eT}is.Bir şeyin iki ucundan da aynı uzaklıkta olan yer.
[DK][EUTS][Gabain]
- 9
Bir çemberin bütün noktalarından, kürenin yüzeyinin bütün noktalarından aynı uzaklıkta olan yer; merkez.
- 10
Başlangıç ve sonu olan şeylerde başlangıç ile son arasındaki hemen hemen eşit uzaklıkta bulunan yer.
- 11
Bir yerin kenarlarından aşağı yukarı eşit uzaklıkta bulunan yer.
- 12
Belirli bir sürenin, dönemin, sürecin başlangıç ile bitiş noktalarının arasında tam ortada bulunan an; bu ana yakın durumda olan zaman.
- 13
Siyasette kanatlar arasındaki aşırılıktan uzak konum; siyasi yelpaze üzerinde muhafazakâr eğilimle köklü reformlara yönelen eğilim arasında yer alan ılımlı siyasi görüş; ılımlılık.
- 14
Yeniçeri kuruluşlarında tabur veya bölük.
- 15
fiz.Bir olayın gerçekleştiği yer.
- 16
mat.Orantı.
- 17
spor.Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden üçüncü ve dördüncü dereceye verilen ad; büyük orta; küçük orta.
- 18
spor.Futbolda, sporculardan birinin, topu kale ağzında toplu olarak bulunan arkadaşlarına göndermek için yaptığı vuruş.
- 19
Görülen, içinde bulunulan yer; meydan.
- 20
Görünür, algılanır olan durum.
- 21
İki ve daha çok konum arasındaki ara konum.
- 22
Herkes; kamu; hiçbir kimse, kuruma ait olmayan şey; tahsis edilmemiş şey. ‘orta malı’, ‘orta sofrası’
- 23
(Topluluk, kalabalık) içinde; arasında.
- 24
Birçok kimse veya nesne arasında merkez ve merkeze yakın konumda bulunma durumu.
- 25
Bir sınav ya da ödev kâğıdına takdir edilen, verilebilecek en yüksek notların yarısı ya da yarısına yakın değerdeki not; zayıf ile iyi arasındaki not.
- 26
{ağız}Orta gün; perşembe.
[DS]
- 27
{ağız}Davar etinin but ile bel arasındaki parçası; boş böğür.
[DS]
- 28
{ağız}Orta büyüklükteki taş parçaları.
[DS]
- 29
{ağız}Yapılarda dama uzatılan uzun ağaç.
[DS]
Bu sözcükle kurulan deyimler117
- (birinin) kirli çamaşırlarını ortaya dökmek
- aritmetik orta
- başını ortaya koymak
- büyük orta
- canını ortaya koymak
- cemaāt ortaları
- gün ortası
- ikisi ortası
- il ortası
- katrancılar ortası
- kellesini ortaya koymak
- köy orta oyunu
- kün orta
- meyve ortası
- orta adamı
- orta ağırlık
- orta ağrısı
- orta atı
- orta avrat
- orta ayak
- orta bağış
- orta bahālu
- orta baklası
- orta bayrağı
- orta baz
- orta boy
- orta boylu
- orta bozan
- Orta Çağ
- Orta Çağcı
- orta çağlı
- orta çivisi
- orta çizgi
- orta dalga
- orta damar
- orta değerler
- orta deri
- orta dikme
- orta direk
- Orta Doğu
- orta dolması
- orta elçi
- orta güz
- orta hâlli
- orta hece yutumu
- orta hizmetçisi
- orta hizmeti
- orta ilik
- orta işi
- orta kabuk
- orta karar
- orta karın
- orta kulak
- orta kulak boşluğu
- orta kulak iltihabı
- orta kuşak
- orta malı
- orta masası
- orta mektep
- orta nokta
- orta öğrenim
- orta öğretim
- orta oğul
- orta ok
- orta oyunculuğu
- orta oyuncusu
- orta oyunu
- orta parmak
- orta saha
- orta sandığı
- Orta Şark
- orta şekerli
- orta sıklet
- orta sinir
- orta sofrası
- orta su
- orta tavan
- orta tedrisat
- orta terim
- orta toplardamar
- orta torbanın tohumu
- orta uç
- orta ünlü
- orta vadeli kredi
- orta yaşlı
- orta yay ayı
- orta yaylak
- orta yıl
- orta yol
- orta yolcu
- orta yolculuk
- orta yuvar
- orta yuvarlak
- ortadan kaldırmak
- ortadan kalkmak
- ortadan kaybolmak
- ortadan konuşmak
- ortadan sır olmak
- ortanın sağı
- ortanın solu
- ortaya almak
- ortaya atılmak
- ortaya atmak
- ortaya balgam atmak
- ortaya çıkarmak
- ortaya çıkmak
- ortaya dökmek
- ortaya düşmek
- ortaya koymak
- ortaya sürülmek
- ortaya vurmak
- ortaya yayılmak
- ucu ortası belli olmamak
- ulu orta
- vücudunu ortadan kaldırmak
- yarı orta sıklet
- yürek ortası