üst
kelimeis.Köken
eT.yü-mek / ü-mek (yayılmak; uzamak) > yüz-mek / üz-mek (su üstünde kalmak) > yüz > üz (üst) > üst
اوست
Anlamlar
- 1
{eAT}{eT}Gök yüzüne bakan yüz; üst yüzey. .
[Bahşayiş][DK][EUTS][Gabain][İKPÖy.]
- 2
En yüksekte bulunan konum; fevk.
- 3
Bir yere ve şeye göre kendisine değmeden yukarıda bulunan.
- 4
Bir şeyin dış yüzü; yüzey.
- 5
Bir şeyin görünen yüzü.
- 6
Bedenin üzeri; vücut; beden; gövde.
- 7
{ağız}Bedeni örten giysi; giyecek.
[DS]
- 8
Bedenin belden yukarı kısmı.
- 9
Bir kimsenin bedeni üzerinde taşıdığı çanta vb. eşya; yan; beraber.
- 10
Elbise üzerinde bulunan cep vb.
- 11
{ağız}Alış verişte verilen para ile alınan malın bedeli arasındaki fazlalık; satıcının geri ödemek zorunda olduğu para; artan, geri kalan.
[DS]
- 12
Kademeli görevlendirmede amir durumunda bulunan; birine göre yüksek aşamada olan kimse; mavefk.
- 13
Yiyecek maddesinin üzerinde bulunan katman; köpük; kaymak.
- 14
Zaman.
- 15
Uygulama noktası.
- 16
Maddî benlik; öz; kendi; ben; karakter.
- 17
Sorumluluk; görev.
- 18
İlgilenilen, üzerinde durulan, ilişkin konu.
- 19
Öte; arka.
- 20
Eylemin, yapımın sebebi ve biçimi.
- 21
(Yemin, söz vb. için) güvence gösterilen şey; teminat; dayanak noktası.
- 22
İmparatorluk döneminde sadrazam ve diğer üst derece görevlilerin giydiği astarı sırma işlemeli samur kürk.
- 23
Üste gelen yakını; yanı.
- 24
Daha iyisi; üstünü.
- 25
Kredi hesabı; hesap.
- 26
as.Silahlı kuvvetlerde görevli askerî personelin kıdem ve rütbe yönünden büyük derecesini belirten terim.
- 27
mat.Bayağı kesirde pay.
- 28
sf.Birkaç nesneden daha yukarıda bulunan.
- 29
Sınıflandırma ve derecelendirmelerde ele alınan şeye göre daha yukarı derecelerde bulunan.
- 30
En önde, en başta bulunan.