vermek

kelimef.

eT.bér-mek / bir-mek > vermek

ويرمك

  1. 1

    (Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şey için) birisine eriştirmek; iletmek; alması için ona doğru uzatmak; yararlanmasını sağlamak.

  2. 2

    (Kendi mülkiyetinde bulunan şey için) herhangi bir karşılık beklemeksizin birine bırakmak veya bağışlamak; armağan etmek.

  3. 3

    Birine istediği ya da arzuladığı bir şeyi sağlamak; imkân tanımak.

  4. 4

    Birini bir şeyden sorumlu kılmak; bir şeyi bir kimsenin sorumluluğunda bırakmak.

  5. 5

    Ondan bilmek; nedeninin o olduğunu düşünmek; atfetmek; yormak.

  6. 6

    (Düşünce veya bilgi anlatan şeyler için) başkalarına iletmek; bir kimseye ya da topluluğa bir bilgiyi iletmek, öğrenmelerini, yararlanmalarını sağlamak; söylemek; bildirmek; ulaştırmak; aktarmak.

  7. 7

    Kişi ya da kişiler üzerinde belli bir duygu, izlenim uyandırmak; bir durumun oluşmasına yol açmak.

  8. 8

    (Sevgi, ilgi, dikkat, ömür vb. için) döndürmek; çevirmek; yöneltmek; adamak; feda etmek.

  9. 9

    (Yön, ön, arka vb. için) yönünü o şeye çevirmek; yöneltmek; döndürmek; çevirmek.

  10. 10

    Herhangi bir duruma yol açmak.

  11. 11

    Bir şeye önceden sahip bulunmadığı bir özellik kazandırmak.

  12. 12

    Sahip kılmak; bir şey sahibi yapmak.

  13. 13

    (Konser, resital vb. için) topluluk önünde sanatını sergilemek; icra etmek.

  14. 14

    (Eğlenceli toplantılar, yemek, parti, resepsiyon vb. için) düzenlemek; konuk çağırıp ağırlamak.

  15. 15

    (Sanatçı için) topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.

  16. 16

    Satmak.

  17. 17

    Satın aldığı ya da yararlandığı bir şeyin karşılığını, bedelini ödemek.

  18. 18

    (Randevu, gün vb. için) belirlemek; saptamak.

  19. 19

    Bir iş ya da durum karşısında ödüllendirmek.

  20. 20

    (Kızı için) biriyle evlendirmek.

  21. 21

    Okul, çıraklık vb. eğitim kurumuna göndermek; birinden veya bir yerden eğitim öğretim görmesini sağlamak; kaydettirmek.

  22. 22

    Ödemek.

  23. 23

    Ürün üretmek; ortaya koymak.

  24. 24

    Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak.

  25. 25

    Hepsini herhangi bir duruma sokmak; görünümlerini, durumlarını, renklerini, biçimlerini değiştirmek.

  26. 26

    Belli bir eylemle üzerinde bir etki bırakmak.

  27. 27

    Sahip olmasını sağlamak.

  28. 28

    Sahip olmadığı niteliği kazandırmak; sahipmiş gibi göstermek.

  29. 29

    (Telaş, ateş vb. için) herhangi bir duruma sokmak; bunun etkisi altında kalınmasını sağlamak.

  30. 30

    (Değer, önem vb. için) diğerlerinden farklı bir nitelik bulmak; sahip olmadığı hâlde öyle olduğunu düşünmek.

  31. 31

    (İcra, mahkeme vb. için) ilgili işlemlerin yapılmasını sağlamak.

  32. 32

    (Mülk için) kira bedelini alarak hizmete sunmak; kiralamak.

  33. 33

    Kendine sahip olma hakkını tanımak.

  34. 34

    (Bir şey için) etki yapmak, biçimini değiştirmek.

  35. 35

    Kazandırmak, katmak.

  36. 36

    (Kadın için) bir erkekle cinsel ilişkiye girmek.

  37. 37

    Bir şekilde sonuçlandırmak.

  38. 38

    Ayırmak, harcamak.

  39. 39

    (Işık, ses vb. için) yaymak; saçmak; herhangi bir duruma sokmak.

  40. 40

    Dayamak.

  41. 41

    (Emek, zaman vb. için) harcamak; sarf etmek; ayırmak.

  42. 42

    (İlaç, kan, oksijen vb. için) hastanın tüketmesini sağlamak; kullandırtmak.

  43. 43

    Davranışları dolayısıyla ödüllendirmek ya da cezalandırmak.

  44. 44

    Bir kimsenin bilgisine, emeğine değer biçmek.

  45. 45

    {OsT}{eAT}Göndermek.

  46. 46

    yard. f.Kök veya gövdelerin sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki ile eklendiğinde tezlik bildirir.

  47. 47

    Tezlik yapısındaki fiillerle dilek bildirir. Hadi, bize kadar gidiver.

  48. 48

    Öznenin taşıdığı soyut kavramı kazandırmak, öyle bir durumun içine itmek, düşürmek gibi değişik anlamlar katarak deyimsi yapıda kalıplaşmış sözler oluşturur. fikir vermek, cesaret vermek, tiksinti vermek.

  49. 49

    {ağız}Bir durumu veya eylemi sürekli ve etkin biçimde sağlamak.

    [DS]

  50. 50

    argo.Kendisini cinsel ilişki için peşkeş çekmek.