bırakmak
kelimef.Köken
Alt.bır (terk, atılma) > bır-(a)k-mak
بيرقمقبيراقمق
Anlamlar
- 1
{eAT}Elde tutulan veya taşınan şeyi tutmaz olmak.
- 2
{eAT}Eldeki, sırttaki bir şeyi bir yere koymak; indirmek.
- 3
Bir işi veya çalışmayı bitirmeden sona erdirmek; kesmek.
- 4
Bir alışkanlıktan vazgeçmek; alışkanlığı sürdürmeyi kesmek.
- 5
Terk etmek; ayırmak; ayrılmak.
- 6
Birinin bir şeyi yapmasına engel olmamak; mani olmamak; müsaade etmek.
- 7
Gitmesine engel olmamak; gitmesine izin vermek; salmak.
- 8
Teslim etmek; vermek.
- 9
(Bıyık ve sakal için) uzatmak; koyuvermek; sarkıtmak.
- 10
Miras kalmasını sağlamak.
- 11
Sahiplik hakkını bir yere veya birine devretmek; bağışlamak.
- 12
Başka bir zamana ertelemek; tehir etmek.
- 13
Geriye kalmasını sağlamak.
- 14
Korumak üzere vermek; emanet etmek.
- 15
Sorumluluğu başkasına vermek; devretmek.
- 16
Sınıf geçirmemek.
- 17
Unutmak; uğraşmamak.
- 18
(ne .. ne ile yapılan olumsuz cümlelerde) tümünü kapsatmak. Ne mal bıraktı ne mülk, hepsini sattı, yedi.
- 19
(Erkek için) eşini boşamak; eşinden ayrılmak.
- 20
Vazgeçmek; değer vermez olmak; saymamak. Bırak şu bilmem neyi Allah aşkına.
- 21
Bir malı, pazarlık sonucu fiyat indirimine razı olarak satmak; indirim yaparak vermek.
- 22
Beraberinde bulunması gereken şeyi yanına almamak.
- 23
Yapışık bulunması gereken şeyler ayrılmak; yerinden kopmak; açılmak.
- 24
{eAT}Çıkarmak; salmak.
- 25
{ağız}(Hayvan için) düşük yapmak; yavruyu vakitsiz doğurmak.
[DS]
- 26
{eAT}Atmak.
- 27
f.gçsz.Tutmaz olmak; işlemez olmak. Soğuktan elleri de bırakmıştı.
Bu sözcükle kurulan deyimler130
- (...den) yoksun bırakmak
- (bir şeyi) tatlı yerinde bırakmak
- (birini) sokakta bırakmak
- (birini, bir şeyi) sotada bırakmak
- (birinin) yakısını bırakmak
- (kendini) akıntıya bırakmak
- abliyi bırakmak
- aç bırakmak
- açık kapı bırakmak
- açıkta bırakmak
- âciz bırakmak
- adres bırakmak
- akim bırakmak
- akis bırakmak
- anahtarı kapının üstünde bırakmak
- aralık bırakmak
- araya söz bırakmak
- arkada bırakmak
- arkaya bırakmak
- askıda bırakmak
- at bırakmak
- ateşine bırakmak
- ayaga bırakmak
- ayağa bırakmak
- ayakdan bırakmak
- ayaklar altında bırakmak
- ayaktan bırakmak
- balgam bırakmak
- baş başa bırakmak
- başıboş bırakmak
- başın aşağa bırakmak
- başını boş bırakmak
- bir tarafa bırakmak
- bıyık bırakmak
- boğazda bırakmak
- boğazında bırakmak
- bor bırakmak
- boş bırakmak
- boynına el bırakmak
- boynına kol bırakmak
- boynuna kol (el) bırakmak
- cana ateş bırakmak
- dalgalanmaya bırakmak
- demir bırakmak
- depüke bırakmak
- desteksiz bırakmak
- dikiş payı bırakmak
- dingil ayak bırakmak
- dört ucunu bırakmak
- dudak payı bırakmak
- düşüt bırakmak
- emanet bırakmak
- fosa bırakmak
- gebe bırakmak
- geriye bırakmak
- göğe bırakmak
- gölgede bırakmak
- gönlüne bırakmak
- gönül bırakmak
- gözden bırakmak
- gö~lüne bırakmak
- habersiz bırakmak (koymak)
- hayrette bırakmak
- ihtiyarı elden bırakmak
- ilişik bırakmak
- işi oluruna bırakmak
- ıslı bırakmak
- kâr bırakmak
- kararında bırakmak
- karşı karşıya bırakmak
- kaşa çin bırakmak
- kazaya bırakmak
- kendi hâlinde bırakmak
- kendi hâline bırakmak
- kendini bırakmak
- kilimi suya bırakmak
- kuru hasır üzerinde bırakmak
- lafı ağzında bırakmak
- lafını ağzında bırakmak
- lenger bırakmak
- mahrum bırakmak
- marj bırakmak
- maruz bırakmak
- merakta bırakmak
- mesafe bırakmak
- mesaj bırakmak
- meskût bırakmak
- meydanda bırakmak
- meydanı (birine, bir şeye) bırakmak
- meydanı bırakmak
- muşguluna bırakmak
- nadasa bırakmak
- od bırakmak
- oda bırakmak
- ok bırakmak
- oluruna bırakmak
- oluruna bırakmak
- ortada bırakmak
- ö~üne bırakmak
- parmak bırakmak
- pay bırakmak
- pencere bırakmak
- peşini bırakmak
- sakal bırakmak
- sallantıda bırakmak
- serbest bırakmak
- silahları bırakmak
- sonraya bırakmak
- sözü ağzında bırakmak
- sürüncemede bırakmak
- tadında bırakmak
- Tanrı’ya bırakmak
- tehire bırakmak
- temel bırakmak
- tesir bırakmak
- töhmet altında bırakmak
- ucunu bırakmak
- ümit bırakmak
- yadigâr bırakmak
- yarı yolda bırakmak
- yaya bırakmak
- yelkeni bırakmak
- yelkeni suya bırakmak
- yere bırakmak
- yükün bırakmak
- yumurda bırakmak
- yüzünü ayağına bırakmak
- zaman bırakmak
- zindana bırakmak
- zorunda bırakmak