yapmak
kelimef.Köken
eT.ya-mak (yaymak) > ya-p-mak
ياپمق
Anlamlar
- 1
{eT}İnşa etmek; kurmak; yaratmak.
[Bahşayiş][DLT][ETY][EUTS]
- 2
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
- 3
Olmasına yol açmak.
- 4
Bir eylemde bulunmak; eylemi gerçekleştirmek.
- 5
Geçici veya sürekli olarak bir işle uğraşmak; belli bir alanda etkinlik göstermek; meşgul olmak.
- 6
(Bir spor veya spor dalı için) uyguluyor olmak; gereken çalışma ve yarışmalara katılmak.
- 7
(Bir şeyi bir şey biçiminde) gerçek niteliğini vermek; varlığıyla onu oluşturmak. öğretmeni öğretmen yapan...
- 8
(Bir dilek, istek, görev, emir vb. için) yerine getirmek; uygulamak; ifa etmek.
- 9
(Matematik işlemi için) elde edilmek; vermek; eşit olmak. Dört, üç daha yedi yapar.
- 10
(Nişan, düğün, tören, gösteri vb.) düzenlemek; tertip etmek.
- 11
Bir durumdan başka bir duruma dönüştürmek. Simyacılar, bakırı altın yapmak için uğraştılar.
- 12
Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek.
- 13
Özel bir çaba ve çalışma ile düzenli bir duruma getirmek; hazır hâle getirmek.
- 14
Üretmek.
- 15
Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak.
- 16
Bir hareketi gerçekleştirmek; oluşturmak.
- 17
Kötülükte bulunmak; eziyet etmek; zarara yol açmak.
- 18
Etkili olmak; etkisi belli biçimde kendini göstermek.
- 19
Salgılamak, çıkarmak.
- 20
Belli biçimde davranmak.
- 21
Onarmak; eski durumuna getirmek; tamir etmek.
- 22
(Öğrenim için) görmek; gerçekleştirmek; uygulamak.
- 23
Bir şeyi belli bir fiyata satmak; değeri o kadar olmak.
- 24
Birini herhangi bir duruma düşürmek; ... hâle sokmak; ... duruma düşürmek.
- 25
Biriyle evlendirmek; onunla evlenmesini sağlamak.
- 26
(Belirtilen zaman için) o zamanı bulmak; ulaşmak; erişmek. Sabahı çeşme başında yaptılar.
- 27
Biriyle geçinmek; dayanmak.
- 28
{ağız}teklfz. (Erkek için) bir kadınla cinsel ilişkide bulunmak.
[DS]
- 29
{ağız}(Özel kavram) tuvalet ihtiyacını gidermek; dışkı çıkarmak; işemek.
[DS]
- 30
Özel bir durum almak; belli bir biçim kazanmak. Kıyı orada çıkıntı yapar.
- 31
Belirtilen biçimde davranmak.
- 32
Birine bir görev, unvan vermek. İlçeye müdür yaptılar.
- 33
eski. (Ticarette) biriktirmek.
- 34
yar. f. (İsim soyundan bir kelimeyle birlikte) bir durum yaratmak.
- 35
yar. f. Edinmek; bir şeye sahip olmak.
- 36
yar. f. Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek.
- 37
f.gçsz.(Belirtilen) davranışta bulunmak; davranmak, hareket etmek.
- 38
Olmak; meydana gelmek. yağış yapmak.
- 39
(İyilik veya kötülük belirten kavram için) iyilik veya kötülükte bulunmak.
- 40
(Kilometre, mil, fersah vb. için) belirtilen hıza ulaşmak; o kadar yol almak.
- 41
(İş için) kazanç sağlamak; kâr elde etmek.
- 42
alay. (İş için) bozmak; sözde iyilik etmiş olmak.