durmak

kelimef.

eT.tur-mak (ayağa kalkmak; dikilmek) > dur-mak

درمق دورمق طورمق

  1. 1

    Hareketsiz olmak; kımıldamamak.

  2. 2

    Bir yerde biraz oyalanmak; eğleşmek; tevakkuf etmek. Biraz durabilir miyiz?

  3. 3

    İşlememek, çalışmamak. Saat durmuş.

  4. 4

    Sona ermek; kesilmek; dinmek. Rüzgâr bir ara durur gibi oldu.

  5. 5

    Varlığını sürdürmek; yaşamak; devam etmek. O mağaza hâlâ duruyor mu?

  6. 6

    Beklemek; dikilmek. Kapının önünde öylece durdum.

  7. 7

    Birinin malı olarak bulunmaya devam etmek; eski hâlini korumak. Baba mülkü evlerimiz hâlâ duruyor.

  8. 8

    Var olmak. Ben daha duruyorum.

  9. 9

    Bir yerde olmak; bulunmak. Bunca rezillikten sonra neden hâlâ müdürlükte duruyor, anlamıyorum.

  10. 10

    Belli bir durumda olmak. Biraz eğik duruyor ama varsın olsun.

  11. 11

    {ağız}Bir görevde bulunmak; birinin hizmetine girmek. Bir apartmana kapıcı durmuş.

    [DS]

  12. 12

    (Olumsuz biçimiyle) sürekli çalışmak. Durmadan yazı yazdım.

  13. 13

    Bir konuyla ilgilenmek; üstüne düşmek. Neden bu kadar insan haklarının üzerinde durduğu anlaşıldı.

  14. 14

    Dayanmak; direnmek; sabretmek; sebat etmek; karar etmek. Bunca acılardan sonra nasıl durulur?.

  15. 15

    {eAT}Karşı koymak; karşı durmak.

  16. 16

    {OsT}{eAT}Ayağa kalkmak.

  17. 17

    {eAT}Kalmak.

  18. 18

    Sakin olmak.

  19. 19

    {eAT}Vazgeçmek; geri durmak.

  20. 20

    {eAT}Erişmek; yerleşmek.

  21. 21

    {OsT}Kurulmak; yapılmak.

  22. 22

    {OsT}{eAT}Bağlanmak; kendini vermek.

  23. 23

    {OsT}{eAT}Meydana gelmek; ortaya çıkmak; kopmak.

  24. 24

    Çok yaşamak; yaşamak.

  25. 25

    (Yiyecek vb. ile) ondan başka bir şey yememiş ve içmemiş olmak.

  26. 26

    Bırakmamak; terk etmemek. Sözünde duruyor mu?