- akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- ayazkelimeis.eT.Açık, bulutsuz hava, .
- ayıkelimeis.eT.Etçil olmakla beraber bal, meyve ve köklerle beslenen iri yapılı, tabanları üzerinde yürüyen, kısa kuyruklu, uzun burunlu, postu uzun tüylü, 2
- babakelimeis.eT.Bir çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek; ata; cet; peder; .
- bağlıkelimesf.eT.Bağlanmış olan.
- balıkkelimeis.eT.Omurgalılardan tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, genellikle solungaçlarıyla suyun içinde erimiş halde bulunan havayı emmek suretiyle solunum yapan,…
- baltakelimeis.eT.Kesme, yarma ve yontma işlerinde kullanılan ağaç saplı metal yüzlü kesici bir el aleti.
- binmekkelimef.eT.Yüksek bir şeyin veya hayvanın üzerine çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- bohçakelimeis.eT.İçine çamaşır, elbise vb. konularak bağlanan dört köşe kumaş parçası.
- boncukkelimeis.eT.Cam, taş, sedef, tahta, plastik gibi maddelerden yapılma ortası delikli ve renkli süs aracı.
- borukelimeis.eT.Bir yerden başka bir yere sıvı veya gaz akıtmaya yarar, içi boş, uçları açık, dar ve uzun yuvarlak nesne.
- boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
- cavlamakkelimef.eT.(İnsan için) saçları dökülerek başı çıplak kalmak.
- çiçekkelimeis.eT.Üstün yapılı, tohumlu bitkilerin bir kılıfla çevrili üreme organlarını taşıyan, parlak renkli, güzel ve gösterişli, hoş kokulu bölümü.
- dalgakelimeis.eT.Su yüzeyinde rüzgâr, deprem gibi doğal etkenlerin meydana getirdiği alçalıp yükselme biçimindeki kıvrımlı hareket.
- dalmakkelimef.eT.Gücünü yitirmek.
- damkelimeis.eT.Binaları dış etkilerden korumak için üzerlerine konulan, çoğunluğu kiremit örtü.
- dayanmakkelimef.eT.Bir yere kendini dayamak, yaslamak; oradan destek almak; yastanmak; istinat etmek.
- devekelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında hörgücü bulunan, iri yapılı bir yük hayvanı, (Camelus).
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- dipkelimeis.eT.Kök.
- dökülmekkelimef.eT.(Sıvı için) kabından akmak, boşalmak; yayılmak.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- dolmakelimeis.eT.Dolu hâle gelme eylemi.
- düdükkelimeis.eT.Üflendiği veya herhangi bir şekilde içinden basınçlı hava geçirildiğinde tiz sesler çıkaran araç.
- dumankelimeis.eT.Yanan cisimlerden çıkan, içinde çok küçük katı zerrecikler bulunan ve bu yüzden saydamlığını kaybeden gaz ve toz karışımı.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- düzmekkelimef.eT.Düzeltmek; gereksiz ve çirkin yerlerini atmak.
- düzülmekkelimef.eT.Düz hâle getirilmek; sıraya sokulmak; dizilmek; yapılmak; tertip ve tanzim olunmak; hazırlanmak.
- eşekkelimeis.eT.Tek tırnaklılardan, attan küçük, uzun kulaklı binek ve yük hayvanı; merkep; , (Equus asinus).
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- gebermekkelimef.eT.(Hakaret olarak) yatıp ölmek; şişmek.
- geçirmekkelimef.eT.Geçme işini yaptırmak; geçmesini sağlamak.
- geçmekkelimef.eT.Bir yerden gelip başka bir yere gitmek; geçip gitmek.
- göçürmekkelimef.eT.Göçe yol açmak.
- götkelimeis.eT.kaba. Anüs; kıç; makat.
- götürmekkelimef.eT.Beraberinde taşımak; yüklenmek; ulaştırmak; kılavuzluk ederek gideceği yere varmasına yardımcı olmak.
- ırgalamakkelimef.eT.Yerinden oynatmak; iki yana hafif hafif sallamak; sarsmak.
- keçikelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, eti, sütü ve tiftiği için beslenen, evcil pek çok türü ve yabanisi bulunan, boynuzlu ve sakallı, tırmanıcı ve sıçrayıcı…
- kılkuyrukkelimeis.eT.Kışı Akdeniz kıyılarında geçiren, Kuzey yarım kürede yaşayan, karışık beyaz, gri ve siyah tüylü, ince uzun gövdeli, uzun ve sivri kuyruklu bir tür…
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kokozkelimesf.eT.(Aşağılama sözü olarak) kurnaz ihtiyar; pişkin; kurt.
- küpkelimeis.eT.Eskiden, şimdiki kadar plâstik ve metal kapların yaygın olmadığı dönemlerde yiyecek ve içecekleri koymak ve saklamakta kullanılan ağzı ve dibi dar,…
- sapkelimeis.eT.Bir bitkinin eksenini meydana getiren, dal, yaprak ve çiçeklerini taşıyan, ağaçlarda kalınlaşarak odunlaşan, çoğunlukla toprak üstünde bulunan ve…
- sarmakkelimef.eT.Bir şeyi bir şeyin çevresinde dolandırmak; etrafını çevirmek.
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- sütkelimeis.eT.Kadınların ve dişi memeli hayvanların, yavrularını beslemek için memelerindeki bezler tarafından salgılanan fildişi renginde tatlımsı, besleyici…