500+ madde
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- sözkelimeis.eT.Bir duyguyu, bir düşünceyi dile getirmek için ağızdan çıkan sözcük, sözcük dizisi ya da cümle; laf; kelam; haber; mesaj; kelime. (sö:z)
- kuşkelimeis.Vücudu tüylerle kaplı, sıcak kanlı, akciğerli, boynuzsu bir maddeden oluşarak uzamış çenelerine gaga, yürümeye elverişli arka üyelerine bacak, uçmaya…
- ikikelimeis.eT.Birden sonra gelen sayının adı.
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- basmakkelimef.Ayakların tabanı ile vücudunun ağırlığını verecek şekilde yere veya bir şey üzerine çıkmak, durmak.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- ortakelimesf.Ara; beyn.
- içikelimeis.Yaşça büyük olan erkek kardeş; ağabey.
- sütkelimeis.eT.Kadınların ve dişi memeli hayvanların, yavrularını beslemek için memelerindeki bezler tarafından salgılanan fildişi renginde tatlımsı, besleyici…
- yağıkelimeis.Düşman.
- üçkelimesf.eT.İkiden bir fazla, dörtten bir eksik olan.
- arkakelimeis.Dolaşılarak varılan taraf.
- yarımkelimeis.Bir bütünün yarısı; bir şeyin yarısı; herhangi bir şeyin ikiye ayrılmış olan parçalarından her birisi.
- boşkelimesf.eT.Serbest; hür; özgür.
- bulunmakkelimef.Arama sonucu veya rastlantı olarak elde edilmek. [Yüknekî]
- kurmakkelimef.(Yay vb. için) germek. [Yüknekî]
- şekerkelimeis.Ar.Yaygın şekilde tatlandırıcı olarak kullanılan, şeker pancarı ve şeker kamışından elde edilen, bilimsel adı sakaroz olan kristal yapılı besin…
- kılıçkelimeis.Bele asılmış bir kın içinde taşınan, siperlikli bir kabzaya tutturulmuş, bir veya iki yüzü de keskin, uzun ve sivri, çelikten yapılmış kesici bir…
- bilmekkelimef.Bir şeyi öğrenmiş, kavramış olmak; malumat edinmek. [Yüknekî]
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- uğramakkelimef.eT.Bir şeyi kast ve niyet etmek; tasarlamak; planlamak; niyetlenmek; arzulamak.
- yağmurkelimeis.eT.Gökten akan su; havaküredeki su buharının yoğuşarak damlacıklar hâlinde yere düşmesiyle oluşan yağış.
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- bolmakkelimeyard. f.Olmak. [Yüknekî]
- ilkkelimesf.eT.Zaman, sıra, yer ve önem bakımından benzerlerinden önce gelen.
- binmekkelimef.eT.Yüksek bir şeyin veya hayvanın üzerine çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak.
- yükkelimeis.Ağırlık.
- sakızkelimeis.Elbiseye bulaşan yapışkan şeyler.
- işinkelimeis.Saç örgüsü.
- artkelimeis.Arka taraf; geri.
- istemekkelimef.eT.Arkasına düşmek; aramak; arzu etmek; araştırmak.
- bulutkelimeis.eT.Havanın üst katlarında, katı veya sıvı su damlacıklarının meydana getirdiği küme.
- erkekkelimeis.İnsan, hayvan ve bitkilerin dişi cinsini dölleyici olanı.
- soğankelimeis.eT.Zambakgillerden, toprak altındaki yumru kısmı değişik renk, biçim ve irilikte, yaprakları içi boş, silindirimsi ve sivri, yemeklere çeşni vermekte…
- kolukelimeis.Zaman ölçüsü olarak on saniye kadarlık birim.
- korkukelimeBir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan ruhî sarsıntı; tedirginlik duygusu.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- karınkelimeis.İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga altından kasıklara kadar olan ön bölümü; bu bölümde yer alan iç organların tümü. [Yüknekî]
- batmakkelimef.Bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmek; gömülmek.
- beklemekkelimef.eT.Sabit kılmak; hareketsiz bırakmak; tespit etmek.
- buyrukkelimeYapılması veya yapılmaması emredilen şey; emir; ferman; söz.
- kömürkelimeis.eT.Siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.
- yıkmakkelimef.(İnsan, hayvan ve ağaç için) yere düşürmek; yere sermek; devirmek; yere yatırmak.
- sanmakkelimef.Bir şeyin olma veya olmama ihtimali varken olabileceğine daha çok inanmak; zannetmek.
- alçakkelimesf.eT.Yüksek olmayan; yerden yüksekliği az olan; aşağıda olan.
- suvkelimeis.Su.
- yimekkelimef.Yemek.
- yanakelimezf.Geri dönme bildirir.
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.