boş
kelimesf.Köken
eT.boş / bōş
Anlamlar
- 1
{ağız}{eAT}{eT}Serbest; hür; özgür.
[DS]
- 2
{eT}Üstünde ve içinde hiç kimse ve bir şey bulunmayan; çıplak; tehi. [Yüknekî]
[ETY][EUTS][Gabain][KB]
- 3
Issız; tenha.
- 4
Yapacak bir işi olmayan; iş bulamamış olan; işsiz.
- 5
mecaz.Bilgisiz.
- 6
(Makam için) görevlisi olmayan; münhal.
- 7
mecaz.Yararsız.
- 8
Bir işte kullanılmayan.
- 9
Gerçeğe dayanmayan; hayal ürünü.
- 10
mecaz.Anlamsız; abes.
- 11
mecaz Verimsiz.
- 12
mecaz.(Toprak için) sürülmemiş; ekilmemiş.
- 13
{eAT}Ergin.
- 14
{eAT}Boşanmış.
- 15
{eAT}Sölpük; gevşek; pörsük.
- 16
{eAT}{eT}Salıverilmiş.
- 17
Boşaltılmış.
[DLT]
- 18
{ağız}Koyun ya da keçi doldurması.
[DS]
- 19
{ağız}Bağlı olmayan.
[DS]
Bu sözcükle kurulan deyimler67
- (eli / eli kolu) boş dönmek
- Allah emeklerini boşa çıkarmasın
- Allah seni dünya boş kalmasın diye yaratmış
- Baş olan boş olmaz
- başı boş
- başına boş
- başını boş bırakmak
- boş almak
- boş atıp dolu tutmak
- boş atıp dolu vurmak
- boş bağarsuk
- boş bırakmak
- boş bırakmamak
- boş birmek
- boş bitig
- boş böğür
- boş bulunmak
- boş çıkmak
- boş çıkmamak
- boş dolap
- boş döndürmemek
- boş durmak
- boş durmamak
- boş düşmek
- boş gezenin boş kalfası
- boş gezmek
- boş göndermemek
- boş gözlerle bakmak
- boş inan
- boş inanç
- boş kâğıdı
- boş kalmak
- boş kılmak
- boş komak
- boş koymak
- boş küme
- boş küp
- boş laf
- boş laf etmek
- boş olmak
- boş oturmak
- boş salmak
- boş şey
- boş söz
- boş vermek
- boş yere
- boş zaman
- boşa almak
- boşa atmak
- boşa çalışmak
- boşa çalmak
- boşa çıkmak
- boşa gitmek
- boşta gezmek
- boşta kalmak
- boşta oturmak
- dipsiz kile, boş ambar
- Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı
- eli boş
- kafası boş
- kursağı boş
- meydanı boş bulmak
- ötesine boş vermek
- sözün ardı boşa çıkmak
- ümidi boşa çıkmak
- umudu boşa çıkmak
- Yiğit hoş, yancık boş