- bilemekkelimef.Bileği taşına veya başka bir bileme aletine tutarak kesici aletlerin ağzını keskin duruma getirmek; keskinleştirmek; zağlamak.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- çatmakkelimef.Odun, değnek, tüfek gibi uzun şeyler için) diğer uçları serbest kalacak biçimde bir ucundan çaprazlama kavuşturarak durdurmak, tutturmak; bir araya…
- çöktürmekkelimef.Çökmesine yol açmak.
- ekmekkelimef.Bir tohumu bitki yetiştirmek üzere toprağa gömmek.
- eritmekkelimef.eT.Erimesine yol açmak; erimesini sağlamak.
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- ısırmakkelimef.Sokmak.
- kamçılamakkelimef.eT.Kamçı ile vurmak.
- kanamakkelimef.eT.Kan almak; kan akıtmak; kan emmek.
- karalamakkelimef.eT.Boya ya da kalem ile birtakım şekiller çizerek bir şeyi veya bir yeri kirletmek.
- karartmakkelimef.Rengini kara hâle getirmek; karaya boyamak.
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- koltuklamakkelimef.Koltuğu altına alarak taşımak; koltuğuna almak; koltuğa vurmak, .
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- kovmakkelimef.Birini, bir yerden sert ve onur kırıcı sözlerle uzaklaştırmak; defetmek; kovalamak; sürmek.
- körüklemekkelimef.Körükle hava vermek; körük ile ateşi canlandırmak.
- kurmakkelimef.(Yay vb. için) germek. [Yüknekî]
- kurutmakkelimef.Kuru hâle getirmek; suyunu, ıslaklığını, nemini gidermek.
- oynamakkelimef.(Bir şeyi) eğlenmek, hoşça vakit geçirmek amacıyla o şeyi kendine oyuncak veya oyun aracı edinmek. Top oynayalım mı?
- oynatmakkelimef.Oynamasını sağlamak.
- öldürmekkelimef.Bir canlının ölümüne neden olacak etkin bir girişimde bulunarak yaşamına son vermek.
- örmekkelimef.İplik, yün, tel, hasır otu, saz vb. şeyleri elde tığ, şiş gibi araçlarla birbirine ilmikleyerek dolamak ya da tezgâhta dokumak; dokumak; bağlamak.
- örtmekkelimef.Görünmesini engellemek amacıyla üstüne bir şey koymak; bir örtü ile görünmez hale getirmek; kapamak; gizlemek.
- saçmakkelimef.Bir şeyi dağıtmak; şuraya buraya, rastgele dağıtmak; savurmak; dökmek; dağıtmak; serpmek. .
- salmakkelimef.Bağımlılığını, tutukluluğunu kaldırmak; serbest bırakmak; azat etmek. Tutukluyu saldılar.
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- sokmakkelimef.(Bir şey için) başka bir şeyin arasına girmesini sağlamak; girdirmek; içine tıkmak; basmak.
- soymakkelimef.(Deri için) yüzmek.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- süpürmekkelimef.eT.Bir şeyi süpürge ile bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak; süpürge ile alıp atmak.
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- tartmakkelimef.Tartı ile ağırlığını saptamak; bir şeyin birim cinsinden ağırlığını bulmak.
- taşırmakkelimef.(Bir kaba konulan sıvılar için) kabın alacağı miktardan fazla koyarak kap dışına akmasına neden olmak; taşmak işinin yapılmasına sebep olmak.
- taşlatmakkelimef.Taşlamak işini yaptırmak; üzerine taş attırmak; recmetmek; üzerine ya da arkasından taş attırmak; taş ile kovalatmak; taşa tutturmak.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- tüketmekkelimef.Tam ve yeterli kılmak.
- ürkütmekkelimef.(İnsan ya da hayvan için) ürkmesine neden olmak; ürküntü vermek.
- yağlamakkelimef.Üzerine yağ sürmek.
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yemekkelimef.eT.Bir yiyeceği ağızda çiğneyerek yutup mideye indirmek.
- yençmekkelimef.Isırmak; dişle ısırarak parçaları birbirine katmak.
- yıkmakkelimef.(İnsan, hayvan ve ağaç için) yere düşürmek; yere sermek; devirmek; yere yatırmak.
- yırtmakkelimef.Parçalamak.
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.
- yolmakkelimef.(Bitki, kıl vb. için) sabit durduğu yerden çekip çıkarmak; koparmak; yolmak için kaynar suya bırakmak.
- yutmakkelimef.(Yiyecek, içecek vb. için) ağızda bulunan o yiyecek ve içeceği yutaktan geçirerek mideye indirmek.