salmak
kelimef.Köken
sā-l-mak
صالمق
Anlamlar
- 1
{OsT}{eAT}{eT}Bağımlılığını, tutukluluğunu kaldırmak; serbest bırakmak; azat etmek. Tutukluyu saldılar.
[DLT][EUTS][KB]
- 2
{OsT}{eAT}{eT}Baskı altındaki durumuna son vererek özgür kılmak; serbest bırakmak. Çocuğu sokağa salmıyorlar.
[DLT][EUTS][KB]
- 3
Bağlı olduğu yer ile bağlantısını kesmek; bağını çözmek; bırakmak. Kayığı salıver.
- 4
(İp, zincir vb. için) biraz gevşetmek; uzatmak. Uçurtmanın ipini biraz daha saldılar.
- 5
(Hayvan için) otlaması için serbest bırakmak. Atları çayıra salmışlar.
- 6
{OsT}{eAT}{eT}Birini bir yere acele göndermek; hemen yollamak; sevk etmek. Ardından haber saldılar.
[DLT]
- 7
{ağız}(Misafir, yolcu vb. için) göndermek; uğurlamak.
[DS]
- 8
{eT}İçine katmak; koymak. Pilavın bulgurunu erken salmışız.
[EUTS]
- 9
Birinin bir yere gitmesi, girmesi veya geçmesi için izin vermek; bırakmak. Seyyar satıcıları içeri kim saldı?
- 10
(Saç vb. için) bağlamayıp serbest bırakmak; aşağı doğru sallandırmak; yaymak; sermek. Saçlarını omuzlara salmış.
- 11
İleriye göndermek; öne çıkarmak. Savaşçıları saldılar.
- 12
{eAT}(Vergi için) koymak; vergilendirmek; yüklemek. . Hükûmet yeni vergiler salmış.
- 13
Geriye bırakmak; ertelemek. Sonraya salma işini.
- 14
Üstüne yürütmek; saldırtmak. Tazıyı tavşana saldılar.
- 15
(Saç, sakal için) kesmeyerek uzatmak. Sakal salmış.
- 16
(Kapalı bir kapta pişen et, sebze vb. için) suyunu bırakmak. Patlıcanlar suyunu salmış.
- 17
mecaz.Kendisine özen göstermemek; bakmamak; ilgilenmemek. Neden böyle kendini saldın?
- 18
Uğratmak. Başını derde salmak mı istiyorsun?