108 madde
- onkelimesf.Dokuzdan bir artık; dokuz artı bir;
- onmakkelimef.Daha iyi bir duruma gelmek; salah bulmak.
- ordukelimeis.Hakanın oturduğu şehir; başkent; beylik merkezi.
- örtmekkelimef.Görünmesini engellemek amacıyla üstüne bir şey koymak; bir örtü ile görünmez hale getirmek; kapamak; gizlemek.
- oynamakkelimef.(Bir şeyi) eğlenmek, hoşça vakit geçirmek amacıyla o şeyi kendine oyuncak veya oyun aracı edinmek. Top oynayalım mı?
- saçmakkelimef.Bir şeyi dağıtmak; şuraya buraya, rastgele dağıtmak; savurmak; dökmek; dağıtmak; serpmek. .
- salmakkelimef.Bağımlılığını, tutukluluğunu kaldırmak; serbest bırakmak; azat etmek. Tutukluyu saldılar.
- sarpkelimesf.Güç; sert; çetin; zor; zahmetli.
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- saymakkelimef.eT.Aynı cinsten nesnelerin toplamının kaç tane olduğunu anlamak için birden başlamak üzere her birini art arda gelen sayılarla eşleştirmek suretiyle bir…
- şekerkelimeis.Ar.Yaygın şekilde tatlandırıcı olarak kullanılan, şeker pancarı ve şeker kamışından elde edilen, bilimsel adı sakaroz olan kristal yapılı besin…
- sıkılmakkelimef.Sıkmak eylemine uğramak; kendisine sıkmak eylemi uygulanmak; sıkmak eylemine konu olmak.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- şimşekkelimeis.Bulutlar arasında, bulut içinde ya da bulut ile yer arasında elektrik boşalması sırasında oluşan kırık çizgi biçimindeki kısa süreli aydınlık; çakım;…
- sokmakkelimef.(Bir şey için) başka bir şeyin arasına girmesini sağlamak; girdirmek; içine tıkmak; basmak.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- sönükkelimesf.Yanma durumu sona ermiş olan; sönmüş olan; söndürülmüş olan..
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- tartmakkelimef.Tartı ile ağırlığını saptamak; bir şeyin birim cinsinden ağırlığını bulmak.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taşmakkelimef.Dışarı çıkmak.
- tatmakkelimef.Bir yiyecek ve içeceğin tadını, kalitesini kontrol etmek amacıyla ağza biraz almak, çiğnemek ve yemek; tadına bakmak.
- tekkelimesf.eT.Bir; yalnız.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- terkelimeis.Korunma, vücudu soğutma, zararlı maddeleri vücuttan atma gibi işlevleri yerine getirmek için, deriden sızan, renksiz, tuzlu ve kendine özgü kokusu…
- terskelimeis.eT.Güç olan her nesne.
- titremekkelimef.Küçük fakat hızlı salınım hareketi yapmak.
- titretmekkelimef.(Kişi, nesne vb. için) titremesine neden olmak; titremesini sağlamak; titrer hâle getirmek.
- tokkelimesf.eT.Açlığını gidermiş; karnı doymuş olan; aç olmayan.
- tütmekkelimef.Dumanı çıkmak.
- tutuşmakkelimef.Karşılıklı olarak birbirini tutmak; birbirinin ellerini tutmak.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- ütülemekkelimef.(Elbise, kumaş, çamaşır vb. için) ütü ile kırışıklıklarını gidermek.
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yağmurkelimeis.eT.Gökten akan su; havaküredeki su buharının yoğuşarak damlacıklar hâlinde yere düşmesiyle oluşan yağış.
- yankelimeis.Taraf.
- yanmakkelimef.Tutuşmak.
- yapışmakkelimef.eT.Yapıştırıcı bir maddenin etkisi ile bir yüzeye, oradan ayrılmayacak, kopmayacak biçimde sımsıkı bağlanmak; orada sabitleşmek; kalmak; tutunmak.
- yaranmakkelimef.Hoşa gitmek için yaltaklık etmek; yaltaklanmak.
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yarımkelimeis.Bir bütünün yarısı; bir şeyin yarısı; herhangi bir şeyin ikiye ayrılmış olan parçalarından her birisi.
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yayılmakkelimef.eT.Yaymak eylemi gerçekleştirilmek; dağıtılmak.
- yazkelimeis.Bahar mevsimi; ilkbahar; ilk yaz.
- yıkmakkelimef.(İnsan, hayvan ve ağaç için) yere düşürmek; yere sermek; devirmek; yere yatırmak.
- yırtılmakkelimef.Yırtmak eylemi yapılmak; kendisine yırtmak eylemi uygulanmak; yarılmak.
- yırtmakkelimef.Parçalamak.
- yoğunkelimesf.eT.Şişkin; çapı kalın; kaba; şişman; dolu; sıkı; çok.
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.