500+ madde
- (...-e) gark olmakdeyimO nesneye bol miktarda sahip olmak.
- (bir kimsenin veya bir şeyin) yüzünü unutmakdeyimUzun süre görmemek; varlığına hasret kalmak.
- (bir kimsenin) peşinden yürümekdeyimBir kimsenin arkasından yürümek, gitmek; onu izlemek.
- (bir şeye) gölge düşürmekdeyimDeğerini azaltacak, lekeleyecek; ününü etkileyecek davranışlarda bulunmak.
- (bir şeye) yol açmakdeyimİstenmeyen bir olayın sebebi olmak.
- (birbirine) girişmekdeyimBirbiri içine girip karışmak.
- (birine) meyil bağlamakdeyimSevmek; gönül bağlamak; tutulmak.
- (birine) meyil vermekdeyimSevmek; gönül bağlamak; tutulmak.
- (birinin yanında) perende atamamakdeyimO kimse ile bir konuda yarışamamak.
- (ortalığı) kül etmekdeyim(Ateş, güneş vb.) yakmak; kavurmak.
- babaçkelimeis.İri ve yaşlı erkek kümes hayvanı; erkek kuş.
- bacağından sürümekdeyimKavga veya taşımaya dayanan mücadele sırasında bacağından tutarak sürüklemek.
- bacaksızkelimesf.Bacağı bulunmayan.
- badkelimeis.Far.Rüzgâr; yel.
- bād-bān-ı ahdārdeyimYeşil yelken.
- bād-rengînkelimeÖvgü; medhiye.
- badanalıkelimesf.Badana sürülmüş olan; badanalanmış.
- badekelimeis.Far.Şarap, içki.
- badikkelimeis.Erme.Ördek yavrusu.
- badsehakelimeis.Far.Cömert.
- bağkelimeis.Far.Meyve bahçesi.
- bağkelimeis.eT.Bağlamaya yarayan ip, tel ve şerit gibi düğümlenebilir nesne.
- bāğ-ı bedi'deyimEşsiz bağ.
- bāğ-ı kudsdeyimKutsal bahçe.
- bāğ-ı refî'deyimYüce bahçe.
- bāğ-ı vesî'deyimGeniş bağ.
- bagarkelimeis.Karaciğer.
- bağdamakkelimef.Nesneleri birbiri içine geçirmek suretiyle bağlamak; kenetlemek.
- bağırkelimeis.eT.Göğüs; sine.
- bagırkelimeis.Karaciğer; .
- bagırlıgkelimesf.Bağırlı.
- bağırmakkelimef.eT.Korku, öfke ve heyecan gibi duygularını yüksek sesle belirtmek; haykırmak.
- bağırtlakkelimesf.Geveze; yaygaracı; çok bağıran; gürültücü.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- bağlanmakkelimef.Bağlamak eylemi yapılmak.
- bağmakkelimef.Bağlamak.
- bağrına basmakdeyimSevgi ve içtenlik duyarak kucaklamak.
- baharkelimeis.Far.Kıştan sonra gece ile gündüzün eşit olduğu anda (21 Mart) başlayıp güneşin ekvatora en uzak noktada olduğu zamana (21 Haziran) kadar süren ılık…
- bahilkelimesf.Ar.Cimri, hasis, pinti.
- bakarkelimeis.Ar.Sığır, öküz.
- bakar kördeyimGözleri sağlam göründüğü halde göremeyen.
- bakımkelimeis.Bir şeyin iyi durumda bulunması veya kullanılır olabilmesi için yapılan iş.
- bākıyetü's-süyūfkelimeKılıçtan geçirilmekten kurtulanlar.
- balkelimeis.Arıların çiçeklerden topladıkları ve kursaklarında özlendirerek petek gözlerine doldurdukları tatlı, kokulu, açık sarıdan esmere kadar değişen koyu…
- bālā vü pestdeyimÜst ve alt.
- bālā-pervāzkelimeYüksek uçan.
- balgamikelimesf.Ar.Balgamla ilgili.
- balkankelimeis.Bataklık; sazlık; .
- ballandırmakkelimef.Bal gibi tatlı hale getirmek.
- ballıkelimesf.İçinde bal bulunan.