saymak
kelimef.Köken
eT.sā-mak (bir şey olarak kabul etmek) > sa-y-mak
Anlamlar
- 1
{eT}Aynı cinsten nesnelerin toplamının kaç tane olduğunu anlamak için birden başlamak üzere her birini art arda gelen sayılarla eşleştirmek suretiyle bir sonuca varmak; sayısını bulmak.
[ETY][EUTS]
- 2
Bir bütünü bölümlerine ayırmak ve ayrıntıları ile göstermek. Bankacı, borcumuzun tamamını, yatırdığımız paraları, ödediğimiz faizleri ve tahakkuk eden faizleri bir bir sayıverdi.
- 3
(Varlıkların adlarını, kelimeleri vb.) arka arkaya söylemek; sıralamak. İyiliklerini saymakla bitiremem.
- 4
(Nesneler için) hesap yaparak veya sayarak miktarını bulup çıkarmak; hesaplamak.
- 5
(Uzun gelen süre için) ay, gün, hafta, saat, dakika gibi zaman bildiren birimleri hesap etmek; kalan süreyi söylemek. Doğum için gün sayıyor.
- 6
Cimrilik ederek kısıtlı vermek. Yediğimiz lokmaları bile saymış.
- 7
Bedel olarak belli miktarda para ödemek; sayarak para vermiş olmak; peşin ödemek. Bu antikaya kaç para saydınız?
- 8
(Kişi ve toplumsal değerler için) değer vermek; saygı göstermek; saygılı davranmak; önem vermek; mühimsemek. Büyüklerimi saymak, küçüklerimi sevmek...
- 9
{OsT}{eAT}mecaz.Hesaba katmak; değerlendirmek; dikkate almak; geçerli tutmak; addetmek; öyle addetmek. Oylama geçersiz sayıldı.
- 10
Tek birey olmasına rağmen taşıdığı değer ve özellik dolayısıyla belirtilen sayıda değerlendirmek. Başkanın oyu bu durumda iki sayılır.
- 11
mecaz.Bir şeyi belirtilen durum ve değere denk tutmak; öyle değerlendirmek; o biçimde kabul etmek; öyle düşünmek; o gözle bakmak. Bunu ziyaret saymıyoruz.
- 12
Bir kimseyi veya bir şeyi asıl kendi nitelikleri ile değerlendirmek. Onu da mı insandan sayıyorsun?
- 13
Varsaymak; farz etmek.
- 14
Bir şeyi belirtilen nitelikte görmek; gibi görmek; kabul etmek. Çalışmayı ibadet sayarım; hilesiz olmalı.
- 15
{eT}Söylemek.
[EUTS]
- 16
{ağız}Öfkeli söz söylemek.
[DS]
- 17
{eAT}Bir şeyin bedeli yerine tutmak.
- 18
{ağız}Türkü, mani söylemek.
[DS]
Bu sözcükle kurulan deyimler33
- (birinin) lokmasını saymak
- adamdan saymak
- aşağı saymak
- avcuna saymak
- ayıp saymak
- aza saymak
- azı çoğa saymak
- cav saymak
- dalga saymak
- fasulye gibi kendini nimetten saymak
- gün saymak
- hakaret saymak
- hatır saymak
- hatırını saymak
- hiçe saymak
- kendini fasulye gibi nimetten saymak
- ocak saymak
- para saymak
- parmakla saymak
- pösteki saymak
- şanından saymak
- sayu saymak
- selim saymak
- sıklık saymak
- sövüp saymak
- su gibi saymak
- tırınk saymak
- var saymak
- var saymak
- yabancı saymak
- yerinde saymak
- yıldızları saymak
- yoğa saymak