- pencekelimeis.Far.Pençe.
- pencerekelimeis.Far.Bir yapının dış duvarlarındaki açıklıklara yerleştirilen, doğal aydınlatmayı ve dışarının görülebilmesini, içerinin havalandırılmasını sağlayan,…
- perdekelimeis.Far.Işığı, görüşü kesmek, gürültüyü, rüzgârı, soğuğu engellemek gibi değişik amaçlarla bir açıklık, çoğunlukla da pencere önüne asılan hareketli…
- peykkelimesf.Far.Haber getiren.
- pişekelimeis.Far.Meslek; iş; sanat.
- tabakakelimeis.Ar.Birbiri üzerine yığılmış, sıralanmış ögelerden her biri; kat; katman.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- tazekelimesf.Far.(Bitki için) henüz kendi öz suyunu kaybetmemiş olan; kurumamış ve pörsümemiş olan; körpe.
- terazikelimeis.Far.Kütleleri ölçmekte kullanılan bir kolun iki ucuna kefeler konulmuş tartı aracı; mizan.
- tufankelimeis.Ar.din. Nuh peygamber zamanında, inkârcı ve sapkın insanları cezalandırmak için Allah tarafından yağdırıldığına inanılan yağmur ve kasırga afeti.
- tuzlukelimesf.eT.Tuzu olan; içinde tuz bulunan; tuz içeren ya da tuzlanmış olan.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- ucuzkelimesf.eT.Piyasada benzerlerine göre daha düşük fiyatla satılan; pahalı olmayan.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- uyanıkkelimesf.Uyku durumunda olmayan; uyanmış; uyumamış; uyumayan.
- uyanmakkelimef.eT.Uyku durumundan çıkmak.
- uykukelimeis.eT.Organizmada organik işlevin, sinir duyumunun, istemli kas hareketlerinin azalması ve bilincin kaybolması ile ortaya çıkan, normal, geçici, düzenli…
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yağmurkelimeis.eT.Gökten akan su; havaküredeki su buharının yoğuşarak damlacıklar hâlinde yere düşmesiyle oluşan yağış.
- yakmakkelimef.eT.Ateş oluşturmak.
- yankelimeis.Taraf.
- yapışkankelimesf.Yapışma özelliği olan; yapışıcı.
- yapışmakkelimef.eT.Yapıştırıcı bir maddenin etkisi ile bir yüzeye, oradan ayrılmayacak, kopmayacak biçimde sımsıkı bağlanmak; orada sabitleşmek; kalmak; tutunmak.
- yarımkelimeis.Bir bütünün yarısı; bir şeyin yarısı; herhangi bir şeyin ikiye ayrılmış olan parçalarından her birisi.
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yazkelimeis.Bahar mevsimi; ilkbahar; ilk yaz.
- yazıkelimeis.Yazma eylemi.
- yazmakkelimef.Söz ya da düşünceyi özel işaret ve harflerle ifade etmek.
- yemekkelimef.eT.Bir yiyeceği ağızda çiğneyerek yutup mideye indirmek.
- yenmekkelimef.Bir savaşta silah gücüyle ona boyun eğdirmek; üstünlük sağlamak; savaşı kazanmak; galip gelmek; üstün gelmek; zafer kazanmak.
- yerkelimeis.Toprak.
- yetmekkelimef.Bir şey başka bir şeyi karşılayabilecek ölçüde ve miktarda olmak; bir ihtiyacı karşılayacak, giderecek nitelikte ve ölçüde olmak; yeterli olmak; kâfi…
- yetmişkelimeis.Altmış dokuzdan sonra gelen sayı; 70.
- yırtıcıkelimesf.Yırtan; parçalayan.
- yırtmakkelimef.Parçalamak.
- yoğunkelimesf.eT.Şişkin; çapı kalın; kaba; şişman; dolu; sıkı; çok.
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.
- yoksulkelimesf.Geçinmekte güçlük çeken; parasal olanakları kısıtlı olan; fakir.
- yokuşkelimesf.Yataya göre yükselerek devam eden yer.
- yolkelimeis.Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmeyi sağlayan hat; tarik.
- yükkelimeis.Ağırlık.
- yukarıkelimeis.eT.Üstte bulunan konum; üst.
- yüksekkelimesf.Benzerlerine göre taban sayılan altı ile üstü arasındaki dikey yöndeki uzaklık çok olan; uzamış.
- yuvakelimeis.Kuşların, sürüngenlerin, balıkların, böceklerin vb. hayvanların yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrulamak, yavrularını büyütmek için türlü şeylerden…
- yüzkelimeis.eT.Bir şeyin üst kısmı; yüzey; satıh.