173 madde
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kısırkelimesf.(İnsan ve hayvan için) üreme yeteneği kalmamış; döl vermeyen.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]
- kıyılmakkelimef.Kıymak işi yapılmak; kıymak eylemine uğramak.
- kızılkelimesf.Çok kırmızı olan; parlak kırmızı olan; kızıl renk.
- koçkelimeis.eT.Damızlık erkek koyun.
- kökkelimeis.eT.Asıl; kaynak; temel. [Yüknekî]
- koltuklamakkelimef.Koltuğu altına alarak taşımak; koltuğuna almak; koltuğa vurmak, .
- kömürkelimeis.eT.Siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- konmakkelimef.Gelip bir yere konmak; yerleşmek. [Yüknekî]
- köpürmekkelimef.Köpük meydana getirmek; köpük çıkarmak. (ayın)
- körpekelimesf.Çok genç.
- körüklemekkelimef.Körükle hava vermek; körük ile ateşi canlandırmak.
- kovmakkelimef.Birini, bir yerden sert ve onur kırıcı sözlerle uzaklaştırmak; defetmek; kovalamak; sürmek.
- koyukelimesf.eT.Kalın; sık.
- koyunkelimeis.Kol altı; kucak.
- kudurmakkelimef.eT.Kuduz hastalığına yakalanmak; kuduz olmak.
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- kulakkelimeis.eT.Başın iki yanında bulunan işitme ve denge duyusu organı. [Yüknekî]
- kurmakkelimef.(Yay vb. için) germek. [Yüknekî]
- kurtkelimeis.eT.Köpekgillerden, köpeğe çok yakın, boyu yüksek, gövdesi ince, böğürleri çökük, ayakları ince, kuyruğu tüylü ve sarkık, postu gri sarı, uzun ve sivri…
- kurtulmakkelimef.eT.Tehlikeli, öldürücü bir durumu atlatmak.
- kurumakkelimef.eT.Islaklığını veya nemini kaybederek kuru hâle gelmek. [Yüknekî]
- kurutmakkelimef.Kuru hâle getirmek; suyunu, ıslaklığını, nemini gidermek.
- ohşagukelimeis.Oyuncak.
- öküzkelimeis.Gücünden çift sürmek ya da koşum hayvanı olarak yararlanılan iğdir edilmiş erkek sığır.
- öldürmekkelimef.Bir canlının ölümüne neden olacak etkin bir girişimde bulunarak yaşamına son vermek.
- ölmekkelimef.(Canlı bir varlık için) canlılığı yok olmak; hayatını kaybetmek; yaşamı sona ermek.
- ölümkelimeis.(İnsan, hayvan ve bitki gibi canlı bireyler ile doku ve hücreler için) hayatın, canlılığın tam ve kesin olarak sona ermesi; yaşama özgü niteliklerin…
- onkelimesf.Dokuzdan bir artık; dokuz artı bir;
- ordukelimeis.Hakanın oturduğu şehir; başkent; beylik merkezi.
- örmekkelimef.İplik, yün, tel, hasır otu, saz vb. şeyleri elde tığ, şiş gibi araçlarla birbirine ilmikleyerek dolamak ya da tezgâhta dokumak; dokumak; bağlamak.
- örtmekkelimef.Görünmesini engellemek amacıyla üstüne bir şey koymak; bir örtü ile görünmez hale getirmek; kapamak; gizlemek.
- oynamakkelimef.(Bir şeyi) eğlenmek, hoşça vakit geçirmek amacıyla o şeyi kendine oyuncak veya oyun aracı edinmek. Top oynayalım mı?
- oynatmakkelimef.Oynamasını sağlamak.
- piskelimesf.Herhangi bir leke, kir, toz ile kaplı olan; kirli; iğrenç olan; murdar; mülevves.
- saçmakkelimef.Bir şeyi dağıtmak; şuraya buraya, rastgele dağıtmak; savurmak; dökmek; dağıtmak; serpmek. .
- salmakkelimef.Bağımlılığını, tutukluluğunu kaldırmak; serbest bırakmak; azat etmek. Tutukluyu saldılar.
- sarılmakkelimef.eT.Bir kimseyi veya bir şeyi kolları arasına alıp sımsıkı tutunmak; kolları arasında tutmak; kollarını dolamak.
- sarkmakkelimef.Aşağıya doğru uzanmak.
- sarmakkelimef.Olgun hale gelmek.
- satılmakkelimef.Satma işi yapılmak; hakkında satış işlemi gerçekleştirilmek; para karşılığında karşı tarafa verilmek; ticarî işlem görmek. . [-ur]
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- savaşmakkelimef.Dövüşmek; çatışmak.
- sıçmakkelimef.kaba. Dışkıyı doğal yolla dışarı atmak.
- sıkılmakkelimef.Sıkmak eylemine uğramak; kendisine sıkmak eylemi uygulanmak; sıkmak eylemine konu olmak.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .