- başkelimeis.eT.Beyin ve dört duyu organının, dokunma duyusunun bir kısmının, sindirim ve solunum organlarının başlangıcının bulunduğu, insan vücudunun en üst kısmı;…
- batmakkelimef.Bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmek; gömülmek.
- biçmekkelimef.eT.Herhangi bir nesneyi istenilen özellikte kesmek; . [Yüknekî]
- boşkelimesf.eT.Serbest; hür; özgür.
- boşanmakkelimef.eT.Kendini bir yerden kurtarmak; kurtulmak; serbest olmak; hür olmak; başına buyruk olmak.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
- karınkelimeis.İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga altından kasıklara kadar olan ön bölümü; bu bölümde yer alan iç organların tümü. [Yüknekî]
- katıkelimesf.eT.Yumuşak olmayan; sert; pek; sağlam.
- kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
- kırkkelimeis.Otuz dokuzdan sonra gelen ilk sayı.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]
- kızılkelimesf.Çok kırmızı olan; parlak kırmızı olan; kızıl renk.
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- konmakkelimef.Gelip bir yere konmak; yerleşmek. [Yüknekî]
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- öküzkelimeis.Gücünden çift sürmek ya da koşum hayvanı olarak yararlanılan iğdir edilmiş erkek sığır.
- ölmekkelimef.(Canlı bir varlık için) canlılığı yok olmak; hayatını kaybetmek; yaşamı sona ermek.
- ölümkelimeis.(İnsan, hayvan ve bitki gibi canlı bireyler ile doku ve hücreler için) hayatın, canlılığın tam ve kesin olarak sona ermesi; yaşama özgü niteliklerin…
- onkelimesf.Dokuzdan bir artık; dokuz artı bir;
- ordukelimeis.Hakanın oturduğu şehir; başkent; beylik merkezi.
- saçmakkelimef.Bir şeyi dağıtmak; şuraya buraya, rastgele dağıtmak; savurmak; dökmek; dağıtmak; serpmek. .
- saymakkelimef.eT.Aynı cinsten nesnelerin toplamının kaç tane olduğunu anlamak için birden başlamak üzere her birini art arda gelen sayılarla eşleştirmek suretiyle bir…
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taygunkelimeis.Çin.Taylar.
- terkelimeis.Korunma, vücudu soğutma, zararlı maddeleri vücuttan atma gibi işlevleri yerine getirmek için, deriden sızan, renksiz, tuzlu ve kendine özgü kokusu…
- tizligkelimesf.Dizli; dizi olan.
- tokkelimesf.eT.Açlığını gidermiş; karnı doymuş olan; aç olmayan.
- tüketmekkelimef.Tam ve yeterli kılmak.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- ürkütmekkelimef.(İnsan ya da hayvan için) ürkmesine neden olmak; ürküntü vermek.
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yankelimeis.Taraf.
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yazkelimeis.Bahar mevsimi; ilkbahar; ilk yaz.
- yemekkelimef.eT.Bir yiyeceği ağızda çiğneyerek yutup mideye indirmek.
- yerkelimeis.Toprak.
- yetmekkelimef.Bir şey başka bir şeyi karşılayabilecek ölçüde ve miktarda olmak; bir ihtiyacı karşılayacak, giderecek nitelikte ve ölçüde olmak; yeterli olmak; kâfi…
- yetmişkelimeis.Altmış dokuzdan sonra gelen sayı; 70.
- yılankelimesf.eT.Kayan.
- yıllamakkelimef.Yılı geçirmek.
- yoğunkelimesf.eT.Şişkin; çapı kalın; kaba; şişman; dolu; sıkı; çok.