- batmakkelimef.Bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmek; gömülmek.
- ısırmakkelimef.Sokmak.
- kanamakkelimef.eT.Kan almak; kan akıtmak; kan emmek.
- kararmakkelimef.eT.Rengi karaya dönmek; karaya yakın bir durum almak; siyahlaşmak.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]
- kıyılmakkelimef.Kıymak işi yapılmak; kıymak eylemine uğramak.
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- konmakkelimef.Gelip bir yere konmak; yerleşmek. [Yüknekî]
- korumakkelimef.eT.Bir şeyi veya birini bir tehlikeden, zarardan, dış etkilerden veya zor bir durumdan uzak tutmak; esirgemek; muhafaza etmek; sıyanet etmek; vikaye…
- kurmakkelimef.(Yay vb. için) germek. [Yüknekî]
- kurtulmakkelimef.eT.Tehlikeli, öldürücü bir durumu atlatmak.
- kusmakkelimef.Midedekileri ağızdan dışarı çıkarmak; istifra etmek; kay etmek.
- ölmekkelimef.(Canlı bir varlık için) canlılığı yok olmak; hayatını kaybetmek; yaşamı sona ermek.
- örtmekkelimef.Görünmesini engellemek amacıyla üstüne bir şey koymak; bir örtü ile görünmez hale getirmek; kapamak; gizlemek.
- saçmakkelimef.Bir şeyi dağıtmak; şuraya buraya, rastgele dağıtmak; savurmak; dökmek; dağıtmak; serpmek. .
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- sokmakkelimef.(Bir şey için) başka bir şeyin arasına girmesini sağlamak; girdirmek; içine tıkmak; basmak.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- taşmakkelimef.Dışarı çıkmak.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- titremekkelimef.Küçük fakat hızlı salınım hareketi yapmak.
- tüketmekkelimef.Tam ve yeterli kılmak.
- tütmekkelimef.Dumanı çıkmak.
- tutuşmakkelimef.Karşılıklı olarak birbirini tutmak; birbirinin ellerini tutmak.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yayılmakkelimef.eT.Yaymak eylemi gerçekleştirilmek; dağıtılmak.
- yemekkelimef.eT.Bir yiyeceği ağızda çiğneyerek yutup mideye indirmek.
- yıkmakkelimef.(İnsan, hayvan ve ağaç için) yere düşürmek; yere sermek; devirmek; yere yatırmak.
- yırtmakkelimef.Parçalamak.
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.