1. boşkelimesf.eT.Serbest; hür; özgür.
  2. boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
  3. boşlukkelimeis.eT.Kurtulma; serbest kalma.
  4. börkkelimeis.eT.Başa giyilen her türlü başlığın genel adı; başlık; külah; şapka. [Yüknekî]
  5. bukelimesf.eT.Yer olarak yakında bulunan bir varlığı işaret eder. [Yüknekî]
  6. budunkelimeis.eT.Aralarında soy birliği yanında töre, kültür ve dil bakımından ortaklık bulunan insan topluluğu; millet; ulus; kavim; , (1934). [Yüknekî]
  7. burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
  8. burunkelimeis.eT.Solunum aygıtının en üst kısmını teşkil eden, üst dudakla alın arasında yer alan, yüzün en çıkıntılı kısmı, aynı zamanda koku alma organı.
  9. buyurmakkelimef.eT.Bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını bildirmek; emretmek.
  10. buzkelimeis.eT.Donmak suretiyle katılaşmış su.
  11. bürünmekkelimef.eT.Sarınmak, örtünmek, kaplanmak.
  12. bütünkelimesf.eT.Eksiksiz; tam. [Yüknekî]
  13. çimkelimeis.eT.Ayrık otu.
  14. dolulukkelimeis.eT.Dolu olma durumu.
  15. iletmekkelimef.eT.İlerletmek.
  16. ilişmekkelimef.eT.Birbirine takılmak; yapışmak; tutuşmak.
  17. inkelimeis.eT.Yaban hayvanlarının barındıkları kaya kovuğu.
  18. kelimeis.eT.Hizmet; çalışma; faaliyet.
  19. işitmekkelimef.eT.(Ses için) kulakla algılamak; duymak.
  20. işlemekkelimef.eT.Bir iş yapmak.
  21. itkelimeis.eT.Köpek.
  22. izkelimeis.eT.Yerde ve deride uzunlamasına olan çizik.
  23. kalamakkelimef.eT.Yığmak; sandığa koymak; saklamak.
  24. kalkmakkelimef.eT.Yükselmek; sıçramak; şaha kalkmak; doğrulmak; dik duruma gelmek.
  25. katkelimeis.eT.Bir büyüğün huzuru; huzur; yan; makam; mevki.
  26. katıkkelimeis.eT.Katkı; herhangi bir nesneye katılan; tutmaç yemeğine katılan sirke, yoğurt gibi şeyler.
  27. kavukkelimeis.eT.Kabarcık.
  28. kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
  29. kınamakkelimef.eT.Cezalandırmak.
  30. kırkelimeis.eT.Yerleşim birimi dışında olan yerler; şehir ve kasabalar dışında kalan yerler.
  31. kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
  32. kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
  33. kıymakkelimef.eT.Acımadan ortadan kaldırmak; öldürmek.
  34. kızkelimeis.eT.Cinsiyet bakımından dişi olan çocuk veya genç kız çocuk.
  35. kimkelimezm.eT..İnsanlar için kullanılan soru ve belirsizlik zamiri. [Yüknekî]
  36. kirkelimeis.eT.Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde meydana gelen veya biriken pislik tabakası; pislik. [Yüknekî]
  37. kişilikkelimeis.eT.Bir kimseye özgü belirgin özellik; şahsiyet.
  38. konukkelimeis.eT.Birinin evine veya yanına geçici olarak kalmak üzere gelen kimse; misafir; mihman.
  39. kopmakkelimef.eT.(Tel, ip, halat vb. için) üzerine uygulanan çekme kuvveti dolayısıyla iki parçaya ayrılmak.
  40. korumakkelimef.eT.Bir şeyi veya birini bir tehlikeden, zarardan, dış etkilerden veya zor bir durumdan uzak tutmak; esirgemek; muhafaza etmek; sıyanet etmek; vikaye…
  41. kökkelimeis.eT.Asıl; kaynak; temel. [Yüknekî]
  42. kömürkelimeis.eT.Siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.
  43. kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
  44. kulaçkelimeis.eT.Halk arasında pratik bir ölçü birimi olarak kullanılan, iki yana gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasında kalan uzaklık.
  45. kulakkelimeis.eT.Başın iki yanında bulunan işitme ve denge duyusu organı. [Yüknekî]
  46. kurtkelimeis.eT.Vücudunun iç ve dış kısmında hiçbir sert kısım bulunmayan, uzun gövdeli, ayaksız, bacaksız veya çok ilkel bacaklı küçük hayvanların genel adı;…
  47. kurutkelimeis.eT.Yağı alınmış yoğurttan yapılan çökelek; yağsız bir tür peynir; kuru yoğurt; keş.
  48. kutkelimeis.eT.Gökten ya da tanrısal bir kaynaktan yayılmış sıvı; hayat suyu; rahmet; bereket. [AH]
  49. oyunkelimeis.eT.Eğlenmek, zevk almak amacıyla yapılan fiziksel ya da zihinsel etkinlik.
  50. savkelimeis.eT.Söz; lakırdı.