kalkmak

kelimef.

eT.kalī-mak (yükselmek) > kal(ı)-k-mak

  1. 1

    {eT}Yükselmek; sıçramak; şaha kalkmak; doğrulmak; dik duruma gelmek.

    [Clauson]

  2. 2

    {eT}Kabarmak.

    [KB]

  3. 3

    (İnsan için) yatar veya oturur durumdan ayakları üzerine durmak; dikilmek; dikelmek.

  4. 4

    (Yapışık durumda olan şeyler için) yerinden oynamak; parçalar hâlinde yerinden kopmaya yüz tutmak; kabarmak; kavlamak.

  5. 5

    (Uyuyan kimse için) uyanmak, yataktan çıkmak.

  6. 6

    (Misafir vb. için) gitmek üzere bir yerden ayrılmak.

  7. 7

    (Taşıt için) hareket etmek; gitmek.

  8. 8

    (Uçak, kuş vb. için) uçmak; havalanmak.

  9. 9

    (Hayvan için) ön ayaklarını yukarı kaldırarak arka ayakları üzerine dikilmek.

  10. 10

    (Örtü vb. için) serili olduğu yerden toplanarak alınmak; toplanmak.

  11. 11

    (Hasta için) iyileşerek ayakta dolaşacak duruma gelmek.

  12. 12

    (Ürün için) derilmek; toplanmak; hasat edilmek.

  13. 13

    (Kanun, karar vb. için) yürürlüğünü yitirmek; varlığı son bulmak; geçerliliği kalmamak.

  14. 14

    Uygulanmaz olmak; uygulamadan düşmüş olmak.

  15. 15

    (Ticaret eşyası için) yok olmak; piyasada olmamak; bulunmaz olmak.

  16. 16

    Bir işe girişmek; yeltenmek; davranmak.

  17. 17

    Bir yere gitmek üzere ayrılmak.

  18. 18

    (Sis, kar vb.) kalmamak; etkisini yitirmek; yok olmak.

  19. 19

    (Erkeklik organı için) içine kan dolarak sertleşmek; ereksiyon durumuna geçmek.

  20. 20

    (At için) belirtilen biçimde koşmaya başlamak.

  21. 21

    (Yer için) başak bir yere taşınmak; yeri değiştirilmek.

  22. 22

    (Ceza olarak) eskiden okullarda uygulanan bir disiplin cezası olarak ayakta durmak.

  23. 23

    (Fiilimsi olarak) iki karşıt cümle arasındaki çelişkili durumu belirtir. “Cebinde beş kuruşu yok, kalkmış ciğer yiyecek.”