119 madde
- akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
- alızlamakkelimef.Cılız taneleri samandan ayırmak için savurmak.
- apazlamakkelimef.Avuçlamak; avcunu doldurmak; avuç dolusu almak.
- aralanmakkelimef.Aralıklı hâle getirilmek; seyrekleştirilmek; aralamak işine uğramak.
- arpalamakkelimef.Arpa vermek.
- aşırmakkelimef.Bir nesneyi yüksek bir şeyin üstünden öte yana geçirmek.
- asmakkelimef.Bir nesneyi bir yere aşağı doğru sarkacak biçimde takmak, bağlamak.
- atmakkelimef.Bir nesneyi elden bırakıp boşluğa, ileriye doğru fırlatmak. [Yüknekî]
- attırmakkelimef.Atmak işini bir başkasına yaptırmak; .
- ayarlamakkelimef.Bir düzeneğin veya aletin çalışma bakımından istenilen ölçüye gelmesini sağlamak.
- ayazlamakkelimef.(Hava için) kuru soğuğa çevirmek.
- bastırmakkelimef.Bir şeyi, bir şeye basmak işini yaptırmak; basırmak; basmak; basurmak. Parmaklarını kanayan yarasına bastırıyordu.
- bayınmakkelimef.Bayılmak.
- binmekkelimef.eT.Yüksek bir şeyin veya hayvanın üzerine çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
- çakılmakkelimef.Çakılı duruma gelmek.
- çakmakkelimef.Vurmak.
- çalkalamakkelimef.İçinde bir nesne bulunan şeyi sarsarak karışmasını veya alt üst olmasını sağlamak.
- çalkamakkelimef.Bir şeyi sarsmak; sallamak.
- cavlamakkelimef.eT.(İnsan için) saçları dökülerek başı çıplak kalmak.
- çekmekkelimef.Bir cismi, başka bir cisim kendisinde var olan kuvvetin etkisi ile harekete geçirmek, yürütmek; asılmak.
- çıkmakkelimef.Bir yerden, bir yerin içinden dışarı varmak. : Evden çıktılar.
- dalmakkelimef.eT.Gücünü yitirmek.
- dayanmakkelimef.eT.Bir yere kendini dayamak, yaslamak; oradan destek almak; yastanmak; istinat etmek.
- dayılanmakkelimef.Büyüklenmek; böbürlenmek.
- dehlemekkelimef.Hayvanı yürütmek.
- demirlemekkelimef.Demirli hâle getirmek; demirden yapılmış parçalar takmak.
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- diplemekkelimef.Bir şeyi, bir sıvı veya kap, kuyu gibi şeylerin dibine kadar indirmek; .
- dızlamakkelimef.Dız sesi çıkarmak.
- dökülmekkelimef.eT.(Sıvı için) kabından akmak, boşalmak; yayılmak.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- düdüklemekkelimef.(Erkek için) karşı cinsle cinsel ilişkide bulunmak; ırzına geçmek.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- düzdürmekkelimef.Düzmek eylemini yaptırmak.
- düzmekkelimef.eT.Düzeltmek; gereksiz ve çirkin yerlerini atmak.
- düzülmekkelimef.eT.Düz hâle getirilmek; sıraya sokulmak; dizilmek; yapılmak; tertip ve tanzim olunmak; hazırlanmak.
- eklemekkelimef.Bir şeyi ek katarak bütünlemek veya büyütmek; üstüne katmak; ulamak; ilave etmek.
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- fişeklemekkelimef.Kışkırtmak.
- fıymakkelimef.Kaçmak; sıvışmak.
- foslamakkelimef.Fos sesi çıkarmak.
- foslatmakkelimef.Fos sesi çıkartmak.
- gazlamakkelimef.Gaz sürmek.
- gebermekkelimef.eT.(Hakaret olarak) yatıp ölmek; şişmek.
- geçirmekkelimef.eT.Geçme işini yaptırmak; geçmesini sağlamak.
- geçmekkelimef.eT.Bir yerden gelip başka bir yere gitmek; geçip gitmek.
- gırnavlamakkelimef.(Kediler için) çiftleşme isteği duymak; kızan olmak.