bastırmak

kelimef.

bas-tır-mak

  1. 1

    Bir şeyi, bir şeye basmak işini yaptırmak; basırmak; basmak; basurmak. Parmaklarını kanayan yarasına bastırıyordu.

  2. 2

    Bir tehlikeyi veya zararlı bir olayı önlemek; savmak.

  3. 3

    Ezmek.

  4. 4

    Bir şeyi eliyle iterek bir yere sığdırmak; baskı uygulamak.

  5. 5

    Üstün gelmek. Bu felaket, bütün acılarımı bastırdı.

  6. 6

    Bir kumaşın kenarını iplikler atmasın diye kıvırıp dikmek.

  7. 7

    (Açlık için) gidermek. Bir lokma ile açlığını bastırdı.

  8. 8

    Hemen cevap vermek; yetiştirmek.

  9. 9

    Habersiz ve ansızın birine varmak.

  10. 10

    Bir resmin veya kitabın baskısını yaptırmak; tabettirmek.

  11. 11

    argo.Vermek; koymak. Bedava değil, beş milyonu bastırdım, aldım.

  12. 12

    {ağız}(Kümes hayvanı için) kuluçkaya yatırmak.

    [DS]

  13. 13

    (Doğan ve şahin gibi avcı kuş için) avını pençeleri ile yakalamak.

  14. 14

    {ağız}(Yemek için) pişirilebilecek hâle getirmek; hazırlayıp ateşe koymak.

    [DS]

  15. 15

    {ağız}(Yemek için) patlıcan, kabak gibi sebzeleri et ve kıyma ile tavaya döşeyip pişirmek.

    [DS]

  16. 16

    {ağız}Kapının bastırağını indirip kapatmak.

    [DS]

  17. 17

    {ağız}Kaynak suyunu örme taş ile kanal içine alıp üstünü örterek akıtmak.

    [DS]

  18. 18

    {ağız}(Tarla için) tamamen yüzeyi örtülünceye kadar sulamak.

    [DS]

  19. 19

    {ağız}(Sökülen yama vb.’ni) dikmek.

    [DS]

  20. 20

    {ağız}Bir şeyin üzerini kapatmak; örtmek.

    [DS]

  21. 21

    {ağız}(Dişi hayvan için) erkeği ile çiftleştirmek.

    [DS]

  22. 22

    f.gçsz.(Sıcak, yağmur vb. için) birdenbire etkisini şiddetli olarak göstermek; kaplamak. Sıcaklar bastırdı.