378 madde
- bilezikkelimeis.Süs için bileğe takılan değerli madenlerden yapılmış halka.
- binmekkelimef.eT.Yüksek bir şeyin veya hayvanın üzerine çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boğuntukelimeis.Boğum yapılmış, boğulmuş olan yer.
- bohçakelimeis.eT.İçine çamaşır, elbise vb. konularak bağlanan dört köşe kumaş parçası.
- boklu şehitdeyimDikkatsizliği yüzünden bir kazaya uğrayıp ölen.
- boncukkelimeis.eT.Cam, taş, sedef, tahta, plastik gibi maddelerden yapılma ortası delikli ve renkli süs aracı.
- borukelimeis.eT.Bir yerden başka bir yere sıvı veya gaz akıtmaya yarar, içi boş, uçları açık, dar ve uzun yuvarlak nesne.
- boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
- bulaşıkkelimesf.İstenmeyen herhangi bir nesneye bulaşmış olan.
- büzükkelimesf.Büzülmüş, daralmış olan.
- çakalkelimeis.Sansk.Köpekgillerden tilki büyüklüğünde ve tilki gibi uzun ve bol tüylü kuyruğu olan, geceleri sürü hâlinde dolaşarak avlanan, sürüden sürüye karşılıklı…
- çakılmakkelimef.Çakılı duruma gelmek.
- çakmakkelimef.Vurmak.
- çalkalamakkelimef.İçinde bir nesne bulunan şeyi sarsarak karışmasını veya alt üst olmasını sağlamak.
- çalkamakkelimef.Bir şeyi sarsmak; sallamak.
- çaparızkelimesf.İt.Güç; çapraşık.
- cavcavkelimeis.İyi hazırlanmamış, telvesi ve suyu ayrı duran kahve.
- cavlamakkelimef.eT.(İnsan için) saçları dökülerek başı çıplak kalmak.
- cazgırkelimeis.Moğ.Bağıran.
- çekmekkelimef.Bir cismi, başka bir cisim kendisinde var olan kuvvetin etkisi ile harekete geçirmek, yürütmek; asılmak.
- celepkelimesf.Far.(Hayvan için) sürülerek getirilmiş; tüccar malı olan.
- çiçekkelimeis.eT.Üstün yapılı, tohumlu bitkilerin bir kılıfla çevrili üreme organlarını taşıyan, parlak renkli, güzel ve gösterişli, hoş kokulu bölümü.
- cikcikkelimeis.Civciv, kuş vb. çağırma sözü.
- çıkıntıkelimeis.Düz bir yüzeyden dışarı çıkan tümsek ya da uzantı.
- çıkmakkelimef.Bir yerden, bir yerin içinden dışarı varmak. : Evden çıktılar.
- çorbacıkelimeis.Çorba pişirip satan kişi veya bu kişinin dükkânı.
- Dacikkelimeis.Far.İslam dininden başka dinden olanlar.
- dağlıkelimesf.Dağlık bölge halkından olan.
- dalgakelimeis.eT.Su yüzeyinde rüzgâr, deprem gibi doğal etkenlerin meydana getirdiği alçalıp yükselme biçimindeki kıvrımlı hareket.
- dalgıçkelimeis.Batık bir şeyi çıkarmak için özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinmiş kimse; balık adam; kurbağa adam.
- dallamakelimeis.Budama eylemi.
- dalmakkelimef.eT.Gücünü yitirmek.
- damkelimeis.eT.Binaları dış etkilerden korumak için üzerlerine konulan, çoğunluğu kiremit örtü.
- dandikkelimesf.Çing.Kavgacı; dövüşken.
- davlumbazkelimeis.Ocak ve fırın dumanlarını çekmek üzere binalarda aspiratör ile donatılmış ve bir bacaya bağlı piramidimsi veya oval yapıdaki çıkıntı.
- dayanmakkelimef.eT.Bir yere kendini dayamak, yaslamak; oradan destek almak; yastanmak; istinat etmek.
- dayılanmakkelimef.Büyüklenmek; böbürlenmek.
- dedekelimeis.Çocuğa göre babanın veya annenin babası; büyük baba.
- değnekçikelimeis.Değnek yapıp satan kimse.
- dehlemekkelimef.Hayvanı yürütmek.
- deliğe tıkmakdeyimHapsetmek; tutuklamak.
- delikkelimeis.Delinmiş, yırtılmış yer.
- deliklikelimesf.Deliği olan.
- demkelimeis.Far.Soluk; nefes.
- demirlemekkelimef.Demirli hâle getirmek; demirden yapılmış parçalar takmak.
- devekelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında hörgücü bulunan, iri yapılı bir yük hayvanı, (Camelus).
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- dibekkelimeis.Taş veya ağaçtan içi oyularak yapılmış, içinde buğday, kuru biber, kahve vb. şeyler dövülen büyük bir havan.