211 madde
- bilekkelimeis.eT.El ile kolun, bacak ile ayağın birleştiği eklem boğumu.
- bilgekelimeis.eT.Bilgi sahibi, iyi ahlaklı, örnek alınacak olgunluğa ulaşmış kişi; hakîm; akıllı; dirayetli; fetanetli; muktedir; mütebahhir. (1935).
- birkelimeis.eT.Sayma sayılarının ilki. [Yüknekî]
- birerkelimesf.eT.Bölüştürülen şeylerden bölüşenlerin her birine bir tane düşecek biçimde.
- birikelimezm.eT.Bir tanesi.
- birikmekkelimef.eT.Birleşmek; bir olmak. [Yüknekî]
- bitkelimeis.eT.İnsanların kıllı yerlerinde ve memelilerin kılları arasında kan emerek yaşayan yarım kanatlılar alt takımından asalak böcek; kehle, (Pediculus).
- bögükelimesf.eT.Dirayetli; anlayışlı; bilge; hakîm.
- bokkelimeis.eT.Yeşil küf.
- boşkelimesf.eT.Serbest; hür; özgür.
- boşanmakkelimef.eT.Kendini bir yerden kurtarmak; kurtulmak; serbest olmak; hür olmak; başına buyruk olmak.
- boyunkelimeis.eT.Gövdenin baş ile omuz arasında kalan kısmı; âdem elması; boğaz; emik; imik; ümük; sakak.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- bukelimesf.eT.Yer olarak yakında bulunan bir varlığı işaret eder. [Yüknekî]
- budunkelimeis.eT.Aralarında soy birliği yanında töre, kültür ve dil bakımından ortaklık bulunan insan topluluğu; millet; ulus; kavim; , (1934). [Yüknekî]
- bükmekkelimef.eT.Bir şeyi eğmek; kıvırmak.
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- bulutkelimeis.eT.Havanın üst katlarında, katı veya sıvı su damlacıklarının meydana getirdiği küme.
- burçakkelimeis.eT.Ter taneleri.
- burunkelimeis.eT.Solunum aygıtının en üst kısmını teşkil eden, üst dudakla alın arasında yer alan, yüzün en çıkıntılı kısmı, aynı zamanda koku alma organı.
- butkelimeis.eT.İnsan vücudunun kalça ile diz anasındaki bölümü.
- bütünkelimesf.eT.Eksiksiz; tam. [Yüknekî]
- çarımkelimeis.eT.Dava; iddia; itiraz.
- çeçekkelimeis.eT.Çiçek.
- çökmekkelimef.eT.Dizleri üstüne oturmak.
- çomakkelimeis.eT.Ağacın budaklı yerinden yapılan iri ve yuvarlak başlı, kısa ve az kalınca değnek; asa; kamçı.
- ekmekkelimeis.eT.Tahıl unlarının su, tuz ve maya ile yoğrulduktan sonra fırın, saç, tandır gibi yerlerde pişirilmesi ile elde edilen yiyecek.
- elkelimeis.eT.Yakınların dışında kalan kimse; yabancı; başkası.
- elçikelimeis.eT.Bir devleti veya devlet başkanını başka bir devlette temsil eden kişi; sefir.
- emkelimeis.eT.İlaç; merhem; tedavi vasıtası.
- erkelimeis.eT.Erkek; bey; adam; erkek kişi. [Yüknekî]
- erkkelimeis.eT.İş yapabilme gücü; iktidar; kudret; güç; kuvvet; irade; cüz’î irade; (1935 yeniden).
- erkeçkelimeis.eT.Enenmiş kasaplık erkek keçi.
- eşkelimeis.eT.Birey veya nesne olarak ayrı olmakla birlikte biçim, durum, nitelik, ölçü vb. bakımlardan birbirinin aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer…
- esenkelimesf.eT.Hiçbir sağlık derdi olmayan; sağlıklı; sıhhatli; sağ salim; sıhhatli; afiyette; iyi.
- esirmekkelimef.eT.Sarhoş olmak.
- eskikelimesf.eT.Geçmişte kalan.
- eskimekkelimef.eT.Eski duruma gelmek; yıpranmak; eski olmak.
- esrükkelimesf.eT.Sarhoş
- evkelimeis.eT.İnsanların barınması için yapılmış bina.
- evinkelimeis.eT.Bir şeyin içindeki öz; lüp.
- evirmekkelimef.eT.Döndürmek; çevirmek.
- gokkelimeis.eT.Kül.
- ikikelimeis.eT.Birden sonra gelen sayının adı.
- ilikkelimeis.eT.İlişik; üzerine asılmış.
- ilkkelimesf.eT.Zaman, sıra, yer ve önem bakımından benzerlerinden önce gelen.
- işkelimeis.eT.Hizmet; çalışma; faaliyet.
- işitmekkelimef.eT.(Ses için) kulakla algılamak; duymak.
- işlemekkelimef.eT.Bir iş yapmak.
- istemkelimeis.eT.İstek; arzu; dilek.