107 madde
- bağdamakkelimef.Nesneleri birbiri içine geçirmek suretiyle bağlamak; kenetlemek.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- bekilemekkelimef.eT.(Kapı, pencere vb. için) sürgülemek.
- boğazlamakkelimef.Bir canlıyı boğazını kesmek suretiyle öldürmek.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boyamakkelimef.eT.Üzerine boya sürerek veya boya içine batırarak renklendirmek.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- çatmakkelimef.Odun, değnek, tüfek gibi uzun şeyler için) diğer uçları serbest kalacak biçimde bir ucundan çaprazlama kavuşturarak durdurmak, tutturmak; bir araya…
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- çıkılamakkelimef.Bir şeyi çıkın yapmak; çıkın içine koymak.
- çıtlatmakkelimef.Çıtlamasını sağlamak; çıt sesi çıkartmak.
- dağlamakkelimef.Far.Vücutta bulunan herhangi bir yarayı ortadan kaldırmak veya kanı dindirmek için kızgın bir metalle yakmak.
- dalamakkelimef.eT.(Hayvan için) bir insan ya da hayvanın üzerine atılarak ısırmak, dişle koparmak; yırtmak.
- daldırmakkelimef.Dalma işini yaptırmak; dalmasını sağlamak.
- dallandırmakkelimef.Dallanmasına yol açmak.
- dengeltmekkelimef.Düzeltmek.
- deşmekkelimef.eT.İçini çıkarmak.
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- dilemekkelimef.eT.Sahip olmadığı bir şeyin veya bulunmadığı durumun gerçekleşmesini istemek; arzu etmek; murat etmek.
- dizginlemekkelimef.Dizgin takmak.
- dokumakkelimef.Vurmak.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- domaltmakkelimef.Domalmasını sağlamak; secde eder gibi çöktürmek.
- duşaklamakkelimef.At veya eşek gibi yük hayvanlarının ön ayaklarını birbirine yakın bir biçimde iple bağlamak; kösteklemek.
- dümbürdetmekkelimef.Tef, dümbelek gibi içi boş şeyleri çalmak.
- dürtmekkelimef.eT.Birini elle veya bir şeyle hafifçe dokunarak uyarmak.
- eritmekkelimef.eT.Erimesine yol açmak; erimesini sağlamak.
- eşmekkelimef.Toprak vb. şeyleri hafifçe kazmak.
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- germekkelimef.eT.Çekerek belirli bir uzama durumunda tutmak.
- gıcıklamakkelimef.Boğazda gıcığa yol açmak; boğazda kaşıntı yaratmak.
- giydirmekkelimef.Giyme işini yaptırmak; giymesini sağlamak.
- ılkımakkelimef.Süt sağmak.
- ıslatmakkelimef.Islak duruma getirmek.
- imballamakkelimef.Öküz, eşek vb. hayvanı üvendire ile dürtmek.
- kalaylamakkelimef.Kapları dış etkilerden korumak için üzerini kalay tabakası ile kaplamak.
- kapamakkelimef.eT.Kapalı duruma getirmek.
- karalamakkelimef.eT.Boya ya da kalem ile birtakım şekiller çizerek bir şeyi veya bir yeri kirletmek.
- kasmakkelimef.Bir ip veya halat gibi nesnelerin boşluklarını gidermek amacıyla çekmek; asılarak germek; kısaltmak.
- kavzamakkelimef.Dayatmak; sıkıştırmak; sıklaştırmak.
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kıvırmakkelimef.Eğrilterek bükmek.
- kızıştırmakkelimef.Kızışmasını sağlamak; kızışmasına sebep olmak.
- kişelemekkelimef.Kümes hayvanlarını sesli olarak kovalamak.
- kohutmakkelimef.Kokutmak.
- kokutmakkelimef.Koku vermek; koku yaymak; koku bırakmak.
- koltuklamakkelimef.Koltuğu altına alarak taşımak; koltuğuna almak; koltuğa vurmak, .
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.