219 madde
- bağdamakkelimef.Nesneleri birbiri içine geçirmek suretiyle bağlamak; kenetlemek.
- bağırmakkelimef.eT.Korku, öfke ve heyecan gibi duygularını yüksek sesle belirtmek; haykırmak.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- bağlanmakkelimef.Bağlamak eylemi yapılmak.
- batmakkelimef.Bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmek; gömülmek.
- bekilemekkelimef.eT.(Kapı, pencere vb. için) sürgülemek.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- böceklenmekkelimef.İçinde veya üstünde böcek üremiş olmak; bitlenmek.
- boğazlamakkelimef.Bir canlıyı boğazını kesmek suretiyle öldürmek.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boyamakkelimef.eT.Üzerine boya sürerek veya boya içine batırarak renklendirmek.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- bozulmakkelimef.Biri tarafından bozma eylemi yapılmak.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- burulmakkelimef.Ekseni etrafında döndürülmek; çevrilmek; bükülmek.
- bürünmekkelimef.eT.Sarınmak, örtünmek, kaplanmak.
- çamurlaşmakkelimef.Çamur durumuna gelmek.
- çatmakkelimef.Odun, değnek, tüfek gibi uzun şeyler için) diğer uçları serbest kalacak biçimde bir ucundan çaprazlama kavuşturarak durdurmak, tutturmak; bir araya…
- çekişmekkelimef.Bir şeyi uçlarından tutarak karşılıklı çekmek.
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- çıkılamakkelimef.Bir şeyi çıkın yapmak; çıkın içine koymak.
- çıkmakkelimef.Bir yerden, bir yerin içinden dışarı varmak. : Evden çıktılar.
- çıtlatmakkelimef.Çıtlamasını sağlamak; çıt sesi çıkartmak.
- cıvımakkelimef.Yumuşak hâle gelmek; cıvık olmak; sulanmak.
- cızırdamakkelimef.Sürekli bir “cız” sesi çıkarmak; cızırtı yapmak.
- çöpürlenmekkelimef.Kirlenmek.
- çorlamakkelimef.Hastalık bulmak; bozulmak; kötülemek.
- dağlamakkelimef.Far.Vücutta bulunan herhangi bir yarayı ortadan kaldırmak veya kanı dindirmek için kızgın bir metalle yakmak.
- dalamakkelimef.eT.(Hayvan için) bir insan ya da hayvanın üzerine atılarak ısırmak, dişle koparmak; yırtmak.
- dalaşmakkelimef.eT.(Köpekler için) boğuşup birbirini ısırmak.
- daldırmakkelimef.Dalma işini yaptırmak; dalmasını sağlamak.
- dallandırmakkelimef.Dallanmasına yol açmak.
- damlamakkelimef.eT.Damla biçiminde tane tane düşmek.
- daralmakkelimef.Dar duruma düşmek; boyutları küçülmek; azalmak.
- debelenmekkelimef.Bir acının etkisiyle veya bir baskından kurtulmak için rastlantısal hareketlerde bulunmak; çırpınmak.
- dengeltmekkelimef.Düzeltmek.
- deprenmekkelimef.eT.Kıpırdanmak, hareket etmek; yerinden oynamak; sarsılmak.
- deşilmekkelimef.eT.Yarılarak içi dışına çıkarılmak.
- deşmekkelimef.eT.İçini çıkarmak.
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- diftiklenmekkelimef.(Kumaş için) tarazlanmak.
- dilemekkelimef.eT.Sahip olmadığı bir şeyin veya bulunmadığı durumun gerçekleşmesini istemek; arzu etmek; murat etmek.
- dizginlemekkelimef.Dizgin takmak.
- doğrulmakkelimef.eT.(Eğik bir şey için) düz duruma gelmek; düzelmek.
- dokumakkelimef.Vurmak.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- domaltmakkelimef.Domalmasını sağlamak; secde eder gibi çöktürmek.
- dönmekkelimef.eT.Ekseni etrafında daire çizecek şekilde hareket etmek; dolanmak; devretmek.
- döşenmekkelimef.eT.Döşemek eylemi yapılmak.
- dövünmekkelimef.Aşırı üzüntü ve pişmanlık gibi sebeplerle çırpınmak; dizlerini elleriyle vurmak şeklinde üzüntüsünü belli etmek.