500+ madde
- kağşakkelimesf.(Bina, eşya vb. için) parçaları gevşemiş ve dağılacak duruma gelmiş olan; dağılmaya yüz tutmuş olan; eskimiş.
- kağşamakkelimef.(Eşya ve bina için) ek ve bağlantı yerlerinden gevşeyip dağılacak, dökülecek hâle gelmek.
- kalaycıkelimeis.Eşyaların, özellikle bakır mutfak eşyalarının üzerini ince bir kalay tabakası ile kaplayan kimse.
- kalaylamakkelimef.Kapları dış etkilerden korumak için üzerini kalay tabakası ile kaplamak.
- kanberkelimeis.Ar.Hz. Ali’nin sadık kölesi.
- kancıkkelimesf.eT.(Kedi, köpek vb. hayvanlar için) dişi.
- kangallanmakkelimef.Kangal biçiminde sarılmak; kangal yapılmak; kangal hâline getirilmek.
- kansızkelimesf.Kanı olmayan.
- kapamakkelimef.eT.Kapalı duruma getirmek.
- kapanıkkelimesf.Kapalı durumda bulunan; açık olmayan; kapanmış bulunan.
- kapçıkkelimeis.Herhangi bir şeyin dışını örten kabuk vb. şey.
- kapıkelimeis.eT.Bir bina, çadır, araç vb. içi ile dışarısını ayıran, açılıp kapanma düzeneği olan beden boşluğu.
- karaçalıkelimeis.Hünnapgillerden Avrupa ve Asya’da yetişen, oval gövdeli, gövde ve dalları dikenli, çiçekleri toplu şemsiye biçiminde yeşil, çit yapmakta kullanılan…
- karalamakkelimef.eT.Boya ya da kalem ile birtakım şekiller çizerek bir şeyi veya bir yeri kirletmek.
- kararmakkelimef.eT.Rengi karaya dönmek; karaya yakın bir durum almak; siyahlaşmak.
- karınkelimeis.İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga altından kasıklara kadar olan ön bölümü; bu bölümde yer alan iç organların tümü. [Yüknekî]
- karıncalanmakkelimef.(Bir yer, bir şey için) karınca üşüşmek; karınca dolmak; karıncalı hâle gelmek.
- karınsızkelimesf.Karnı olmayan.
- karnı genişdeyimTasasız; gamsız.
- karnıkarakelimeis.Fasulyeye benzer ve tanesinin göbeği kara benekli bir sebze; börülce, (Vigna sinensis)
- kasmakkelimef.Bir ip veya halat gibi nesnelerin boşluklarını gidermek amacıyla çekmek; asılarak germek; kısaltmak.
- katıkelimesf.eT.Yumuşak olmayan; sert; pek; sağlam.
- katırkelimesf.eT.Sağlam; pek.
- kavlakkelimesf.Kabuğu dökülmüş; kabuğu soyulmuş.
- kavranmakkelimef.Kendisi hakkında kavrama işi gerçekleşmek.
- kavrukkelimesf.Kavrulmuş olan.
- kavzamakkelimef.Dayatmak; sıkıştırmak; sıklaştırmak.
- kaykılmakkelimef.(Duvar, direk vb. için) düşey durumdan çıkarak yana veya geriye doğru meyillenmek, eğilmek.
- kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
- kaynamakelimeis.Kaynamak eylemi.
- kaynamakkelimef.(Sıvılar için) sıcaklığı belirli bir dereceye varınca buharlaşma sonucu fokurdamak.
- kaynaşmakkelimef.Ayrılmayacak biçimde yapışmak; bitişmek; birleşmek.
- kaypakkelimesf.Kaygan; kayağan.
- keçikelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, eti, sütü ve tiftiği için beslenen, evcil pek çok türü ve yabanisi bulunan, boynuzlu ve sakallı, tırmanıcı ve sıçrayıcı…
- kelkelimeis.Far.Vücut tüylerinin dökülmesine yol açan mantarlardan meydana gelen bir hastalık.
- keleşkelimesf.Saçı dökülmüş; kelleşmiş; tüysüz; kel.
- kellekelimeis.Far.Baş; kafa.
- kertekelimeis.İt.Ana yönler dışında esen rüzgârın yönünü belirtmek için bir pusula üzerinde her biri 11º15' olan 32 bölümden her biri.
- kılıfkelimeis.Far.Bir şeyi korumak üzere, o nesnenin biçimine uygun olarak, yumuşak fakat daha dayanıklı maddeden yapılmış özel dış koruyucu.
- kırıcıkelimesf.Kırmak eylemini yapan; kıran.
- kırkambarkelimeis.İçinde çok değişik türden eşyanın bulunduğu yer.
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kısırkelimesf.(İnsan ve hayvan için) üreme yeteneği kalmamış; döl vermeyen.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kıvılcımkelimeis.Yanan bir maddeden kopup sıçrayan küçük ateş parçaları.
- kıvırmakkelimef.Eğrilterek bükmek.
- kıvrakkelimesf.Canlı; hareketli; hamarat; atik; çevik; çalışkan.
- kıvranmakkelimef.Şiddetli ağrı, sızı, sancı gibi fiziksel bir sebep ya da korku, üzüntü, heyecan gibi aşırı duygusal sebeplerle olduğu yerde eğilip bükülmek.
- kıyıkelimeis.eT.Kenar; uç.