1. kağşakkelimesf.(Bina, eşya vb. için) parçaları gevşemiş ve dağılacak duruma gelmiş olan; dağılmaya yüz tutmuş olan; eskimiş.
  2. kağşamakkelimef.(Eşya ve bina için) ek ve bağlantı yerlerinden gevşeyip dağılacak, dökülecek hâle gelmek.
  3. kalaycıkelimeis.Eşyaların, özellikle bakır mutfak eşyalarının üzerini ince bir kalay tabakası ile kaplayan kimse.
  4. kalaylamakkelimef.Kapları dış etkilerden korumak için üzerini kalay tabakası ile kaplamak.
  5. kanberkelimeis.Ar.Hz. Ali’nin sadık kölesi.
  6. kancıkkelimesf.eT.(Kedi, köpek vb. hayvanlar için) dişi.
  7. kangallanmakkelimef.Kangal biçiminde sarılmak; kangal yapılmak; kangal hâline getirilmek.
  8. kansızkelimesf.Kanı olmayan.
  9. kapamakkelimef.eT.Kapalı duruma getirmek.
  10. kapanıkkelimesf.Kapalı durumda bulunan; açık olmayan; kapanmış bulunan.
  11. kapçıkkelimeis.Herhangi bir şeyin dışını örten kabuk vb. şey.
  12. kapıkelimeis.eT.Bir bina, çadır, araç vb. içi ile dışarısını ayıran, açılıp kapanma düzeneği olan beden boşluğu.
  13. karaçalıkelimeis.Hünnapgillerden Avrupa ve Asya’da yetişen, oval gövdeli, gövde ve dalları dikenli, çiçekleri toplu şemsiye biçiminde yeşil, çit yapmakta kullanılan…
  14. karalamakkelimef.eT.Boya ya da kalem ile birtakım şekiller çizerek bir şeyi veya bir yeri kirletmek.
  15. kararmakkelimef.eT.Rengi karaya dönmek; karaya yakın bir durum almak; siyahlaşmak.
  16. karınkelimeis.İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga altından kasıklara kadar olan ön bölümü; bu bölümde yer alan iç organların tümü. [Yüknekî]
  17. karıncalanmakkelimef.(Bir yer, bir şey için) karınca üşüşmek; karınca dolmak; karıncalı hâle gelmek.
  18. karınsızkelimesf.Karnı olmayan.
  19. karnı genişdeyimTasasız; gamsız.
  20. karnıkarakelimeis.Fasulyeye benzer ve tanesinin göbeği kara benekli bir sebze; börülce, (Vigna sinensis)
  21. kasmakkelimef.Bir ip veya halat gibi nesnelerin boşluklarını gidermek amacıyla çekmek; asılarak germek; kısaltmak.
  22. katıkelimesf.eT.Yumuşak olmayan; sert; pek; sağlam.
  23. katırkelimesf.eT.Sağlam; pek.
  24. kavlakkelimesf.Kabuğu dökülmüş; kabuğu soyulmuş.
  25. kavranmakkelimef.Kendisi hakkında kavrama işi gerçekleşmek.
  26. kavrukkelimesf.Kavrulmuş olan.
  27. kavzamakkelimef.Dayatmak; sıkıştırmak; sıklaştırmak.
  28. kaykılmakkelimef.(Duvar, direk vb. için) düşey durumdan çıkarak yana veya geriye doğru meyillenmek, eğilmek.
  29. kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
  30. kaynamakelimeis.Kaynamak eylemi.
  31. kaynamakkelimef.(Sıvılar için) sıcaklığı belirli bir dereceye varınca buharlaşma sonucu fokurdamak.
  32. kaynaşmakkelimef.Ayrılmayacak biçimde yapışmak; bitişmek; birleşmek.
  33. kaypakkelimesf.Kaygan; kayağan.
  34. keçikelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, eti, sütü ve tiftiği için beslenen, evcil pek çok türü ve yabanisi bulunan, boynuzlu ve sakallı, tırmanıcı ve sıçrayıcı…
  35. kelkelimeis.Far.Vücut tüylerinin dökülmesine yol açan mantarlardan meydana gelen bir hastalık.
  36. keleşkelimesf.Saçı dökülmüş; kelleşmiş; tüysüz; kel.
  37. kellekelimeis.Far.Baş; kafa.
  38. kertekelimeis.İt.Ana yönler dışında esen rüzgârın yönünü belirtmek için bir pusula üzerinde her biri 11º15' olan 32 bölümden her biri.
  39. kılıfkelimeis.Far.Bir şeyi korumak üzere, o nesnenin biçimine uygun olarak, yumuşak fakat daha dayanıklı maddeden yapılmış özel dış koruyucu.
  40. kırıcıkelimesf.Kırmak eylemini yapan; kıran.
  41. kırkambarkelimeis.İçinde çok değişik türden eşyanın bulunduğu yer.
  42. kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
  43. kısırkelimesf.(İnsan ve hayvan için) üreme yeteneği kalmamış; döl vermeyen.
  44. kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
  45. kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
  46. kıvılcımkelimeis.Yanan bir maddeden kopup sıçrayan küçük ateş parçaları.
  47. kıvırmakkelimef.Eğrilterek bükmek.
  48. kıvrakkelimesf.Canlı; hareketli; hamarat; atik; çevik; çalışkan.
  49. kıvranmakkelimef.Şiddetli ağrı, sızı, sancı gibi fiziksel bir sebep ya da korku, üzüntü, heyecan gibi aşırı duygusal sebeplerle olduğu yerde eğilip bükülmek.
  50. kıyıkelimeis.eT.Kenar; uç.