kaynamak

kelimef.

*kaŋ-mak > kay-ın-mak > kay(ı)n-ā-mak

  1. 1

    {eAT}{eT}(Sıvılar için) sıcaklığı belirli bir dereceye varınca buharlaşma sonucu fokurdamak.

    [DK][DLT]

  2. 2

    Kaynayan bir sıvı içinde pişmek; haşlanmak.

  3. 3

    (İçinde sıvı kaynayan bir kaptaki sıvı için) yeterli sıcaklığa erişince buharlaşma dolayısıyla fokurtulu sesler çıkarmak.

  4. 4

    Yerden fışkırmak; kaynaktan çıkmak.

  5. 5

    Metal parçaları birbirine ısı veya elektrik arkı yoluyla birleştirilmek.

  6. 6

    Kırılan kemikler birleşerek iyileşmek.

  7. 7

    (Yara için) iki kıyısı bir araya gelerek açıklığı kapanmak; iyileşmek.

  8. 8

    (Aşı yapılan bitki için) tutmak.

  9. 9

    (Deniz için) dalgalanmak; çalkantılı olmak.

  10. 10

    (Mide için) ekşimek; mide asidi ve safra etkisini duymak.

  11. 11

    (Mayalanmış hamur vb. için) köpürmek; taşmak.

  12. 12

    mecaz.(Hava için) çok sıcak olmak; aşırı ısınmak.

  13. 13

    (İstek ve duygu için) coşmak; taşkınlık göstermek; artmak; kabarmak.

  14. 14

    İçin için hazırlanmak; gizli işler çevirmek.

  15. 15

    Rahat durmamak; kıpırdamak; fıkırdamak; deprenmek.

  16. 16

    (Hareket eden şeyler için) çok miktarda olmak.

  17. 17

    (Canlılar için) sürekli hareket hâlinde olmak.

  18. 18

    argo.Araya karışmak; gürültüye gitmek.

  19. 19

    argo.Boşa geçmek; gerçekleşememek; yok olmak.

  20. 20

    {ağız}Yerinde duramamak; oynamak.

    [DS]

  21. 21

    {ağız}Kapta bulunan su donarak hacmi genişlemek.

    [DS]