- ağkelimeis.eT.İp, tel vs.den düğümlemek suretiyle göz göz yapılmış örgü; ince iplik örgüsü; ablatya; çolun; ırıp; ığrıp.
- ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
- ağızkelimeis.eT.Memelilerde doğumu takip eden günlerde süt bezleri tarafından üretilen bağışıklık ögelerince zengin sarımtırak süt; yeni doğuran hayvanın ilk sütü; .
- akkelimesf.eT.Gün ışığının bütün renklerini yansıtan; süt renginde olan; beyaz.
- aksamakkelimef.eT.Yürürken hafifçe sekmek; topallamak .
- alkışkelimeis.eT.Takdis; kutsama; övme; tebrik; kutsama; hayır dua. 2. Birisi için açıkça iyilik dileme; hayır dua.
- anaçkelimeis.eT.Yavru verecek çağa gelmiş hayvan.
- arıkkelimesf.eT.Zayıf; cılız; sıska.
- artıkkelimesf.eT.Yenilip içilen şeyden, kullanılan, harcanan maldan geriye kalan; fazla.
- aşkelimeis.eT.Pişirilerek hazırlanan yiyecek; yemek; gıda; katık; yiyecek;yenecek şey; çorba. [Yüknekî]
- aşmakkelimef.eT.Yüksekte bulunan bir engelin üzerinden öbür tarafa geçmek; bir şeyin üstünden geçmek.
- atakelimeis.eT.Baba. [Yüknekî]
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- atlıkelimeis.eT.Ata binmiş kişi; binici; süvari; sipahi.
- aykelimeis.eT.Genel olarak Ay'ın Dünya etrafında bir kez dolanımına eşit, yılın on ikide biri olan zaman dilimi. .
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- aydınkelimeis.eT.Aylı gece.
- ayrıkkelimesf.eT.Birbirinden ayrı duran.
- azkelimesf.eT.Ölçü ve derece bakımından yetersiz; çok olmayan; biraz. [Yüknekî]
- azıkkelimeis.eT.Yiyecek; erzak; nevale.
- tanıkkelimeis.eT.Bir olayı gören ve bilen kimse; şahit.
- tarakkelimeis.eT.Saçları düzeltmeye, tellerini ayırmaya yarayan plastik, kemik, boynuz, şimşir gibi maddelerden yapılma, iç tarafı ince uzun dişli alet.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taşakkelimeis.eT.kaba. Erkeklik bezi; haya; erbezi torbası.
- tatkelimeis.eT.Bazı maddelerin tat alma organı üzerinde bırakmış olduğu etki; böyle bir etki bırakma özelliği.
- tekkelimee.eT.Benzetme edatı; gibi.
- tekekelimeis.eT.Keçinin yetişkin ve damızlık erkeği.
- teknekelimeis.eT.Çoğunlukla hamur yoğurmakta ve mayalamakta kullanılan ağaçtan oyma büyük ve derin gereç.
- tetikkelimesf.eT.Akıllı; zeki; uyanık.
- tetirkelimesf.eT.İğrenç; menfur.
- titikkelimesf.eT.Akıllı; zeki.
- tokkelimesf.eT.Açlığını gidermiş; karnı doymuş olan; aç olmayan.
- tokmakkelimeis.eT.Kesici aletlerin sırtına vurarak iş görmesini sağlamakta kullanılan sert ağaç ya da plastik vb.nden yapılmış çekice benzer, saplı el aleti.
- tuğrakelimeis.eT.Hükümdar mührü.
- tükenmekkelimef.eT.Kalmamak; tümüyle bitmek; sona ermek; hiç kalmamak.
- tumağıkelimeis.eT.Dumağı; nezle.
- turnakelimeis.eT.Turnagiller familyasının örnek tipi, siyah, gri veya beyazımsı benekli, uzun bacaklı ve uzun boyunlu, çok geniş kanatlı, Güney Amerika dışında bütün…
- tuzkelimeis.eT.Yiyeceklere tat vermek ya da onları korumak için yaygın olarak kullanılan, billursu, ufalanabilir, suda eriyen, dili yakıcı, kokusuz madde; sodyum…
- tuzakkelimeis.eT.Yaban hayvanı ya da kuş avlamak için kurulan düzenek ya da bu iş için yapılmış araç.
- ulamakkelimef.eT.Yaklaştırmak; erdirmek; eriştirmek.
- ummakkelimef.eT.Olmasını istemek; beklemek; temenni etmek; özenmek; ümit etmek.
- unkelimeis.eT.Buğday ve diğer tahıl tanelerinin öğütülmesinden oluşan toz hâlindeki besin maddesi.
- unutmakkelimef.eT.Hatırlayamamak; bilmiyor olmak; aklında kalmamak; hatırdan çıkarmak. .
- usanmakkelimef.eT.Bir şeyin uzamasından ya da yinelenmesinden dolayı canı sıkılır olmak; bıkkınlık gelmiş olmak; katlanamaz olmak; bezmek; bıkmak.
- utanmakkelimef.eT.Onur kırıcı bir durum nedeniyle ezici bir küçüklük, bir alçalma duygusu içinde bulunmak; utanç duymak; hicap etmek; mahcup olmak.
- uyumakkelimef.eT.(İnsan ve hayvan için) uykuya dalmış olmak; uyku durumunda bulunmak.
- yabankelimeis.eT.İnsan eli değmemiş, kimsenin yaşamadığı ıssız yer.
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yağmurkelimeis.eT.Gökten akan su; havaküredeki su buharının yoğuşarak damlacıklar hâlinde yere düşmesiyle oluşan yağış.
- yakakelimeis.eT.Uç; kıyı; sınır; hudut.