500+ madde
- abagakelimeis.Moğ.Babanın ağabeyi; babanın küçük kardeşi; amca.
- açgukelimeis.Anahtar.
- açguçukelimeis.Kan alıcı.
- açığkelimesf.Acı.
- açığ sudeyimAcı su; tuzlu su
- açılmakkelimef.(Kapalı, katlı, örtülü, sarılı ve dolaşık durumda bulunan bir nesne için) açık duruma getirilmek; kapalı olma hâli kaldırılmak; açılmış olmak. .
- açımakkelimef.Acımak; ekşimek
- açmakkelimef.Kapalı, sarılı, bağlı, katlı, dürülü veya buruşuk vaziyetteki bir nesneyi açık, düz hâle getirmek; çözmek; düzeltmek; aralamak; aralık etmek.
- acunkelimeis.Soğd.Dünya; âlem.
- adagkelimeis.Ada.
- adakkelimeis.Kap.
- adnamakkelimef.Rengi atmak.
- ağkelimeis.eT.İp, tel vs.den düğümlemek suretiyle göz göz yapılmış örgü; ince iplik örgüsü; ablatya; çolun; ırıp; ığrıp.
- ağaçkelimeis.Boyu oldukça yüksek, dalları ve gövdesi ile geniş alan kaplayan uzun yıllar yaşayan odunsu bitki.
- ağaç yongıçıdeyimDülger.
- ağdamkelimeis.Boyunduruk
- ağıkelimeis.İbrişim giyim; ipek elbise
- ağınkelimesf.Dilsiz.
- ağınmakkelimef.Yukarı çıkmak; yükselmek.
- ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
- ağırçukkelimeis.Ağırşak.
- ağızkelimeis.eT.Memelilerde doğumu takip eden günlerde süt bezleri tarafından üretilen bağışıklık ögelerince zengin sarımtırak süt; yeni doğuran hayvanın ilk sütü; .
- ağlakkelimesf.Eksik.
- ağlançıkelimesf.Çabuk ağlayan
- agrıgkelimeis.Hastalık; ağrı; sızı; sancı.
- ağrımakkelimef.Vücudun herhangi bir yerinde rahatsız edici ağrı duymak; acımak; sancımak; sızlamak; ağrıya duçar olmak; burmak; burulmak; sancımak; zonklamak.
- agrırmakkelimef.Üşenip ağırlaşmak.
- ahırkelimeis.Büyükbaş hayvanların kapatıldığı, barındığı yer; dam; arkaç; çiten; gelembe.
- ahrukelimesf.Yavaş.
- ahsakkelimesf.Aksak, topal
- ahşamkelimeis.Akşam
- ahsamakkelimef.Aksamak topallamak.
- ahsırmakkelimef.Aksırmak.
- ahtarılmakkelimef.Devrilmek; alt üst olmak; kendi kendine yıkılmak.
- ajunkelimeis.Soğd.Varlık biçimi; hayat.
- akkelimesf.eT.Gün ışığının bütün renklerini yansıtan; süt renginde olan; beyaz.
- ak aygırdeyimİki kardeşler takım yıldızı
- ak bozdeyimDonu bütün ak olan at.
- akarmakkelimef.Ağarmak.
- akırmakkelimef.Anırmak
- akrukelimesf.Yavaş.
- aksamakkelimef.eT.Yürürken hafifçe sekmek; topallamak .
- alkelimeis.Alt; bir şeyin alt tarafı; alt taraf.
- ala tondeyimAlaca giyim.
- alalıkelimesf.Abraş; alaca tenli.
- alçıkelimesf.Hileci; hilekâr
- alçığkelimeis.Alçı.
- alçığçıkelimeis.Alçıcı.
- alılmakkelimef.Alınmak .
- alışmakkelimef.Karşılıklı almak; karşılıklı alıp vermek; birbirinden almak; ticarette bulunmak. .