- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
- anlamakkelimef.eT.Akıl ve zekâ yardımı ile bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret edildiğini kavramak; bilmek; algılamak; derk etmek.
- argırmakkelimef.eT.Yorulmak; zayıflamak.
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- bekimekkelimef.eT.Sertleşmek; katılaşmak; pekişmek.
- beklemekkelimef.eT.Sabit kılmak; hareketsiz bırakmak; tespit etmek.
- beklenmekkelimef.eT.Biri tarafından beklenir durumda bulunmak.
- bükmekkelimef.eT.Bir şeyi eğmek; kıvırmak.
- bulanmakkelimef.eT.Karıştırılmak; yoğrulmak.
- bunmakkelimef.eT.Beğenmemek; küçümsemek.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- dalabımakkelimef.eT.Bir yere tutunarak sallanmak.
- dartılmakkelimef.eT.Çekmek eylemi uygulanmak.
- dartınmakkelimef.eT.(Birisi için) acınmak; özlemek.
- değişmekkelimef.eT.Bir şeyi vererek yerine başka bir şeyi almak.
- depmekkelimef.eT.(Hayvan için) tepmek; çifte atmak.
- didişmekkelimef.eT.(Kuşlar veya kümes hayvanları için) birbirini karşılıklı olarak ditmek.
- dikilmekkelimef.eT.Dikmek eylemi yapılmak.
- dımzırmakkelimef.eT.Akıtmak; damlatmak.
- direşmekkelimef.eT.Bir işi sonuna kadar götürmek için uğraşmak; sebat etmek; dayanmak.
- döletmekkelimef.eT.Yoluna koymak; düzeltmek.
- donanmakkelimef.eT.Kendi kendini giydirmek; giyinmek; süslenmek.
- dörmekkelimef.eT.(Domuz için) yeri burnu ile kazmak.
- dürişmekkelimef.eT.Çalışmak; çabalamak; mücadele etmek.
- dürüşmekkelimef.eT.Çalışmak; çabalamak; gayret etmek.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- düzmekkelimef.eT.Düzeltmek; gereksiz ve çirkin yerlerini atmak.
- düzülmekkelimef.eT.Düz hâle getirilmek; sıraya sokulmak; dizilmek; yapılmak; tertip ve tanzim olunmak; hazırlanmak.
- eftiklemekkelimef.eT.Zaman geçirmek için oyalanmak; eğlenmek.
- eğilmekkelimef.eT.Eğik bir durum almak.
- eğirtmekkelimef.eT.Bağırtmak.
- eksilmekkelimef.eT.Azalmak; az duruma getirilmek.
- eksimekkelimef.eT.Eksilmek. [Yüknekî]
- eliklemekkelimef.eT.Anasız babasız çocuğu evlat edinmek.
- evsimekkelimef.eT.Evselemek.
- gezmekkelimef.eT.Hava almak, görmek, bakmak, eğlenmek gibi çeşitli amaçlarla bir yere gitmek, dolaşmak.
- girmekkelimef.eT.Dış sayılan yerden veya ortamdan içeri geçmek; sınır veya kapı gibi belirlenmiş yerlerden iç kısma doğru ilerlemek; duhul etmek.
- gizlenmekkelimef.eT.Kendisini görülemeyecek hâle getirmek; kendini gizlemek; saklanmak.
- gömülmekkelimef.eT.Gömülü hâle getirilmek.
- görmekkelimef.eT.Göz aracılığı ve ışık yardımıyla nesneleri algılamak.
- göymekkelimef.eT.Yakmak.
- hölümekkelimef.eT.Bir şeyi su ile ıslatarak nemlendirmek; tavlamak.
- iğeşmekkelimef.eT.İnatlaşmak; zıt gitmek; aksilik etmek.
- ilişmekkelimef.eT.Birbirine takılmak; yapışmak; tutuşmak.
- kamanmakkelimef.eT.Aciz kalmak; bunalmak; çaresizliğe düşmek.
- kanamakkelimef.eT.Kan almak; kan akıtmak; kan emmek.
- katlanmakkelimef.eT.Katlı hâle getirilmek; katlamak işi yapılmak.
- kavrulmakkelimef.eT.Kavurma işlemine uğramak.
- kavuşmakkelimef.eT.Birleşmek; yaklaşmak; karşılaşmak.