321 madde
- kipkelimeis.eT.Kalıp; benzer; öğür; örnek, (1935’te yeniden).
- kırkelimeis.eT.Yerleşim birimi dışında olan yerler; şehir ve kasabalar dışında kalan yerler.
- kırkelimeis.eT.Beyaz ve çok az siyahın karışmasından meydana gelen renk; kül rengi; gri.
- kirkelimeis.eT.Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde meydana gelen veya biriken pislik tabakası; pislik. [Yüknekî]
- kirişkelimeis.eT.Sinir ve bağırsaktan yapılan tel çeşidi.
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kıymakelimeis.eT.Kıymak eylemi.
- kıymakkelimef.eT.Acımadan ortadan kaldırmak; öldürmek.
- kızkelimeis.eT.Cinsiyet bakımından dişi olan çocuk veya genç kız çocuk.
- koçkelimeis.eT.Damızlık erkek koyun.
- kökkelimeis.eT.Asıl; kaynak; temel. [Yüknekî]
- kömürkelimeis.eT.Siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.
- konukkelimeis.eT.Birinin evine veya yanına geçici olarak kalmak üzere gelen kimse; misafir; mihman.
- kopmakkelimef.eT.(Tel, ip, halat vb. için) üzerine uygulanan çekme kuvveti dolayısıyla iki parçaya ayrılmak.
- koymakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; yerleştirmek; dökmek; çalkalamak. [Yüknekî]
- koyukelimesf.eT.Kalın; sık.
- kudurmakkelimef.eT.Kuduz hastalığına yakalanmak; kuduz olmak.
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- kulaçkelimeis.eT.Halk arasında pratik bir ölçü birimi olarak kullanılan, iki yana gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasında kalan uzaklık.
- kulakkelimeis.eT.Başın iki yanında bulunan işitme ve denge duyusu organı. [Yüknekî]
- küpkelimeis.eT.Eskiden, şimdiki kadar plâstik ve metal kapların yaygın olmadığı dönemlerde yiyecek ve içecekleri koymak ve saklamakta kullanılan ağzı ve dibi dar,…
- küpekelimeis.eT.Genellikle kadınların kulaklarına taktıkları, değişik biçim ve maddelerden yapılmış süs eşyası.
- kürkkelimeis.eT.İşlenerek giyecek yapımında kullanılan ve bazı hayvanlardan elde edilen, ince, sık tüylü hayvan postu.
- kurtkelimeis.eT.Vücudunun iç ve dış kısmında hiçbir sert kısım bulunmayan, uzun gövdeli, ayaksız, bacaksız veya çok ilkel bacaklı küçük hayvanların genel adı;…
- kurtkelimeis.eT.Köpekgillerden, köpeğe çok yakın, boyu yüksek, gövdesi ince, böğürleri çökük, ayakları ince, kuyruğu tüylü ve sarkık, postu gri sarı, uzun ve sivri…
- kurtulmakkelimef.eT.Tehlikeli, öldürücü bir durumu atlatmak.
- kurumakkelimef.eT.Islaklığını veya nemini kaybederek kuru hâle gelmek. [Yüknekî]
- kurunmakkelimef.eT.Kendi kendini kurutmak; kendini kuru hâle getirmek.
- kurutkelimeis.eT.Yağı alınmış yoğurttan yapılan çökelek; yağsız bir tür peynir; kuru yoğurt; keş.
- küsmekkelimef.eT.Gücenme dolayısıyla bir kimseden yüz çevirmek; o kimse ile arası açılmak; darılmak.
- kutkelimeis.eT.Gökten ya da tanrısal bir kaynaktan yayılmış sıvı; hayat suyu; rahmet; bereket. [AH]
- kuykelimeis.eT.Tenha yer; kuytu yer; dip; koy. .
- oyukkelimeis.eT.Hayal; serap; ılgım.
- oyunkelimeis.eT.Eğlenmek, zevk almak amacıyla yapılan fiziksel ya da zihinsel etkinlik.
- özkelimeis.eT.İki dağ arasındaki dere ve çevresi; vadi; dere; çay; ırmak.
- salkelimeis.eT.Birçok kalın direğin birbirine bağlanması ile yapılmış ilkel su taşıtı.
- sapkelimeis.eT.Bir bitkinin eksenini meydana getiren, dal, yaprak ve çiçeklerini taşıyan, ağaçlarda kalınlaşarak odunlaşan, çoğunlukla toprak üstünde bulunan ve…
- sarılmakkelimef.eT.Bir kimseyi veya bir şeyi kolları arasına alıp sımsıkı tutunmak; kolları arasında tutmak; kollarını dolamak.
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- savkelimeis.eT.Söz; lakırdı.
- sekizkelimesf.eT.Yedi ile dokuz arasında yer alan tam sayı.
- sekükelimeis.eT.Dükkân.
- sikkelimeis.eT.kaba. Erkek cinsel organı; kamış.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- sınamakkelimef.eT.(Kişi veya mal için) herhangi bir ihtiyacı karşılayıp karşılayamayacağını ölçmek için denemeden geçirmek.
- sırımakkelimef.eT.Sık dikişle dikmek; sağlam ve sıkıca dikmek; çitmek.
- sırtkelimeis.eT.Bir hayvan veya insan vücudunda, göğsün karşıtı olarak omuzlarla ense kökünden böbreklerin üst bölgesine kadar uzanan bölüm; omuzlarla beraber…