140 madde
- çöpkelimeis.eT.Saman inceliğinde dal, sap veya tahta parçası.
- elkelimeis.eT.Yakınların dışında kalan kimse; yabancı; başkası.
- emkelimeis.eT.İlaç; merhem; tedavi vasıtası.
- erkelimeis.eT.Erkek; bey; adam; erkek kişi. [Yüknekî]
- erkkelimeis.eT.İş yapabilme gücü; iktidar; kudret; güç; kuvvet; irade; cüz’î irade; (1935 yeniden).
- eşkelimeis.eT.Birey veya nesne olarak ayrı olmakla birlikte biçim, durum, nitelik, ölçü vb. bakımlardan birbirinin aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer…
- esenkelimesf.eT.Hiçbir sağlık derdi olmayan; sağlıklı; sıhhatli; sağ salim; sıhhatli; afiyette; iyi.
- eskikelimesf.eT.Geçmişte kalan.
- esrükkelimesf.eT.Sarhoş
- evkelimeis.eT.İnsanların barınması için yapılmış bina.
- evinkelimeis.eT.Bir şeyin içindeki öz; lüp.
- evirmekkelimef.eT.Döndürmek; çevirmek.
- ikikelimeis.eT.Birden sonra gelen sayının adı.
- ilkkelimesf.eT.Zaman, sıra, yer ve önem bakımından benzerlerinden önce gelen.
- işkelimeis.eT.Hizmet; çalışma; faaliyet.
- işitmekkelimef.eT.(Ses için) kulakla algılamak; duymak.
- işlemekkelimef.eT.Bir iş yapmak.
- istemkelimeis.eT.İstek; arzu; dilek.
- istemekkelimef.eT.Arkasına düşmek; aramak; arzu etmek; araştırmak.
- izkelimeis.eT.Yerde ve deride uzunlamasına olan çizik.
- kaçkelimesf.eT.Herhangi bir şeyin sayısını veya sayı ile ölçülebilen değerlerini öğrenmek için kullanılan soru sıfatı.
- kankelimeis.eT.Atardamar ve toplardamarlar içinde dolaşarak organizmanın bütün hücrelerine gerekli besin ve oksijeni ileten, oralardan topladığı atık maddeleri…
- kanamakkelimef.eT.Kan almak; kan akıtmak; kan emmek.
- kanatkelimeis.eT.Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan hareketli organ.
- kanmakkelimef.eT.Yemek ve içmek konusunda yeteri kadar doygunluğa ulaşmak; açlığı ve susuzluğu giderilmek; doymak; bir şeyi doluncaya kadar elde etmek; bir şeye…
- kapkelimeis.eT.İçine, sıvı, gaz ve katı konulabilen her türlü çukur eşya.
- karkelimeis.eT.Atmosferde bulunan su buharının donmasıyla meydana gelmiş, hafif tanecikler hâlinde uçuşarak yağan beyaz renkli su kristalleri.
- karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
- kararmakkelimef.eT.Rengi karaya dönmek; karaya yakın bir durum almak; siyahlaşmak.
- karşıkelimeis.eT.Bir kimsenin görüş ve hareketlerine zıt tutum ve davranış; zıt; aksi; muhalif; muarız.
- kaşkelimeis.eT.Göz çukuru üzerinde bir yay gibi uzanan, üzeri kıllarla kaplı çıkıntı. [Yüknekî]
- katkelimeis.eT.Üst üste konulmuş bulunan nesnelerin her bir parçası; tabaka.
- kayakelimeis.eT.Arazide ve dağların yamaçlarında yere gömülü sert ve büyük taş kütlesi.
- kınamakkelimef.eT.Cezalandırmak.
- kirkelimeis.eT.Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde meydana gelen veya biriken pislik tabakası; pislik. [Yüknekî]
- kirpikkelimeis.eT.Göz kapağının kenarlarındaki kıllar ve bu kılların her biri; müje; müjgân.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kömürkelimeis.eT.Siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.
- korumakkelimef.eT.Bir şeyi veya birini bir tehlikeden, zarardan, dış etkilerden veya zor bir durumdan uzak tutmak; esirgemek; muhafaza etmek; sıyanet etmek; vikaye…
- koymakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; yerleştirmek; dökmek; çalkalamak. [Yüknekî]
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- kulakkelimeis.eT.Başın iki yanında bulunan işitme ve denge duyusu organı. [Yüknekî]
- küpkelimeis.eT.Eskiden, şimdiki kadar plâstik ve metal kapların yaygın olmadığı dönemlerde yiyecek ve içecekleri koymak ve saklamakta kullanılan ağzı ve dibi dar,…
- kurtkelimeis.eT.Vücudunun iç ve dış kısmında hiçbir sert kısım bulunmayan, uzun gövdeli, ayaksız, bacaksız veya çok ilkel bacaklı küçük hayvanların genel adı;…
- kurtulmakkelimef.eT.Tehlikeli, öldürücü bir durumu atlatmak.
- kutkelimeis.eT.Gökten ya da tanrısal bir kaynaktan yayılmış sıvı; hayat suyu; rahmet; bereket. [AH]
- nekelimezm.eT.Soru zamiri; hangi şey.
- özkelimeis.eT.İki dağ arasındaki dere ve çevresi; vadi; dere; çay; ırmak.
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.