114 madde
- etmekkelimef.eT.Bir durumu ortaya çıkarmak.
- ikikelimeis.eT.Birden sonra gelen sayının adı.
- ikizkelimesf.eT.İki tane; bir çift.
- iletmekkelimef.eT.İlerletmek.
- ilkkelimesf.eT.Zaman, sıra, yer ve önem bakımından benzerlerinden önce gelen.
- inkelimeis.eT.Yaban hayvanlarının barındıkları kaya kovuğu.
- işkelimeis.eT.Hizmet; çalışma; faaliyet.
- kamaşıgkelimesf.eT.Ayaklanan; isyan eden.
- kanatkelimeis.eT.Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan hareketli organ.
- karkelimeis.eT.Atmosferde bulunan su buharının donmasıyla meydana gelmiş, hafif tanecikler hâlinde uçuşarak yağan beyaz renkli su kristalleri.
- karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
- karşıkelimeis.eT.Bir kimsenin görüş ve hareketlerine zıt tutum ve davranış; zıt; aksi; muhalif; muarız.
- kaşkelimeis.eT.Göz çukuru üzerinde bir yay gibi uzanan, üzeri kıllarla kaplı çıkıntı. [Yüknekî]
- katkelimeis.eT.Üst üste konulmuş bulunan nesnelerin her bir parçası; tabaka.
- katıkelimesf.eT.Yumuşak olmayan; sert; pek; sağlam.
- katlanmakkelimef.eT.Çalışmak; çabalamak. [Yüknekî]
- kayakelimeis.eT.Arazide ve dağların yamaçlarında yere gömülü sert ve büyük taş kütlesi.
- kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kıymakkelimef.eT.Acımadan ortadan kaldırmak; öldürmek.
- kıymakkelimef.eT.İlerletmek.
- kızkelimeis.eT.Cinsiyet bakımından dişi olan çocuk veya genç kız çocuk.
- kopmakkelimef.eT.(Tel, ip, halat vb. için) üzerine uygulanan çekme kuvveti dolayısıyla iki parçaya ayrılmak.
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- kulakelimesf.eT.Açıktan koyuya kadar pek çok türü bulunmakla birlikte kızıl ile boz arasındaki renk; sarımtırak kahveden sütlü kahveye kadar olan at donu.
- küpkelimeis.eT.Eskiden, şimdiki kadar plâstik ve metal kapların yaygın olmadığı dönemlerde yiyecek ve içecekleri koymak ve saklamakta kullanılan ağzı ve dibi dar,…
- kurtkelimeis.eT.Vücudunun iç ve dış kısmında hiçbir sert kısım bulunmayan, uzun gövdeli, ayaksız, bacaksız veya çok ilkel bacaklı küçük hayvanların genel adı;…
- kutkelimeis.eT.Gökten ya da tanrısal bir kaynaktan yayılmış sıvı; hayat suyu; rahmet; bereket. [AH]
- kuykelimeis.eT.Tenha yer; kuytu yer; dip; koy. .
- nekelimezm.eT.Soru zamiri; hangi şey.
- özkelimeis.eT.İki dağ arasındaki dere ve çevresi; vadi; dere; çay; ırmak.
- saymakkelimef.eT.Aynı cinsten nesnelerin toplamının kaç tane olduğunu anlamak için birden başlamak üzere her birini art arda gelen sayılarla eşleştirmek suretiyle bir…
- sekizkelimesf.eT.Yedi ile dokuz arasında yer alan tam sayı.
- sıkmakkelimef.eT.Bir şeyin etrafına sarılarak sıkıştırmak. .
- sinkelimeis.eT.Ölü gömülen yer; mezar; türbe.
- sözkelimeis.eT.Bir duyguyu, bir düşünceyi dile getirmek için ağızdan çıkan sözcük, sözcük dizisi ya da cümle; laf; kelam; haber; mesaj; kelime. (sö:z)
- sukelimeis.eT.Kimyasal olarak bir oksijen, iki hidrojen atomundan meydana gelmiş, 0 sıcaklığında sıvı hâlde bulunan, tatsız, kokusuz, renksiz madde.
- sunggurkelimeis.eT.Sungur.
- sürmekkelimef.eT.Kovmak; sürgün etmek uzaklaştırmak
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- tezekkelimeis.eT.At gübresi.
- tokkelimesf.eT.Açlığını gidermiş; karnı doymuş olan; aç olmayan.
- uçkelimeis.eT.Bir şeyin bitim noktası, son; baş; tepe; nihayet.
- üçkelimesf.eT.İkiden bir fazla, dörtten bir eksik olan.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- uğurkelimeis.eT.İnsanlara iyilik, şans getirdiğine, ya da böyle bir şeyin habercisi, nedeni olduğuna inanılan gizli güç.
- ulamakkelimef.eT.Yaklaştırmak; erdirmek; eriştirmek.
- uluskelimeis.eT.Memleket; devlet; ülke.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.