500+ madde
- boğkelimeis.eT.Çöplük; gübre.
- boğanakkelimeis.eT.Fırtına sırasında görülen hortum; kasırga.
- boğçakelimeis.eT.Bohça.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boğmakkelimef.eT.Donmak; buymak.
- boğunkelimeis.eT.Boğum; eklem.
- boğunmakkelimef.eT.Kendi kendini boğmak.
- boğuzkelimeis.eT.Boğaz.
- bohçakelimeis.eT.İçine çamaşır, elbise vb. konularak bağlanan dört köşe kumaş parçası.
- bokkelimeis.eT.Yeşil küf.
- boklamakkelimef.eT.kabaBir işi kötü duruma getirmek.
- boncukkelimeis.eT.Cam, taş, sedef, tahta, plastik gibi maddelerden yapılma ortası delikli ve renkli süs aracı.
- borukelimeis.eT.Bir yerden başka bir yere sıvı veya gaz akıtmaya yarar, içi boş, uçları açık, dar ve uzun yuvarlak nesne.
- boşkelimesf.eT.Serbest; hür; özgür.
- boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
- boşanmakkelimef.eT.Kendini bir yerden kurtarmak; kurtulmak; serbest olmak; hür olmak; başına buyruk olmak.
- boşlakelimezf.eT.Boş olarak.
- boşlukkelimeis.eT.Kurtulma; serbest kalma.
- botakelimeis.eT.Deve yavrusu.
- botuckelimeis.eT.Emzikli toprak su kabı; çömlek.
- botukkelimeis.eT.Deve yavrusu.
- boyakelimeis.eT.Renklendirmek veya dış etkenlerden korumak amacıyla eşyanın dışına sürülen veya içine katılan renkli madde.
- boyakkelimeis.eT.Boya.
- boyamakkelimef.eT.Üzerine boya sürerek veya boya içine batırarak renklendirmek.
- boylugkelimesf.eT.Boylu.
- boyunkelimeis.eT.Gövdenin baş ile omuz arasında kalan kısmı; âdem elması; boğaz; emik; imik; ümük; sakak.
- bozkelimeis.eT.Açık toprak rengi.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- boztagankelimeis.eT.Demir topuz; gürz.
- boztogankelimeis.eT.Demir topuz; gürz.
- bökelimeis.eT.Zehirli örümcek; tarantula.
- böbrekkelimeis.eT.Kandaki zararlı maddeleri süzen, idrar salan, karın bölgesinin arkasında omurganın iki yanında birer tane bulunan fasulye biçiminde organ.
- böcekelimeis.eT.Dörtten çok bacağı bulunan küçük hayvan.
- böcekkelimeis.eT.Trake solunumu yapan, başı göğsünden ayrı, her bir parçası birbirine eklemle bağlanan ve birer çift bacak bulunan üç boğum gövdeli, omurgasız küçük…
- bögükelimesf.eT.Dirayetli; anlayışlı; bilge; hakîm.
- böğenmekkelimef.eT.bknz. büğenmek
- böğentikelimeis.eT.Küçük su birikintisi.
- böğetkelimeis.eT.Su birikintisi; gölcük; büvet.
- böğürkelimeis.eT.İnsan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü.
- börkkelimeis.eT.Başa giyilen her türlü başlığın genel adı; başlık; külah; şapka. [Yüknekî]
- bukelimesf.eT.Yer olarak yakında bulunan bir varlığı işaret eder. [Yüknekî]
- bucakkelimeis.eT.Köşe.
- buçukkelimesf.eT.(Sayı sıfatlarından sonra geldiğinde) yarım; yarı. .
- budamakkelimef.eT.Bir şeyin ucunu kesmek.
- buduçkelimeis.eT.bknz. boduç
- budunkelimeis.eT.Aralarında soy birliği yanında töre, kültür ve dil bakımından ortaklık bulunan insan topluluğu; millet; ulus; kavim; , (1934). [Yüknekî]
- buğanakkelimeis.eT.Şiddetli yağmur; sağanak.
- buğazkelimeis.eT.Gebe.
- buğdaykelimeis.eT.Taneleri en önemli besinlerimizden olan ekmek yapımında kullanılan, çiçekleri bileşik başak şeklinde, düğümlerden çıkan yapraklarının ucunda bir…
- buğmukkelimeis.eT.Kadınların takındığı altın.