500+ madde
- abakelimeis.eT.Abla; büyük kız kardeş; .
- abarmakkelimef.eT.Almak; alıp götürmek.
- abbakelimeis.eT.Dede; büyük baba.
- abcakelimeis.eT.Amca.
- abıkkelimesf.eT.Bozuk.
- abrışmakkelimef.eT.(Çocuk için) annesinin arkasına sarılmak; sırnaşmak; direnmek.
- acıkkelimeis.eT.Öfke.
- acokelimeis.eT.Amca.
- açkelimesf.eT.(Kişi, hayvan için) yemek ihtiyacı içinde bulunan; acıkmış. (a:ç) .
- açankelimezf.eT.O zaman; öyleyse.
- açıkkelimesf.eT.Açılmış olan; katlı, sarılı, örtülü, kapalı durumda olmayan.
- adkelimeis.eT.Bir varlığı cins veya özel olarak diğer varlıklardan ayırt etmeye yarayan kelime; isim.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağkelimeis.eT.İp, tel vs.den düğümlemek suretiyle göz göz yapılmış örgü; ince iplik örgüsü; ablatya; çolun; ırıp; ığrıp.
- ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
- ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
- ağılkelimeis.eT.Koyun ve keçi sürülerinin etrafı çit çevrili gece barınağı; ağal; avul; ayil.
- ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
- ağızkelimeis.eT.Vücudun baş kısmının ön alt tarafında bulunan sindirim sisteminin başlangıcı, tat alma, nefes alıp verme ve konuşma gibi fonksiyonları yerine getiren…
- ağmakkelimef.eT.Su gibi akıp gitmek; kaymak.
- ağnamakkelimef.eT.(Hayvanlar için) yere yatıp sırtını kaşımak; debelenmek, kıvranmak.
- ağrıkkelimeis.eT.Vücudun belli bir yerinde duyulan ağrı, sızı; sancı; yel; .
- aharkelimeis.eT.Çay; dere; akarsu.
- akkelimesf.eT.Gün ışığının bütün renklerini yansıtan; süt renginde olan; beyaz.
- akdukkelimeis.eT.Kötü; fena; çirkin.
- akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
- akurkelimeis.eT.Yamaçlara yapılan düz ve yan yol.
- alakelimesf.eT.Yer yer siyah, yer yer de beyaz kısımları bulunan renk; siyahlı beyazlı.
- alankelimeis.eT.Açık, düz ve geniş arazi; düz ve açık yer; düzlük; meydan; saha.
- alçakkelimesf.eT.Yüksek olmayan; yerden yüksekliği az olan; aşağıda olan.
- aldakkelimeis.eT.Avutacak, kandıracak, gönül alacak söz; aldanca.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- aldilkelimeis.eT.Kurnazlık; hile.
- alençikkelimeis.eT.Çardak; çadır.
- alıkkelimeis. sf.eT.Anlama ve sezme gücü yetersiz; aptal; avanak; bön; budala; ebleh; saf; salak; sersem.
- alınkelimeis.eT.İnsan başının ön tarafında yüzün üst bölümünü oluşturan saç bitimi, şakaklar ve kaşlar arasında kalan kısım.
- alkışkelimeis.eT.Takdis; kutsama; övme; tebrik; kutsama; hayır dua. 2. Birisi için açıkça iyilik dileme; hayır dua.
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- aluçakelimeis.eT.Bir tür erik.
- amaçkelimeis.eT.Atıcılıkta nişan alınan yer; hedef tahtası; nişan yeri; hedef.
- anakelimeis.eT.Çocuğu olan kadın; anne.
- anaçkelimeis.eT.Yavru verecek çağa gelmiş hayvan.
- anarıkelimesf.eT.Çabuk; tez.
- anarıberikelimeis.eT.Bir özelliği olmayan eşya; öteberi; bayağı eşya.
- anarlakkelimezf.eT.Biraz ötede.
- anarukelimezf.eT....-den beri; ..-den doğru.
- anarurakkelimezf.eT.Daha ötede.
- ancakelimezf.eT.En çok.
- ancakkelimezf.eT.Yalnızca; yalnız; sadece.
- ançakelimezf.eT.Ancak.