- bağırmakkelimef.eT.Korku, öfke ve heyecan gibi duygularını yüksek sesle belirtmek; haykırmak.
- batmakkelimef.Bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmek; gömülmek.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- cıvımakkelimef.Yumuşak hâle gelmek; cıvık olmak; sulanmak.
- cızırdamakkelimef.Sürekli bir “cız” sesi çıkarmak; cızırtı yapmak.
- çıkmakkelimef.Bir yerden, bir yerin içinden dışarı varmak. : Evden çıktılar.
- çorlamakkelimef.Hastalık bulmak; bozulmak; kötülemek.
- çöğelmekkelimeOtururken bir şeye dikkatlice bakmak için doğrulmak; kafasını kaldırıp bakmak.
- damlamakkelimef.eT.Damla biçiminde tane tane düşmek.
- daralmakkelimef.Dar duruma düşmek; boyutları küçülmek; azalmak.
- dirilmekkelimeeT.(Ölmüş sanılan kişi için) diri hâle gelmek; canlanmak.
- duralamakkelimef.Durur gibi olmak, yavaşlamak.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- esmekkelimef.(Rüzgâr için; hava) bir yöne doğru akmak.
- göçmekkelimef.eT.Bulunduğu yerden ayrılarak başka bir yere yerleşmek üzere gitmek; yurt değiştirmek; hicret etmek.
- harınlamakkelimef.(Hayvan için) huylanıp yürümemek.
- havkırmakkelimef.(Köpek için) havlamak.
- haykırmakkelimef.Korku, telaş vb. sebeple yüksek sesle bağırmak.
- hortlamakkelimef.(Yanlış bir inanış ürünü olarak ölü için) korkunç bir görünüşle mezardan çıkmak.
- ıhmakkelimef.(Deve için) çökmek.
- ıngıldamakkelimef.(Diş, ağaç vb. köklü şeylerle bir yere çakılmış bulunan sabit parçalar için) kökünden, bağından sallanmak; oynamak; gevşemek.
- kabarmakkelimef.Ağırlığı artmadan hacmi genişlemek, büyümek; şişmek.
- kağşamakkelimef.(Eşya ve bina için) ek ve bağlantı yerlerinden gevşeyip dağılacak, dökülecek hâle gelmek.
- kaykılmakkelimef.(Duvar, direk vb. için) düşey durumdan çıkarak yana veya geriye doğru meyillenmek, eğilmek.
- kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
- kaynamakkelimef.(Sıvılar için) sıcaklığı belirli bir dereceye varınca buharlaşma sonucu fokurdamak.
- körelmekkelimef.(Bıçak, balta vb. kesici araçlar için) keskinliğini yitirmek; daha az keskin duruma gelmek; körleşmek; .
- kubarmakkelimef.(Hindi, horoz vb. için) tüylerini kabartmak.
- kudurmakkelimef.eT.Kuduz hastalığına yakalanmak; kuduz olmak.
- kurumakkelimef.eT.Islaklığını veya nemini kaybederek kuru hâle gelmek. [Yüknekî]
- onmakkelimef.Daha iyi bir duruma gelmek; salah bulmak.
- parlamakkelimef.Kuvvetli bir ışık çıkarmak; kendi ışığı ile aydınlık saçmak; ışık saçmak; parıldamak.
- sapmakkelimef.Gidiş doğrultusundan ayrılarak başka doğrultuya yönelmek; yeni bir yön çizmek; yolunu değiştirmek.
- sarkmakkelimef.Aşağıya doğru uzanmak.
- sarmakkelimef.Olgun hale gelmek.
- sertelmekkelimef.Sertliği, direnci artmak; sertleşmek.
- sırıtmakkelimef.Dişlerini göstererek gülmek; aptalca gülümsemek; alay ederek veya kurnazlık belirtir şekilde gülümsemek.
- sivrilmekkelimef.Sivri duruma gelmek eylemi; sivrileşmek.
- solumakkelimef.Soluk alıp vermek.
- sürçmekkelimef.(Ayak için) yanlış adım atıp dengesi bozulmak; ayak kaymak.
- şakımakkelimef.(Bülbül ve diğer ötücü kuşlar için) arka arkaya, hoş ve ezgili sesler çıkararak ötmek; şakramak; terennüm etmek.
- şıkırdamakkelimef.(Küçük metal parça ya da cam türü eşyalar için) birbirine hafifçe dokunarak ses çıkarmak.
- toslamakkelimef.(Taşıt için) ön taraftan hafifçe bir yere vurma.
- tülemekkelimef.Döllemek; kuzulamak; çoğalmak; doğurtmak.
- tülermekkelimef.(Kuş, tavuk vb. için) tüylenmek.
- tünemekkelimef.Gecelemek.
- tütmekkelimef.Dumanı çıkmak.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- ürpermekkelimef.eT.(Tüyler için) kabarmak; dikleşmek.