- başkelimeis.eT.Beyin ve dört duyu organının, dokunma duyusunun bir kısmının, sindirim ve solunum organlarının başlangıcının bulunduğu, insan vücudunun en üst kısmı;…
- ekşimekkelimef.eT.Ekşi duruma gelmek; ekşilik kazanmak.
- kankelimeis.eT.Atardamar ve toplardamarlar içinde dolaşarak organizmanın bütün hücrelerine gerekli besin ve oksijeni ileten, oralardan topladığı atık maddeleri…
- karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
- konmakkelimef.Gelip bir yere konmak; yerleşmek. [Yüknekî]
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- okşamakkelimef.oynamak; bir kimse ya da bir şey ile eğlenmek; şaka yapmak.
- onkelimesf.Dokuzdan bir artık; dokuz artı bir;
- ordukelimeis.Hakanın oturduğu şehir; başkent; beylik merkezi.
- ölmekkelimef.(Canlı bir varlık için) canlılığı yok olmak; hayatını kaybetmek; yaşamı sona ermek.
- satmakkelimef.eT.Bir şeyin mülkiyet hakkını, belli bir para karşılığında başka birine devretmek.
- sokmakkelimef.(Bir şey için) başka bir şeyin arasına girmesini sağlamak; girdirmek; içine tıkmak; basmak.
- soymakkelimef.(Deri için) yüzmek.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- tekkelimesf.eT.Bir; yalnız.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- tüketmekkelimef.Tam ve yeterli kılmak.
- tütmekkelimef.Dumanı çıkmak.
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yerkelimeis.Toprak.
- yetmekkelimef.Bir şey başka bir şeyi karşılayabilecek ölçüde ve miktarda olmak; bir ihtiyacı karşılayacak, giderecek nitelikte ve ölçüde olmak; yeterli olmak; kâfi…
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.
- yolkelimeis.Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmeyi sağlayan hat; tarik.
- yükkelimeis.Ağırlık.
- yüksekkelimesf.Benzerlerine göre taban sayılan altı ile üstü arasındaki dikey yöndeki uzaklık çok olan; uzamış.
- yüzkelimeis.eT.Bir şeyin üst kısmı; yüzey; satıh.