173 madde
- silkinmekkelimef.Kendi kendini silkmek; toz topraktan arındırmak için üstünü silkmek; üstündekileri dökmek; silkelenmek.
- soğukkelimesf.Sıcaklığı, insan bedeninin sıcaklığından düşük olan.
- soğuklukkelimeis.Soğuk olma durumu.
- sokmakkelimef.(Bir şey için) başka bir şeyin arasına girmesini sağlamak; girdirmek; içine tıkmak; basmak.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- sokulmakkelimef.Sokmak eylemi yapılmak; bir şeyin başka bir şeyin içine veya arasına girmesi sağlanmak. .
- soymakkelimef.(Deri için) yüzmek.
- süpürmekkelimef.eT.Bir şeyi süpürge ile bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak; süpürge ile alıp atmak.
- sürçmekkelimef.(Ayak için) yanlış adım atıp dengesi bozulmak; ayak kaymak.
- sürtünmekkelimef.Geçerken bir şeye dokunmak; hareket halinde iken bir şeye değmek.
- sürtüşmekkelimef.Bir şeyin üzerine bir maddeyi birlikte sürmek, yaymak, bulaştırmak.
- sürünmekkelimef.(Sert bir şey için) dövülerek ezilmek.
- tabanlığkelimesf.Tabanlı.
- takılmakkelimef.Dizilmek.
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- tartmakkelimef.Tartı ile ağırlığını saptamak; bir şeyin birim cinsinden ağırlığını bulmak.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taşırmakkelimef.(Bir kaba konulan sıvılar için) kabın alacağı miktardan fazla koyarak kap dışına akmasına neden olmak; taşmak işinin yapılmasına sebep olmak.
- taşlatmakkelimef.Taşlamak işini yaptırmak; üzerine taş attırmak; recmetmek; üzerine ya da arkasından taş attırmak; taş ile kovalatmak; taşa tutturmak.
- taşmakkelimef.Dışarı çıkmak.
- tekkelimesf.eT.Bir; yalnız.
- tepinmekkelimef.Bulunduğu yerde ayaklarını yere hızlı hızlı vurmak.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- terkelimeis.Korunma, vücudu soğutma, zararlı maddeleri vücuttan atma gibi işlevleri yerine getirmek için, deriden sızan, renksiz, tuzlu ve kendine özgü kokusu…
- terskelimeis.eT.Güç olan her nesne.
- tokkelimesf.eT.Açlığını gidermiş; karnı doymuş olan; aç olmayan.
- toklukkelimeis.Tok olan, doymuş kimsenin durumu; tok oluş; doymuş olma.
- tüketmekkelimef.Tam ve yeterli kılmak.
- tülemekkelimef.Döllemek; kuzulamak; çoğalmak; doğurtmak.
- tünemekkelimef.Gecelemek.
- tutuşmakkelimef.Karşılıklı olarak birbirini tutmak; birbirinin ellerini tutmak.
- tuzakkelimeis.eT.Yaban hayvanı ya da kuş avlamak için kurulan düzenek ya da bu iş için yapılmış araç.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- ürkütmekkelimef.(İnsan ya da hayvan için) ürkmesine neden olmak; ürküntü vermek.
- ürpermekkelimef.eT.(Tüyler için) kabarmak; dikleşmek.
- uşaklıkkelimeis.Uşak olma durumu.
- yağlamakkelimef.Üzerine yağ sürmek.
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yağmurkelimeis.eT.Gökten akan su; havaküredeki su buharının yoğuşarak damlacıklar hâlinde yere düşmesiyle oluşan yağış.
- yankelimeis.Taraf.
- yapışmakkelimef.eT.Yapıştırıcı bir maddenin etkisi ile bir yüzeye, oradan ayrılmayacak, kopmayacak biçimde sımsıkı bağlanmak; orada sabitleşmek; kalmak; tutunmak.
- yarakelimeis.Yarık; gedik.
- yaranmakkelimef.Hoşa gitmek için yaltaklık etmek; yaltaklanmak.
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yarımkelimeis.Bir bütünün yarısı; bir şeyin yarısı; herhangi bir şeyin ikiye ayrılmış olan parçalarından her birisi.
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yazkelimeis.Bahar mevsimi; ilkbahar; ilk yaz.