106 madde
- bağırmakkelimef.eT.Korku, öfke ve heyecan gibi duygularını yüksek sesle belirtmek; haykırmak.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- bekilemekkelimef.eT.(Kapı, pencere vb. için) sürgülemek.
- bıkmakkelimef.eT.Tekrarlanan şeyler yüzünden insanın doygunluğa ve yorgunluğa ulaşması sonucu istemezlik durumu ortaya çıkmak.
- biçmekkelimef.eT.Herhangi bir nesneyi istenilen özellikte kesmek; . [Yüknekî]
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boşanmakkelimef.eT.Kendini bir yerden kurtarmak; kurtulmak; serbest olmak; hür olmak; başına buyruk olmak.
- boyamakkelimef.eT.Üzerine boya sürerek veya boya içine batırarak renklendirmek.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- budamakkelimef.eT.Bir şeyin ucunu kesmek.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- bürünmekkelimef.eT.Sarınmak, örtünmek, kaplanmak.
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- dağılmakkelimef.eT.Toplu hâlde bulunurken birbirinden ayrılıp uzaklaşmak.
- dalamakkelimef.eT.(Hayvan için) bir insan ya da hayvanın üzerine atılarak ısırmak, dişle koparmak; yırtmak.
- dalaşmakkelimef.eT.(Köpekler için) boğuşup birbirini ısırmak.
- damlamakkelimef.eT.Damla biçiminde tane tane düşmek.
- delmekkelimef.eT.Delik açmak.
- deprenmekkelimef.eT.Kıpırdanmak, hareket etmek; yerinden oynamak; sarsılmak.
- deşilmekkelimef.eT.Yarılarak içi dışına çıkarılmak.
- deşmekkelimef.eT.İçini çıkarmak.
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- dilemekkelimef.eT.Sahip olmadığı bir şeyin veya bulunmadığı durumun gerçekleşmesini istemek; arzu etmek; murat etmek.
- dilenmekkelimef.eT.Sadaka istemek.
- doğmakkelimef.eT.Dünyaya gelmek.
- doğrulmakkelimef.eT.(Eğik bir şey için) düz duruma gelmek; düzelmek.
- doğurmakkelimef.eT.Yavru dünyaya getirmek; doğum yapmak.
- dokunmakkelimef.eT.Bir şeye, bir kimseye eliyle veya vücudunun herhangi bir yeriyle değmek; temas etmek; hafifçe sürünmek.
- dolamakkelimef.eT.Tel, şerit, iplik gibi nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak.
- dolaşmakkelimef.eT.Gezmek; gezinmek.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- dolmakkelimef.eT.Dolu hâle gelmek.
- döktürmekkelimef.eT.Dökme işini bir başkasına yaptırmak.
- dönmekkelimef.eT.Ekseni etrafında daire çizecek şekilde hareket etmek; dolanmak; devretmek.
- döşenmekkelimef.eT.Döşemek eylemi yapılmak.
- duymakkelimef.eT.Bir sesi işitmek.
- dürtmekkelimef.eT.Birini elle veya bir şeyle hafifçe dokunarak uyarmak.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- düzülmekkelimef.eT.Düz hâle getirilmek; sıraya sokulmak; dizilmek; yapılmak; tertip ve tanzim olunmak; hazırlanmak.
- eğilmekkelimef.eT.Eğik bir durum almak.
- ekşimekkelimef.eT.Ekşi duruma gelmek; ekşilik kazanmak.
- elemekkelimef.eT.Tane veya toz hâlinde bulunan maddeleri, kabasını incesinden ayırmak veya içindeki yabancı maddeleri ayıklamak için elek, kalbur, gözer gibi…
- erimekkelimef.eT.Isı etkisi ile sıvı duruma geçmek.
- eritmekkelimef.eT.Erimesine yol açmak; erimesini sağlamak.
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- gerilmekkelimef.eT.Gergin duruma getirilmek; belirli bir uzama ile çekilmek; üzerinde germek işi uygulanmak.
- germekkelimef.eT.Çekerek belirli bir uzama durumunda tutmak.
- getirmekkelimef.eT.Birinin veya bir şeyin gelmesini sağlamak.
- gevelemekkelimef.eT.Bir şeyi ağız içinde çiğnemeden, çiğniyormuş gibi yaparak evirip çevirmek.