237 madde
- abramakkelimef.Fırtınalı havalarda bir deniz taşıtını gemicilik kurallarına ve havanın değişkenliğine göre kullanmak.
- açmakkelimef.Kapalı, sarılı, bağlı, katlı, dürülü veya buruşuk vaziyetteki bir nesneyi açık, düz hâle getirmek; çözmek; düzeltmek; aralamak; aralık etmek.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağızlamakkelimef.Birine bir konuda talimat vermek, öğütte bulunmak.
- ağlaşmakkelimef.Birlikte ağlamak.
- aldırmakkelimef.Birisine almak işini yaptırmak.
- alındırmakkelimef.Kızdırmak; üzülmesine sebep olmak; .
- anıtlamakkelimef.Vuracakmış gibi yaparak korkutmak; sakındırmak.
- anlamakkelimef.eT.Akıl ve zekâ yardımı ile bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret edildiğini kavramak; bilmek; algılamak; derk etmek.
- argaçlamakkelimef.Dokuma tezgâhlarında enine ip geçirmek; atkı atmak.
- argurmakkelimef.Yormak.
- arıklamakkelime(Su için) arık açarak götürmek.
- asartmakkelimef.Beslemek; büyütmek; korumak; yetiştirmek.
- aşatmakkelimef.Yedirmektattırmak; doyurmak; yedirip içirmek; .
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- atıştırmakkelimef.Ayak üstü ve acele olarak bir şeyler yiyip içmek.
- atmakkelimef.Bir nesneyi elden bırakıp boşluğa, ileriye doğru fırlatmak. [Yüknekî]
- ayaklamakkelimef.Bir yeri ayakla ya da adımla ölçmek.
- aynalamakkelimef.Ayna takmak; aynalı hâle getirmek.
- bastırmakkelimef.Bir şeyi, bir şeye basmak işini yaptırmak; basırmak; basmak; basurmak. Parmaklarını kanayan yarasına bastırıyordu.
- bavlımakkelimef.Köpek ve doğan gibi avcıya yardımcı hayvanları eğitmek, ava alıştırmak.
- bedüklemekkelimef.Büyük saymak.
- beklemekkelimef.eT.Sabit kılmak; hareketsiz bırakmak; tespit etmek.
- bergelenmekkelimef.(Damar için) kan ile dolarak sertleşmek; dikilmek.
- bertmekkelimef.Ezmek; çiğnemek; berelemek; kırmak; parçalamak.
- bırakmakkelimef.Alt.Elde tutulan veya taşınan şeyi tutmaz olmak.
- bitimekkelimef.Nasib etmek; mukadder kılmak.
- börtlemekkelimef.Az haşlamak.
- boşumakkelimef.İzin verip bırakmak.
- bukmakkelimef.Bükmek; kıvırmak; .
- bulgamakkelimef.Karıştırmak; bulaştırmak; bulamak.
- bulunmakkelimef.Arama sonucu veya rastlantı olarak elde edilmek. [Yüknekî]
- burdurmakkelimef.Burulmasını sağlamak.
- burkmakkelimef.Burarak çevirmek; bükmek; kıvırmak.
- burtarmakkelimef.(Yüz için) buruşturmak; surat asmak.
- büyülenmekkelimef.Kendisine büyü yapılarak etki altına alınmak.
- çagılamakkelimef.Çağırmak; seslenmek.
- çakmakkelimef.Vurmak.
- çalmakkelimef.(Zil, çan, saat, telefon vb. için) tokmakla vurarak veya başka yollarla ses çıkartmak.
- çanaklamakkelimef.Ağaçların dibini çukurlatmak.
- çançmakkelimef.Batırmak.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- çaptırmakkelimef.Yağmalatmak; yağma ettirmek.
- çarşaflamakkelime(Yatak, yorgan için) çarşaf geçirmek; çarşafla kaplamak.
- çatlatmakkelimef.Bir şeyin parçaları dağılmayacak şekilde yarılmasına sebep olmak.
- çatmakkelimef.Odun, değnek, tüfek gibi uzun şeyler için) diğer uçları serbest kalacak biçimde bir ucundan çaprazlama kavuşturarak durdurmak, tutturmak; bir araya…
- çekmekkelimef.Bir cismi, başka bir cisim kendisinde var olan kuvvetin etkisi ile harekete geçirmek, yürütmek; asılmak.
- çelmekkelimef.Koyunlar çiftleşirken kuyruklarını yana doğru çekerek yardımcı olmak.
- cıbarmakkelimef.Ağacı budamak.
- cibelemekkelimef.Sevmek.