açmak
kelimef.Köken
Gülensoy
Anlamlar
- 1
Kapalı, sarılı, bağlı, katlı, dürülü veya buruşuk vaziyetteki bir nesneyi açık, düz hâle getirmek; çözmek; düzeltmek; aralamak; aralık etmek.
- 2
Engeli kaldırıp tıkanıklığı gidermek; geçilir hâle getirmek.
- 3
Bir yeri genişletmek veya görüşü önleyen engelleri ortadan kaldırmak.
- 4
Delmek, oymak, kazmak.
- 5
Dolaşık, karışık veya ilikli bir şeyi çözmek.
- 6
İki nesneyi veya iki ucu birbirinden uzaklaştırmak. «Pensenin ağzını biraz daha aç.»
- 7
Ucunu sivriltmek, keskinletmek. «Kalemi açtı.»
- 8
{eAT}Açığa vurmak; ortaya koymak; söylemek. «Size derdimi açabilir miyim?»
- 9
Derinleştirmek, yeniden başlatmak. «Bu meseleyi biraz açalım.»
- 10
Anlaşılır duruma getirmek, izah etmek.
- 11
{eAT}{eT}Savaşarak almak; fethetmek; almak; zapt etmek. «Kayı boyu Bizans’la mücadele ederek Söğüt çevresini açtı ve yurt kazandı.»
[DLT]
- 12
Sıkıntısını gidermek, ferahlatmak. «Bu güzel bahçe bizi açtı.» 13. Başlatmak; küşat etmek. «Gazi, 9 Şubat 1924 günü Türk Ocağı Söke Şubesini açtı.»
- 13
Uygulamayı başlatmak. «Hükümetin yeni açtığı usul, sınıfta kalmayı ortadan kaldırıyor.»
- 14
Gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra çalışmaya veya işletmeye başlamak. «Öğretmen evi bu yıl başında açılacak.»
- 15
Yakışmak. «Bu takım seni çok iyi açtı.»
- 16
Düzenlemek; «Altı Eylül’de Söke Tarım Fuarı açıldı.»
- 17
Ayırmak, vermek; tahsis etmek. «Süit odayı başkana açtık.»
- 18
Bir aracın sesini yükseltmek. «Radyoyu biraz daha aç.»
- 19
Renklerin koyuluğunu azaltmak. «Şu yeşili biraz daha aç.»
- 20
Bozmak, fitne sokmak. «Aralarını açmak istemem.»
- 21
Arzu ve istek duyar hâle gelmek. «İştahı açıldı.»
- 22
Söz etmek, sırrını söylemek. «Sıkıntılarınızı hekime açabilirsiniz.»
- 23
Tıbbî işlem için bir organı kesmek, meydana çıkarmak. «Doktor, yaranın etrafını açtı.»
- 24
Çözmek, yaymak.
- 25
gçsz.Çiçeklenmek. «Güller açtı.»
- 26
{eAT}{eT}Çözmek; yaymak.
[ETY][EUTS][İKPÖy.]
- 27
{eT}Açık söyleyip anlatmak.
[Mühennâ]
- 28
{eT}Aramak.
- 29
{eAT}Parlatmak; perdahlamak.
- 30
{eAT}Uzağa sürmek.
- 31
{eAT}Yaymak.
- 32
{eAT}Aşmak.
- 33
{eAT}Bol bol vermek.
- 34
{eAT}Uzaklaştırmak; gidermek.