193 madde
- açmakkelimef.Kapalı, sarılı, bağlı, katlı, dürülü veya buruşuk vaziyetteki bir nesneyi açık, düz hâle getirmek; çözmek; düzeltmek; aralamak; aralık etmek.
- adırmakkelimef.Ayırmak; tefrik etmek.
- aklamakkelimef.Çin.Reddetmek; nefret etmek; kötü bulmak; tiksinmek.
- alkmakkelimef.Bozmak; yok etmek; berbat etmek; mahvetmek; batırmak
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- amırmakkelimef.Sevmek.
- artatmakkelimef.Tahrip etmek; mahvetmek; bozmak; yıkmak.
- asmakkelimef.Bir nesneyi bir yere aşağı doğru sarkacak biçimde takmak, bağlamak.
- aşamakkelimef.Yemek yemek; gıda almak .
- aşlamakkelimef.Yemek; içmek; gıda almak.
- atızmakkelimef.Titretmek.
- atlaturmakkelimef.Ata bindirmek.
- atmakkelimef.Bir nesneyi elden bırakıp boşluğa, ileriye doğru fırlatmak. [Yüknekî]
- ayıtmakkelimef.Sormak.
- aymakkelimef.Anlatmak; açıklamak; söylemek; konuşmak; haber vermek; belirtmek; tasvir etmek; demek; takdim etmek. [Yüknekî]
- bamakkelimef.Bağlamak; raptetmek. [Yüknekî]
- belgürtmekkelimef.Açığa çıkarmak; belirtmek; göstermek; belli ettirmek.
- bermekkelimef.Vermek. [Yüknekî]
- bertetmekkelimef.Vurarak sertleştirmek, yoğun ve sıkı bir duruma getirmek.
- bertmekkelimef.Ezmek; çiğnemek; berelemek; kırmak; parçalamak.
- bilmekkelimef.Bir şeyi öğrenmiş, kavramış olmak; malumat edinmek. [Yüknekî]
- bitimekkelimef.Çin.Yazmak; hakketmek (kazımak); kopya etmek. [Yüknekî]
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- buyurmakkelimef.eT.Bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını bildirmek; emretmek.
- çebmekkelimef.Çevirmek.
- çıngratmakkelimef.Çınlatmak. DLT]
- çokmakkelimef.Vurmak.
- çomurmakkelimef.Suya batırmak; suya gömmek;
- çömürmekkelimef.Suya batırmak; suya daldırmak; çomurmak.
- egidmekkelimef.Beslemek; yetiştirmek; bakmak.
- elitmekkelimef.İlerletmek.
- engirmekkelimef.Eğirmek.
- entürmekkelimef.Araştırmak; aramak.
- ertmekkelimef.Fazla olmak; aşmak; geçmek.
- esirkemekkelimef.Vicdan ve merhameti kendinde biriktirmek; esirgemek.
- eşidmekkelimef.Kulakla duymak; işitmek. [Yüknekî]
- ıdmakkelimef.Salmak; serbest bırakmak.
- ıymakkelimef.Dışarı gitmek.
- iklemekkelimef.Toprağa düzenli aralıklarla basmak; ayakla çiğnemek.
- iletmekkelimef.eT.İlerletmek.
- inidmekkelimef.Bulmak istemek; aramak; özlemek.
- intürmekkelimef.Aratmak.
- işlemekkelimef.eT.Bir iş yapmak.
- iymekkelimef.Aşağı itmek.
- kabmakkelimef.Kapmak.
- kabramakkelimef.Zorla toplamak; bir araya getirmek; sıkmak; birlikte sıkıştırmak; üst üste bastırmak.
- kaburamakkelimef.Zorla toplamak; bir araya getirmek; sıkmak; birlikte sıkıştırmak; üst üste bastırmak.
- kadmakkelimef.Bunaltmak.
- kalamakkelimef.eT.Yığmak; sandığa koymak; saklamak.
- kalatmakkelimef.Bir şeye kılıf geçirtmek; sargıya koydurmak; kaplatmak; sardırmak.