178 madde
- açılmakkelimef.(Kapalı, katlı, örtülü, sarılı ve dolaşık durumda bulunan bir nesne için) açık duruma getirilmek; kapalı olma hâli kaldırılmak; açılmış olmak. .
- açımakkelimef.Acımak; ekşimek
- açmakkelimef.Kapalı, sarılı, bağlı, katlı, dürülü veya buruşuk vaziyetteki bir nesneyi açık, düz hâle getirmek; çözmek; düzeltmek; aralamak; aralık etmek.
- adnamakkelimef.Rengi atmak.
- ağınmakkelimef.Yukarı çıkmak; yükselmek.
- ağrımakkelimef.Vücudun herhangi bir yerinde rahatsız edici ağrı duymak; acımak; sancımak; sızlamak; ağrıya duçar olmak; burmak; burulmak; sancımak; zonklamak.
- agrırmakkelimef.Üşenip ağırlaşmak.
- ahsamakkelimef.Aksamak topallamak.
- ahsırmakkelimef.Aksırmak.
- ahtarılmakkelimef.Devrilmek; alt üst olmak; kendi kendine yıkılmak.
- akarmakkelimef.Ağarmak.
- akırmakkelimef.Anırmak
- aksamakkelimef.eT.Yürürken hafifçe sekmek; topallamak .
- alılmakkelimef.Alınmak .
- alışmakkelimef.Karşılıklı almak; karşılıklı alıp vermek; birbirinden almak; ticarette bulunmak. .
- alkınmakkelimef.Tükenmek; bitmek; sonuna kadar alınmak;son bulmak; azalmak;eksilmek yok olmak; kaybolmak; mahvolmak.
- alkmakkelimef.Bozmak; yok etmek; berbat etmek; mahvetmek; batırmak
- anglamakkelimef.Akıl erdirmek; anlamak.
- angsırmakkelimef.Aksırmak.
- ardırmakkelimef.Yormak.
- arılmakkelimef.Temizlenmek; saf hâle gelmek.
- arımakkelimef.Temiz olmak; paklanmak; temizlenmek; [Yüknekî]
- arıtmakkelimef.Kirlerinden temizlemek; silmek; kiri yok etmek.
- armakkelimef.Yorgun düşmek; yorulmak; aşırıya kaçmak; güçsüz kalmak. [Yüknekî]
- arsıkmakkelimef.Aldanmak
- artmakkelimef.Ölçülebilir ve sayılabilir nitelikler bakımından eskisinden daha çok olmak; çoğalmak; ziyade olmak; bereketlenmek; bolalmak; bollaşmak; nemalanmak.…
- aşmakkelimef.eT.Yüksekte bulunan bir engelin üzerinden öbür tarafa geçmek; bir şeyin üstünden geçmek.
- asmakkelimef.Bir nesneyi bir yere aşağı doğru sarkacak biçimde takmak, bağlamak.
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- atlamakkelimef.Bir yükseklikten ayakları yerden kesilmiş olarak sıçrayıp geçmek; ; çıvmak; hoplamak; kalgımak; sekmek; sıçramak. Duvardan atlamak.
- atlanmakkelimef.At sahibi olmak.
- atmakkelimef.Bir nesneyi elden bırakıp boşluğa, ileriye doğru fırlatmak. [Yüknekî]
- avlamakkelimef.Bir av hayvanını yakalamak veya bir silahla öldürmek.
- aymakkelimef.Anlatmak; açıklamak; söylemek; konuşmak; haber vermek; belirtmek; tasvir etmek; demek; takdim etmek. [Yüknekî]
- ayrılmakkelimef.Birlik veya bütünden kopmak, uzaklaşmak; terk etmek.
- aytmakkelimef.Söylemek; demek.
- azıtmakkelimef.Azmış hâle gelmek; azgınlık etmek.
- azmakkelimef.Yolunu şaşırmak; yoldan çıkmak; yolu yitirmek; şaşırmak.
- tabalamakkelimef.Kınamak; ayıplamak.
- tağılmakkelimef.Dağılmak.
- tağımakkelimef.Dağıtmak.
- tamgalamakkelimef.Hakanın damgasını (tuğrasını) vurmak; damgalamak; mühürlemek.
- tammakkelimef.Damlamak.
- tanlamakkelimef.Şaşmak; şaşırmak; hayret etmek; taaccüp etmek; acayip bulmak; danlamak.
- tapınmakkelimef.Hizmet etmek.
- taraklamakkelimef.Taraktan geçirmek; taramak.
- tarıkmakkelimef.Daralmak.
- tartmakkelimef.Çekmek; asılmak; uzatmak; germek; çekip almak. İKPÖy.]
- tatmakkelimef.Bir yiyecek ve içeceğin tadını, kalitesini kontrol etmek amacıyla ağza biraz almak, çiğnemek ve yemek; tadına bakmak.
- tebremekkelimef.Deprenmek; kımıldamak; sarsılmak.