atlamak

kelimef.

at-la-mak

  1. 1

    {eT}Bir yükseklikten ayakları yerden kesilmiş olarak sıçrayıp geçmek; ; çıvmak; hoplamak; kalgımak; sekmek; sıçramak. Duvardan atlamak.

    [EUTS]

  2. 2

    Ayakları yerden kesilmiş olarak sıçrayıp bir uzaklıktan ileri geçmek. Su birikintilerinden atlamak.

  3. 3

    Bir şeyi yakalamak için ileri doğru fırlamak. Kaleci, topa atladı.

  4. 4

    Yüksekte bulunan bir yerden aşağı doğru kendini atmak. Çatıdan atlamak.

  5. 5

    argo.Binmek. Otobüse atladığı gibi...

  6. 6

    Bir makamdan, bir mevkiden daha iyisine geçmek.

  7. 7

    Bulaşmak. Sığır vebası Trakya’ya atladı.

  8. 8

    Sıçramak. Yangın, karşıya atladı.

  9. 9

    Birbiri ile ilgisi bulunmayan nesneler ve olaylar arasında geçiş yapmak. Şimdi, Anadolu Selçuklularını bırakıp İspanya’ya atlayalım.

  10. 10

    Bir sınıfı okumadan bir üst sınıfa geçmek. Çok zeki çocuktu, ikiden dörde atladı.

  11. 11

    Saldırmak. Düşmanın üstüne yıldırım gibi atladı.

  12. 12

    mec. Aldanmak, kandırılmak.

  13. 13

    argo.(Erkek için) cinsel ilişkide bulunmak; cinsel ilişkiye alet etmek.

  14. 14

    f.gçl.Bir yeri sıçrayarak geçmek. Burayı bir adımda atlayabilir misin?

  15. 15

    Birini veya bir nesneyi dikkate almamak; yok saymak. Allah aşkına atla şu mızmızı.

  16. 16

    Dikkatsizlik sonucu unutmak veya gözden kaçırmak. Bankaya taksit vardı, bak atlamışız.

  17. 17

    Birbirini takip eden konu, şekil, yazı, rakam gibi bölümleri bilerek dikkate almadan ya da dalgınlıkla unutarak geçmek.

  18. 18

    Gazeteciler için, önemli bir haberi alamamak.

  19. 19

    {eT}Adım atmak.

    [Mühennâ]