500+ madde
- abalamakkelimef.Yeni elbise giydirip kuşatmak.
- abalamakkelimef.(Çocuk için) emeklemek; arada sırada yürümeye çalışmak; ilk adımlarını atmaya başlamak.
- abalamakkelimef.Korkmak.
- abalanmakkelimef.Birinin üzerine çullanmak; abanmak.
- abamakkelimef.(Çirkin ve kusurlu bir kız için) birini kandırarak o kız ile evlendirmek.
- abandırmakkelimef.Birinin abanma işini yapmasını sağlamak.
- abanlamakkelimef.Yürürken adımlarını uzun atmak; geniş adımlarla yürümek; arşınlamak.
- abanlanmakkelimef.Ar.Tanışmak; arkadaşlık, dostluk kurmak.
- abanmakkelimef.Bir şeyin üzerine kapanmak, gövdesinin büyük bir bölümü ile üzerini kaplamak; çullanmak; dayanmak; istinat etmek; yaslanmak; yastanmak; yumulmak.
- abannamakkelimef.Abanlamak.
- abanozlaşmakkelimef.(Kereste için) uzun süre suda bırakıldığında sertleşmek ve siyahlaşmak.
- abarmakkelimef.Kabarmak.
- abarmakkelimef.eT.Almak; alıp götürmek.
- abartılmakkelimef.Birisi veya bir olay hakkında abartmada bulunulmak; abartmak işi yapılmak; mübalağa edilmek. «Konu medyada abartıldı.»
- abartmakkelimef.Bir şeye olduğundan çok önem vermek; aşırı büyütmek; büyüksemek; büyütmek; dallandırmak; izam etmek; mübalağa etmek; şişirmek.
- abartmakkelimef.Aşırmak; çalmak.
- abazımakkelimef.(Ağaç için) kabarmak; şişmek.
- abazırmakkelimef.Uzun süre yorucu işlerde çalışmaktan dolayı yorgun, hâlsiz düşmek.
- abcalamakkelimef.Bacaklarını ayırarak yürümek.
- abcallamakkelimef.Sık ve telaşlı adımlarla yürümek.
- abdallanmakkelimef.Dilenmek.
- abeşivermekkelimef.Sarmaşmak; kucaklaşmak.
- abıçmakkelimef.Çocuğu arkasına almak; sırtına bindirmek.
- abideleşmekkelimef.Ülke ve toplum için yaptığı işler veya kişiliği dolayısıyla büyük takdir toplamak, herkes tarafından beğenilmek.
- abideleştirilmekkelimef.Abide durumuna getirilmek.
- abideleştirmekkelimef.Uzun yıllar hatırlanacak bir yapı hâline getirmek.
- abıdmakkelimef.Saklamak; gizlemek.
- abıldanmakkelimef.(Çocuk için) emeklemeye hazırlanmak.
- abımakkelimef.Örtmek; gizlemek.
- abınmakkelimef.Avunmak.
- abınmakkelimef.Düşeyazmak; yürürken ayağı kaymak.
- abışmakkelimef.Apışmak.
- abıtmakkelimef.Saklamak; gizlemek.
- ablamakkelimef.Avlamak.
- abmakkelimef.Fışkırarak çıkmak; akmak; fışlamak.
- abramakkelimef.Fırtınalı havalarda bir deniz taşıtını gemicilik kurallarına ve havanın değişkenliğine göre kullanmak.
- abraşmakkelimef.Olduğu yerde kalmak; kalakalmak.
- abrılmakkelimef.Bir şeyin üzerine kapanırcasına eğilmek; yaslanmak; abanmak.
- abrışmakkelimef.eT.(Çocuk için) annesinin arkasına sarılmak; sırnaşmak; direnmek.
- abuklandırmakkelimef.Umutlandırmak.
- abuklanmakkelimef.Güvenmek; bel bağlamak; ümitlenmek.
- acablamakkelimef.Hayret etmek; şaşmak.
- acalmakkelimef.(Makine dişlileri için) fazla kullanmaktan dolayı aşınmak.
- acaplamakkelimef.Kınamak; ayıplamak.
- acarlamakkelimef.Yenilemek.
- acarlaşmakkelimef.Acar olmak, acar duruma gelmek.
- acayipleşmekkelimef.Alışılagelmişin dışına çıkarak şaşırtıcı, yadırgatıcı bir duruma gelmek.
- acayipleştirmekkelimef.Birini veya bir şeyi tuhaf ve yadırganacak bir hâle getirmek.
- açdurmakkelimef.Birinin bir şey açmasına yol açmak: açmasını sağlamak; açtırmak.
- aceblemekkelimef.Hayret etmek; şaşırmak; şaşakalmak.