321 madde
- abakelimeis.eT.Abla; büyük kız kardeş; .
- açkelimesf.eT.(Kişi, hayvan için) yemek ihtiyacı içinde bulunan; acıkmış. (a:ç) .
- açıkelimesf.eT.Acı; acı olan; ekşi.
- adkelimeis.eT.Bir varlığı cins veya özel olarak diğer varlıklardan ayırt etmeye yarayan kelime; isim.
- akkelimesf.eT.Gün ışığının bütün renklerini yansıtan; süt renginde olan; beyaz.
- alkelimesf.eT.Alev rengi parlak kırmızı.
- alakelimesf.eT.Yer yer siyah, yer yer de beyaz kısımları bulunan renk; siyahlı beyazlı.
- alçakkelimesf.eT.Yüksek olmayan; yerden yüksekliği az olan; aşağıda olan.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- alkışkelimeis.eT.Takdis; kutsama; övme; tebrik; kutsama; hayır dua. 2. Birisi için açıkça iyilik dileme; hayır dua.
- amaçkelimeis.eT.Atıcılıkta nişan alınan yer; hedef tahtası; nişan yeri; hedef.
- anaçkelimeis.eT.Yavru verecek çağa gelmiş hayvan.
- andkelimeis.eT.Ant; yemin; ahit; söz verme.
- andagkelimezf.eT.Böylece; bu suretle; böyle; o kadar.
- angıtkelimeis.eT.Kanatları kiremit renginde, ördeğe benzer bir tür kuş; angut.
- arakelimeis.eT.İki yeri veya nesneyi birbirinden ayıran uzaklık; açıklık; mesafe; boşluk; aralık. [Yüknekî]
- arışkelimeis.eT.Dokuma tezgâhında uzunlamasına gerilmiş olan ipler; eriş; çözgü.
- aşkelimeis.eT.Pişirilerek hazırlanan yiyecek; yemek; gıda; katık; yiyecek;yenecek şey; çorba. [Yüknekî]
- aşmakkelimef.eT.Yüksekte bulunan bir engelin üzerinden öbür tarafa geçmek; bir şeyin üstünden geçmek.
- atakelimeis.eT.Baba. [Yüknekî]
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- atışmakkelimef.eT.Karşılıklı olarak birbirine hoş olmayan sözler söylemek; söz dalaşı etmek.
- atlıkelimeis.eT.Ata binmiş kişi; binici; süvari; sipahi.
- aykelimeünl.eT.Beklenmedik bir durum karşısında beliren şaşkınlık, ürküntü ve korkuyu ifade eder.
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- ayrıkkelimesf.eT.Birbirinden ayrı duran.
- ayrukkelimee.eT.Başka; ayrı; diğer; gayri; maada.
- azkelimesf.eT.Ölçü ve derece bakımından yetersiz; çok olmayan; biraz. [Yüknekî]
- azıglıgkelimesf.eT.Azılı; korkunç; azı dişi belirmiş olan.
- azılmakkelimef.eT.Yanılmak. [Yüknekî]
- bakanakkelimeis.eT.Geviş getiren hayvanların tırnakları; çatal tırnaklı hayvanlarda iki tırnaktan her biri ve iki tırnak arası; .
- bakınmakkelimef.eT.Gözleriyle çevresine bakıp araştırmak; . [Yüknekî]
- bakmakkelimef.eT.Bakışı veya gözleri bir şeye çevirmek; . [Yüknekî]
- balakelimeis.eT.Kuş yavrusu; palaz; yavru; .
- baldırkelimesf.eT.Çağı başında yapılan; dönem başında olan.
- baldırkelimeis.eT.Bacağın diz kapağı ile ayak bileği arasında kalan kısım; incik.
- balıkkelimeis.eT.Omurgalılardan tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, genellikle solungaçlarıyla suyun içinde erimiş halde bulunan havayı emmek suretiyle solunum yapan,…
- balıkçınkelimeis.eT.Perde ayaklılardan uzunca gagalı ve uzun çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen bir kuş türü; deniz kırlangıcı; sumru, (Sterna…
- barkkelimeis.eT.Barınak; ev bark; konut; ev; bina; mesken.
- baykelimesf.eT.Zengin; varlıklı; ağa.
- bayıkkelimesf.eT.(Söz için) doğru; gerçek.
- bayrakkelimeis.eT.Bir milletin kendine sembol olarak seçtiği işaret ve renklerden meydana gelmiş, bir gönderin ucuna takılı, toplumun birleşme sembolü olarak…
- beklemekkelimef.eT.Sabit kılmak; hareketsiz bırakmak; tespit etmek.
- beklenmekkelimef.eT.Biri tarafından beklenir durumda bulunmak.
- bekleşmekkelimef.eT.Antlaşma yapmak; ahitleşmek.
- bekletmekkelimef.eT.Bağlatmak; hapsettirmek.
- belkelimeis.eT.Kol ve bacakların birleştiği yer; bel.
- belikkelimeis.eT.Fitil; kandil fitili.
- benkelimezm.eT.Teklik birinci kişi zamiri. .
- berkkelimesf.eT.Sağlam. (1935) [Yüknekî]