1. ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
  2. ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
  3. ağıkelimeis.eT.Zehir; baldıran; sem; siyanür; toksin; zıkkım.
  4. ağılkelimeis.eT.Koyun ve keçi sürülerinin etrafı çit çevrili gece barınağı; ağal; avul; ayil.
  5. ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
  6. ağırşakkelimeis.eT.Her türlü yassı ve değirmi nesne.
  7. ağızkelimeis.eT.Vücudun baş kısmının ön alt tarafında bulunan sindirim sisteminin başlangıcı, tat alma, nefes alıp verme ve konuşma gibi fonksiyonları yerine getiren…
  8. ağızkelimeis.eT.Memelilerde doğumu takip eden günlerde süt bezleri tarafından üretilen bağışıklık ögelerince zengin sarımtırak süt; yeni doğuran hayvanın ilk sütü; .
  9. ağlamakkelimef.eT.Bir acıdan, üzüntüden dolayı inleyerek, hıçkırarak veya göz yaşı dökerek duygularını açığa vurmak.
  10. ağmakkelimef.eT.Su gibi akıp gitmek; kaymak.
  11. ağnamakkelimef.eT.(Hayvanlar için) yere yatıp sırtını kaşımak; debelenmek, kıvranmak.
  12. ağrıkelimeis.eT.Duyu sinir uçlarının şiddetli uyarılmasıyla ortaya çıkan, acıdan daha sürekli, sızıdan daha şiddetli bedenî ıstırap; acı; buruntu; kulunç.
  13. ağrıkkelimeis.eT.Vücudun belli bir yerinde duyulan ağrı, sızı; sancı; yel; .
  14. aharkelimeis.eT.Çay; dere; akarsu.
  15. ahıkelimeis.eT.On dört ve on beşinci yüzyıllarda Anadolu’da yaygın bir sosyal güvenlik kurumu olan Ahilik ocağından olan kimse.
  16. ahikelimeis.eT.Bir kimsenin en çok sevdiği yakını; arkadaş; dost.
  17. akkelimesf.eT.Gün ışığının bütün renklerini yansıtan; süt renginde olan; beyaz.
  18. akçakelimeis.eT.bknz. akçe
  19. akçekelimeis.eT.Küçük gümüş para.
  20. akdukkelimeis.eT.Kötü; fena; çirkin.
  21. akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
  22. aksakkelimesf.eT.Bacağında bulunan hafif bir özürden dolayı hafifçe topallayan; aksayan; seken; topal.
  23. aksamakkelimef.eT.Yürürken hafifçe sekmek; topallamak .
  24. aktarmakkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere götürmek; taşımak; göçermek.
  25. akurkelimeis.eT.Yamaçlara yapılan düz ve yan yol.
  26. alkelimesf.eT.Alev rengi parlak kırmızı.
  27. alakelimesf.eT.Yer yer siyah, yer yer de beyaz kısımları bulunan renk; siyahlı beyazlı.
  28. alankelimeis.eT.Açık, düz ve geniş arazi; düz ve açık yer; düzlük; meydan; saha.
  29. alçakkelimesf.eT.Yüksek olmayan; yerden yüksekliği az olan; aşağıda olan.
  30. aldakelimeis.eT.Pusu; hile; tuzak.
  31. aldakkelimeis.eT.Avutacak, kandıracak, gönül alacak söz; aldanca.
  32. aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
  33. aldilkelimeis.eT.Kurnazlık; hile.
  34. alençikkelimeis.eT.Çardak; çadır.
  35. alevkelimeis.eT.Yanmakta olan cisimlerden çıkan, dil şeklinde kızıl turuncu renkli, akkor hâlindeki yanıcı gaz kütlesi.
  36. alıkkelimeis. sf.eT.Anlama ve sezme gücü yetersiz; aptal; avanak; bön; budala; ebleh; saf; salak; sersem.
  37. alıkkelimeis.eT.Tutuş; kavrayış.
  38. alınkelimeis.eT.İnsan başının ön tarafında yüzün üst bölümünü oluşturan saç bitimi, şakaklar ve kaşlar arasında kalan kısım.
  39. alkışkelimeis.eT.Takdis; kutsama; övme; tebrik; kutsama; hayır dua. 2. Birisi için açıkça iyilik dileme; hayır dua.
  40. almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
  41. altınkelimeis.eT.Atom numarası 79, atom ağırlığı 197.2, özgül ağırlığı 19.5 gr/cm3 olan, 1064 ºC’de ergiyen, parlak sarı renkte, yoğun, inceltilebilen, havadan ve…
  42. altıncıkelimesf.eT.Sıralama yapıldığında yeri altı sırasında olan.
  43. altmışkelimeis.eT.Altı kere on; elli dokuzdan sonra, altmış birden önce gelen sayı.
  44. aluçakelimeis.eT.Bir tür erik.
  45. aluçekelimeis.eT.Küçük erik; çakal eriği; kuş üzümü; Frenk üzümü.
  46. amkelimeis.eT.kaba. Kadın cinsel organı.
  47. amaçkelimeis.eT.Atıcılıkta nişan alınan yer; hedef tahtası; nişan yeri; hedef.
  48. anakelimeis.eT.Çocuğu olan kadın; anne.
  49. anaçkelimeis.eT.Yavru verecek çağa gelmiş hayvan.
  50. anarberikelimeis.eT.bknz. anarıberi