- oturmakkelimef.Sakinleşmek; sükûnet bulmak; durulmak.
- talamakkelimef.Yağma ve talan etmek; yok etmek.
- tapmakkelimef.Hizmet etmek.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- turmakkelimef.Kalmak; durmak; beklemek; mukim olmak; bulunmak.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- ulaşmakkelimef.eT.Ulaşmak; bitişmek; yapışmak.
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- urmakkelimef.Vurmak; saldırmak; dövmek; çarpmak.
- uyanmakkelimef.eT.Uyku durumundan çıkmak.
- uyışmakkelimef.Pıhtılaşmak; katılaşmak.
- üyümekkelimef.Uyumak.
- uzamakkelimef.eT.Uzunluğu artmak.
- üzilmekkelimef.Kopmak; ayrılmak; kurtulmak; kesilmek; yüzülmek.
- üzmekkelimef.Kırmak; çeke çeke koparmak; kesmek; parçalamak; delmek; bozmak; uzaklaştırmak; mahvetmek; yok etmek.
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yakmakkelimef.eT.Ateş oluşturmak.
- yapışmakkelimef.eT.Yapıştırıcı bir maddenin etkisi ile bir yüzeye, oradan ayrılmayacak, kopmayacak biçimde sımsıkı bağlanmak; orada sabitleşmek; kalmak; tutunmak.
- yapmakkelimef.eT.İnşa etmek; kurmak; yaratmak.
- yaradmakkelimef.Yaratmak.
- yaramakkelimef.Olumlu sonuç vermek; yararlı olmak; yaptığı, ele aldığı bir şeyi kolaylaştırmak. .
- yarışmakkelimef.Yarış etmek; at yarışı yapmak.
- yarmakkelimef.Yırtmak; bir şeyi keserek zorla parçalamak; birbirinden uzaklaştırmak; kırmak; parçalamak; ayırmak; bölmek.
- yaşamakkelimef.Canlılığını sürdürmek; hayatta olmak; sağ olmak; canlılığa ilişkin belirtiler taşımak; diri olmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yazmakkelimef.Söz ya da düşünceyi özel işaret ve harflerle ifade etmek.
- yeldürmekkelimef.Koşuşturmak.
- yellenmekkelimef.Gaz çıkarmak.
- yellenmekkelimef.Hayaları şişmek ve sancımak.
- yelmekkelimef.(Kişi için) koşmak; acele ile yürümek; telaşla koşturmak; hızla gitmek; tez koşmak.
- yemekkelimef.eT.Bir yiyeceği ağızda çiğneyerek yutup mideye indirmek.
- yenmekkelimef.Bir savaşta silah gücüyle ona boyun eğdirmek; üstünlük sağlamak; savaşı kazanmak; galip gelmek; üstün gelmek; zafer kazanmak.
- yetmekkelimef.Bir şey başka bir şeyi karşılayabilecek ölçüde ve miktarda olmak; bir ihtiyacı karşılayacak, giderecek nitelikte ve ölçüde olmak; yeterli olmak; kâfi…
- yırtmakkelimef.Parçalamak.
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.
- yonmakkelimef.Yontmak; tıraş etmek; tıraşlamak; düzeltmek.
- yörimekkelimef.Yürümek.
- yudmakkelimef.Yutmak.
- yumakkelimef.Yıkamak; temizlemek; kaldırmak.